Former ile ilgili cümleler

English: According to the "Levada Center" organization, approximately 70% of Russians have never been outside of the former USSR.
Turkish: "Levada Center" örgütüne göre, Rusların yaklaşık %70'i eski SSCB dışına hiç çıkmamıştır.

English: Ali is a former truck driver.
Turkish: Ali eski bir kamyon şoförüdür.

English: Ali is a former student of mine.
Turkish: Ali benim eski öğrencimdir.

English: Ali is a former CIA agent.
Turkish: Ali eski bir CIA ajanı.

English: After her sickness, she's only a shadow of her former self.
Turkish: O, hastalığından sonra, eski halinin sadece bir gölgesidir.

Former ingilizcede ne demek, Former nerede nasıl kullanılır?

Former chief of staff : Bir zamanlar genelkurmay başkanı olan kimse. Eski genelkurmay başkanı.

Former days : Eski zamanlar. Geçmiş. Eski günler.

Former president : Sabık reis. Eski başkan.

Former prime minister : Çalışma süresini doldurmuş başbakan. Artık görev başında olmayan başbakan. Eski başbakan.

Former rank : Önceki durumu.

Acid former : Asit oluşturucu.

Former times : Eski günler. Geçmiş. Eski zamanlar. Geçmiş zaman.

The former and the latter : Öncesi ve sonrası. Bir önceki ve bir sonraki. Önce ve sonra.

Former time : Eski günler. Eski zamanlar. Geçmiş.

Carbide former : Karbür oluşturucu.

İngilizce Former Türkçe anlamı, Former eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Former ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Archaic : Kadim. Modası geçmiş. Geçmişe ait. Eskiye ait, eski devirden kalma arkaik, kalıntı. Arkaik. Başlangıç çağı. Gramer, madencilik alanlarında kullanılır. Eskimiş. Artık kullanılmayan.

Prior : Kıdemli. Öncelikli. Evvel. Mukaddem. Dini kuruluş yetkilisi. Manastır başrahibi. Önceden. Daha önemli.

Excelled : Sivrilmek (argo terim). Gölgede bırakmak. Baskın çıkmış. Geçmek. Üstün olmuş. Üstün olmak.

Dominators : Baskın olan kimse. Otorite sahibi kimse. Kontrol eden kimse. Selef. Hakim olan kimse. Kontrolü elinde bulunduran kimse. Başat karakter.

Erstwhile : Vaktiyle. Önceden. Bir zamanlarki. Bir zamanlar. Eskiden.

Corniest : Tahıl. Aptal. Tahıl bakımından zengin. Çok kullanılan. Modası geçmiş. Klişe. Bayat. Tanecikli. Nasırlı.

Bygones : Mazi.

Fore : Önde. Öndeki. Önde olan. Ön taraftaki. Baş taraf. Ön. Başa doğru. Pruva. Başta.

Preceding : Mukaddem. Önde bulunan. -den önceki. Önce gelme. Önce gelen.

Departing : Ayrılan. Ayrılma. Gitme.

Former synonyms : belated, exceeders, whilom, molders, diesinker, previous, foregoing, onetime, quondam, archaistic, one time, other, pristine, formative, foretimes, moulder, moldered, sometime, passing, background, predecessors, transitional, foretime, anterior, exceeder, forerunner, mouldered, molder, early, passed, antecessor, the previous, cornier.

Former zıt anlamlı kelimeler, Former kelime anlamı

Future : Gelecekte olacak şey. Gelecek zaman kipi. İstikbal. İlerideki. Müstakbel. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. İleriki. İlerki.

Present : Adamla getirtme. Tanıtmak. Armağan. Göstermek. Sahnede göstermek. Şimdiki. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Takdim etmek. Mevcut.

Latter : Sonra gelen. Sonuncu. İkisinden sonuncusu. Zaman olarak daha sonra meydana gelmiş olan. Sonuncusu. Sonraki. İkincisi. Son. Modern. Son söylenen.

Former ingilizce tanımı, definition of Former

Former kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Previous. Earlier. Hence, ancient. Preceding in order of time. One who forms. A creator. Prior. A maker. Antecedent. Long past.

Former ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Former kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Former ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Former anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Former ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Elektron yakalama: yıldırım elektronları toprağa boşalmadan önce yakalanabilir mi?...
  • Pafta: pafta numarasındaki i harfinin anlamı nedir örn.24i gibi...
  • Geri kazanım: Çok teşekkürler geri kazanım atık toplama ve atık yağ toplama ile ilgili güzel bir yazı olmuş....
  • Hallaçlık: hallacı nasıl bulabilirim mersindeyim...
  • Çavşırı: Çavşır bitkisi ile ilgili detaylı bilgi (nerelerde yetişir vs...) alabilir miyim?...