Ters; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

 

"Ters" ile ilgili cümle

  • "Ters adamın işi de ters gider." - M. Ş. Esendal
  • "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama." - H. C. Yalçın
  • "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar." - M. Ş. Esendal
  • "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."
  • "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Koyunlarda tırnak içlerinde ince kurtların oluşmasına neden olan bir çeşit hastalık.

Suçlu.

1.Gübre. 2.İnsan ya da hayvan dışkısı.

Gübre.

Aksi, muhalif

Ters, geri, tekrar

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir a sayısı için 1/a sayısı.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

(kesirlerde) bk. evrik (dönüşümde).

İngilizce'de Ters ne demek? Ters ingilizcesi nedir?:

inverse, reverse, reciprocal

Ters tanımı, anlamı:

Ters anlamak : Yanlış yorumlamak, doğru anlam vermemek.

Ters düşmek : Aykırı durumda olmak, karşıt olmak.

Ters gitmek : Bir iş doğru ve düzgün yürümemek, sorun çıkmak.

Ters tarafından kalkmak : Sol tarafından kalkmak.

Tersi dönmek : Şaşırıp bulunduğu ve gideceği yeri kestirememek.

Tersinden okumak : Yanlış anlamak. olayı veya bir sanat eserini farklı biçimde değerlendirmek, yorumlamak.

Tersine çevirmek : İçini dışına çevirmek.

Tersine dönmek : Beklenildiği, umulduğu gibi gerçekleşmemek, aksi olmak.

Tersine gitmek : Bir işten veya bir durumdan hoşlanmamak. istenildiği gibi gerçekleşmemek, iyi sonuç vermemek.

Ters açı : Birinin kenarları öbürünün kenarlarının uzantısından oluşan açılardan her biri.

Ters baskı : Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin arka veya alt yüzeyine yapılmış olan baskı.

Tersbeşik : Sırtüstü yatışta kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma, yuvarlanma.

Ters düz : "Bir süre kullanılmış olan giysilerin içini dışına çevirmek" anlamında kullanılan ters düz etmek deyiminde geçen bir söz.

Ters evirme : Olumlu veya olumsuz olan bir önermenin konusunun tersini, yüklem ve yüklemin tersini konu yapma.

Ters pers : Düzelemeyecek kadar ters bir biçimde.

Ters ters : Ters. Ters bir biçimde.

Ters yüz : Gerisin geriye, ters yüzü.

Şeytantersi : Maydanozgillerden, Orta Asya'da ve Akdeniz ülkelerinde yetişen, kalın köklü, sarı çiçekli, pis kokulu bitki (Ferula assa-foetida). Bu bitkiden elde edilen ve hekimlikte kullanılan reçineli zamk.

Ters pers olmak : Fena hâlde bozulmak. yüzükoyun düşmek.

Ters ters bakmak : Düşmanca ve öfkeli bir biçimde bakmak.

Ters yüz çevirmek : Ters yüzüne çevirmek.

Ters yüz dönmek : Ters yüzüne dönmek.

Ters yüz etmek : Şüpheli duruma sokmak. işleri bozmak. değiştirmek. bir süre kullanılmış olan giysilerin içini dışına çevirmek.

Ters yüz geri dönmek : Gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek.

Ters yüzü : Ters yüz.

Ters yüzü geri dönmek : Gerisin geriye gitmek. gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek.

Ters yüzüne çevirmek : Geri döndürmek.

Ters yüzüne dönmek : Geri gitmek, geri dönüp gitmek.

Tersane : Gemi yapılmış olan yer, gemilik, tezgâh.

Tersane kethüdası : Tersanede kaptan paşadan sonra gelen en yüksek aşamalı ve en yetkili Osmanlı subayı.

Tersane sergisi : Osmanlı Devleti'nde tersanede çalışanların alacaklarını gösteren çizelge.

Tersaneli : Osmanlı Devleti'nde deniz subayı ve eri.

Tersim : Resmini yapma.

Tersim etmek : Resmetmek.

Tersin tersin : Ters olarak.

Tersine : Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, bilakis, aksine.

Tersinir : Bir olayın ortaya çıkma şartlarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen (kimyasal, fiziksel ve mekanik dönüşüm).

Tersinir elektrot : Potansiyeli çok az ölçüde azaltıldığı veya çoğaltıldığı zaman elektrot reaksiyonu her iki yönde de yürüyebilen elektrot.

Tersinirlik : Tersinir bir olayın özelliği.

Tersinme : Tersinmek işi.

Tersinmek : Geri dönmek, rücu etmek. Hiddetlenmek, aksilik etmek.

