İnsan; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

 

"İnsan" ile ilgili cümle örnekleri

  • "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

İnsan, halk

Biyoloji'deki anlamı:

Memeliler (Mammalia) sınıfının, insangiller (Hominidae) familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, beyinleri çok gelişmiş, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.

Felsefi anlamı:

(Genel olarak) Usu olan canlı varlık. Bir yandan canlı varlıklar, hayvanlar alanının bir üyesi, türü; öte yandan onu aşan bir varlık; dik yürüyen, ellerini kullanan, beyni özel bir biçimde gelişmiş olan, özelleşmiş organları olmayan, çevresini değiştirebilen, dünyaya ve evrene açık olan, konuşan ve yaratıcı düşünme yeteneği olan, deney dünyasını aşabilen, kendinin ve evrenin bilincine varmış olan, eylemlerinden sorumlu olan varlık.

Sosyoloji'deki anlamı:

Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Homo sapiens Maymunlar (Primates) takımının insangiller (Hominidae) familyasından bir memeli türü. Yaşayan tek türüdür. İki ayağı üzerinde durur ve yürür. Kolları kısadır. Vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmıştır. Çeneleri belirlidir. Beyinleri çok gelişmiştir (1400 cm3). Kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksektir. Konuşabilen tek yaratıktır.

İngilizce'de İnsan ne demek? İnsan ingilizcesi nedir?:

modern man, man

Fransızca'da İnsan ne demek?:

homme

İnsan kısaca anlamı, tanımı:

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur : "kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan kıymetini insan bilir : "bir kimsenin ne kadar değerli olduğunu ancak o kimsenin değerini ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan kendini beğenmese çatlar : "herkes kendini beğenir; bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan insanın şeytanıdır : "uygunsuz arkadaş, insanı doğru yoldan saptırır, kötülüğe sürükler" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan yükü ağırdır : "hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz. "yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür" anlamında kullanılan bir söz.

İnsanda akıl bırakmamak : Düşünceleri karmakarışık yapmak, kararsızlığa yol açmak.

İnsan doğduğu yerde değil doyduğu yerde : "insan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan ayağı değmemiş : İçine insan girmemiş, içinde insan olmayan.

İnsan eli değmemiş : Bakımsız kalmış yer.

İnsan eti yemek : Birini çekiştirmek.

İnsan gibi : İnsanlara yaraşır biçimde.

İnsan gönlünün artığını söyler : "insanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan içine çıkmak : Toplum içine karışmak, başkalarıyla ilişki kurmak.

İnsan kuş misali : Uzakça bir yere gidildiğinde söylenen bir söz.

İnsanın adı çıkacağına canı çıksın : "insanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan biçimcilik : İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması, antropomorfizm.

İnsan bilimi : Antropoloji.

İnsan coğrafyası : Beşerî coğrafya.

İnsan evladı : İyi insan, iyi kimse.

İnsan hali : İnsanlık hâli.

İnsaniçincilik : İnsanmerkezcilik.

İnsan kurusu : Çok zayıf (kimse).

İnsanmerkezci : İnsanmerkezcilik öğretisini benimseyen, insaniçinci, antroposantrist.

İnsan müsveddesi : Bir insanda bulunması gerekli niteliklerden yoksun olan (kimse).

İnsanoğlu : İnsan, âdemoğlu, fâni.

İnsan sarrafı : Adam sarrafı.

İnsanüstü : İnsan gücünü ve yeteneklerini aşan, fevkalbeşer.

Üst insan : Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün olan insan, dâhi.

Bilim insanı : Bilim adamı.

İnsan ayaktan at tırnaktan kapar : "birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan beşer kuldur şaşar : "kişinin zaman zaman şaşırmasını, yanılmasını hoş görmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan bilimci : Antropolog.

İnsan bilimsel : Antropolojik.

İnsan çeşit çeşit yer damar damar : "toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan konuşa konuşa hayvan koklaşa koklaşa : "insanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan sözünden hayvan yularından tutulur : "yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz" anlamında kullanılan bir söz.

İnsanca : (insa'nca) İnsana yakışır bir biçimde, insancasına. İnsana yakışan, insana özgü olan, insanla ilgili, insani. (insa'nca) İnsan bakımından.

İnsancı : İnsancıl.

İnsancıl : İnsan seven. İnsanla ilgili. İnsana değer veren. İnsancılık yanlısı olan, beşeriyetçi, hümanist.

İnsancılık : İnsancıllık.

İnsangiller : Yaşayan insanı kapsayan familya.

İnsani : İnsanla ilgili, insana özgü. İnsanca.

İnsani yardım : Doğal afet zamanlarında insanın temel gereksinimleri olan sağlık, barınma vb. konularda yapılmış olan yardım. İyilik olsun diye yapılmış olan herhangi bir yardım.

İnsanımsılar : İnsansılar.

İnsanın alacası içinde hayvanın alacası dışında : "hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsanın eti yenmez derisi giyilmez tatlı dilinden başka nesi var : "insan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsaniyet : İnsanlık.

İnsaniyet namına : "insanlığa yakışır duygulara uyarak" anlamında kullanılan bir söz.

İnsaniyetli : İnsanlığı olan, mürüvvetli.

İnsaniyetsiz : İnsanlığı olmayan, mürüvvetsiz.

İnsaniyetsizlik : İnsaniyetsiz olma durumu.

İnsanlaşmak : İnsanca davranma özelliği kazanmak, insana yaraşır biçimde davranmak.

İnsanlık : İnsanların tümü, beşeriyet. İnsan olma durumu, insaniyet. İnsanca davranma, insaniyet. İnsanın değerini, saygınlığını veren öz, insana yaraşır yaşama ve düşünme ilkesi, insaniyet. İnsanı sevme, insan sevgisi, insancıl olma, insaniyet. Doğru dürüst insana yakışır durum, adamlık, âdemiyet. İnsanı insan yapan, insanın doğasını oluşturan niteliklerin hepsi, insaniyet.

İnsanlık etmek : İnsana yaraşır biçimde davranmak.

İnsanlık hali : Her insanda görülebilen, olağan karşılanması gereken durum, insan hâli.

İnsanlık sende kalsın : Adamlık sende kalsın.

İnsanlık suçu : İnsanlığa karşı işlenen kabahat.

İnsanlıktan çıkmak : Çok zayıflamış olmak. insana özgü niteliklerini yitirmek.

İnsanmerkezcilik : İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti, insaniçincilik, antroposantrizm.

İnsanoğlu çiğ süt emmiş : "insanlardan tam bir doğruluk beklenmez" anlamında kullanılan bir söz.

İnsansı : İnsana benzeyen, insanı andıran, insanımsı, antropoit.

İnsansılar : Maymunları ve insangilleri içine alan maymunlar alt takımı, insanımsılar, antropoitler.

İnsansız : İçinde insan bulunmayan.

İnsansız araç : Belirli bir bölgenin güvenlik açısından gözetlenmesi ve denetlenmesi amacıyla gerekli araçlarla donatılmış, uzaktan yönetilerek uçurulan araç.

İnsansız bölge : Güvenlik amacıyla boşaltılmış arazi. Coğrafi şartları bakımından insanın yaşamasına uygun olmayan arazi.

Acı söz insanı dininden çıkarır : "insanın gururunu inciten söz, o kimseyi kötü davranışlarda bulunmaya yöneltir" anlamında kullanılan bir söz.

Ağacı kurt insanı dert yer : "kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir" anlamında kullanılan bir söz.

Altın ateşte insan mihnette belli olur : "altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşıldığı gibi bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür" anlamında kullanılan bir söz.

Bıçağı kestiren kendi suyu insanı sevdiren kendi huyu : "bir şeyin, bir kimsenin değeri, kendisinde aranılan özel niteliklerle artar" anlamında kullanılan bir söz.

Dağ başına kış gelir insanın başına iş gelir : "dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur : "ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar, insanlar günün birinde birbirleriyle karşılaşabilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Demir nemden insan gamdan çürür : "nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır" anlamında kullanılan bir söz.

Hayvan koklaşa koklaşa insan konuşa konuşa : İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa.

Hayvanın alacası dışında insanın alacası içinde : "hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz " anlamında kullanılan bir söz.

İş insanın aynasıdır : "bir kimsenin nasıl bir kişi olduğu yaptığı işlerden anlaşılır" anlamında kullanılan bir söz.

İyi insan sözünün üstüne gelir : "yokluğunda kendisinden söz edilen kimse, konuşmanın üzerine gelirse o iyi insandır, denilir" anlamında kullanılan bir söz.

Kötü komşu insanı hacet sahibi eder : "kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır" anlamında kullanılan bir söz.

Toplum : Topluluk. Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet.

Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bireyin kazandığı bilgi. Tarım. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.

Çevre : Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Yağlık. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam.

Düşünme : Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi. Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu.

Konuşma : Konuşmak işi. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere.

Evren : Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Büyük yılan.

Bulgu : Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

Beşer : Beş sayısının üleştirme sayı sıfatı. İnsanoğlu, insan. Her birine beş, her defasında beşi bir arada.

Ademoğlu : İnsan.

Adem : Yokluk.

İnsan ile ilgili Cümleler

  • İnsan ailesini korumak zorundadır.
  • Burada her zaman çok insan var mı?
  • Hayvanlar Amerikan yerlileri için insanların daha kutsaldılar.
  • Ali gibi diğer insanları tanıyorum.
  • İnsan aptallığı uluslararasıdır.
  • Bazı insanlar onlarla konuşulmadıkça nadiren konuşurlar.
  • Ve sonra insanoğlunun suda yaşayamadığını hatırladı.
  • İnsan açgözlülüğü birçok türün varlığını tehdit ediyor.
  • Neden insanlar çok dikkatsiz.
  • Bazıları insanlar yaz mevsimini, diğerleri ise kışı sever.
  • İnsan Allah kadar her şeye kadir değildir.
  • İnsan ana rahminde bir kordonla besleniyor, sence insan özgür mü doğuyor?
  • İnsan ağacı gençken bükmeli.
  • İnsan, alışkanlıklarının kölesidir.

Diğer dillerde İnsan anlamı nedir?

İngilizce'de İnsan ne demek? : [INSAN] adj. human

n. human being, human, man, hominid, humanity, microcosm, mortal, naked ape, spirit, Wight, born of woman, lords of creation

pref. anthropo

Fransızca'da İnsan : homme [le], humain [le], mortel [le][la], être humain, créature [la]

Almanca'da İnsan : n. Gewächs, Mensch, Person, Seele, Typ

PROn. ein

Rusça'da İnsan : n. человек (M)

adj. человеческий, людской, гуманный

 

İnsan ile ilgili Resimler

İnsan ile ilgili resimler
İnsan ile ilgili resimler
İnsan ile ilgili resimler
İnsan ile ilgili resimler
İnsan ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda İnsan nedir? İnsan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İnsan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İnsan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Çavşırı: Çavşır bitkisi ile ilgili detaylı bilgi (nerelerde yetişir vs...) alabilir miyim?...
  • Referandum: herhangi ciddi bir sistem değişikliğinde, hükümetlerin son bir kez de direkt olarak halka sordukları oylama biçimi olan referandum, a...
  • Semirsek: Kilis yöresinde kısaca SEMSEK denilen yufka arasına iç pilav (soğanlı,kıymalı pilav) konularak 10x10 olarak hazırlanıp zeytinyağında ...
  • Sorgulama: Vatan Ülke ve Millet olarak en büyük eksiğimiz olarak algıladığım değerlendirdiğim genel manada Ticaret de Siyaset de ve Genel yaşa...
  • Kafeterya: Bana acil bir şekilde İçecek işletmelerinin çeşitleri , tanımları ve çalışanların görevleri lazım yardımcı olabilirmisiniz yarın bir ...