Tersiyer : Üçüncül.

Tersleme : Terslemek işi.

Terslemek : Hayvanlar pislemek. Bir kimseye gönül kırıcı, sert söz söylemek veya gönül kırıcı davranmak, azarlamak.

Terslenme : Terslenmek işi.

Terslenmek : Tersleme işine konu olmak. Aksilik etmek, terslik göstermek.

Tersleşme : Tersleşmek işi.

Tersleşmek : Terslik etmek, zıt davranmak.

Terslik : Aksilik. Ters olma durumu. Tersçe davranış.

Terslik etmek : Zıt davranmak.

Dış ters açı : İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında, paralellerin dışında altlı üstlü oluşan dört açıdan her biri.

Dürbünün tersiyle bakmak : Bir şeyi küçümsemek, olduğundan çok daha az önemli görmek.

Elinin tersiyle çarpmak : Ayanın arkasıyla şiddetle tokat atmak.

Elinin tersiyle itmek : Reddetmek, kabul etmemek.

İç ters açı : İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında ve paralellerin içinde altlı üstlü ortaya çıkan dört açıdan her biri.

Kulağı ters taraftan göstermek : Kolay yolu varken bir işi daha zor ve uzun yollar kullanarak yapmak.

Külahını ters giydirmek : Çok kurnaz olmak.

Madalyonun ters tarafı : "olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü" anlamında kullanılan bir söz.

Pabucunu ters giydirmek : Güç bir duruma sokarak telaş içinde kaçırmak.

Şeytana külahı ters giydirmek : Çok kurnaz olmak.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kesici : Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper. Kesme işinde kullanılan araç. Kasaplık hayvanları kesen kimse. Kesme işini yapan kimse.

Alet : Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.

Kesme : Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kesme işareti. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesmek işi. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.

Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

Zıt : Karşıt, ters.

Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Sadece. Beraber. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan.

Yanı : "Demek oluyor ki" anlamlarında bir söz. "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz.

Elverişsiz : Uygun olmayan, uygun gelmeyen.

Münasebetsiz : Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Ters, aksi.

Aksi : Uygun olmayan. Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi. İnatçı, hırçın, huysuz.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Ters açılar : Kıyılan birbirinin uzantısı olan iki açı. Kesişen iki doğrunun ters taraflarında kalan açılar. Tepe noktaları aynı fakat ortak hiçbir kolları yoktur.

Ters agonist : Modifiye iki durum modeline göre almacı etkin durumuna değil de etkin olmayan durumuna yüksek çekicilik gösteren agonist ilaçların ortama eklenmesiyle, etkin ve etkisiz durumlar arasındaki dengenin etkisizlik lehine geçmesi sonucu bir diğer ilacın spontan etkinliğini azaltan ilaç.

Ters akan koyak : Suları, uyumlu koyağın ters yönünde akan koyak.

Ters akım kesicisi : Motor çalışmadığında doldurma çevrimini açarak akımsakların üreteç üzerinden boşalmasını önleyen çevirgeç.

Ters akıntı : Akışkan ya da gazların bir engele çarparak ters akıntı yapması.

Ters asılmalı terazi : Vücudun, sırt araca dönük, gergin ve yatay olarak kollarda asılı ve dengede tutulduğu durum.

Ters atma : Başı öne eğik olan karşı güreşçinin kafasıyle bir kolunun ters kavranması ile yapılan omuzdan atma.

Ters ayakkabı : Kötü yolda kadın, erkek: O, ters ayakkabının biri.

Ters bağdaşım : Renkli bir almacın, siyah-beyaz yayını alıp siyah-beyaz olarak verebilmesi durumu.

Ters bağıntı : (…) Bağımlı değişkende bağımsız değişkendeki değişmelere ters yönde değişmeler yaratan bağıntı ya da olumsuz bağıntı, bk. doğru bağıntı.

Ters ile ilgili Cümleler

  • Sanırım kazağını ters giymişsin.
  • Ters bir şey olmak üzereydi.
  • Ters şekilde değil mi?
  • Ne yazık ki plan ters tepti.
  • O benim inançlarıma ters düşüyor.
  • Tersi doğrudur.
  • Bir iş ters gidecekse gider.
  • Ters bir durum mu var?
  • Bir şeyler ters gidiyor, değil mi?
  • Ters gidebilecek her şey ters gitti.
  • Bunu ters çevirme.
  • Ters giden bir şey mi var?
  • Ters giden bir şey olursa Tom'u arayın.
  • Ali bana tam tersini söylemişti.

Diğer dillerde Ters anlamı nedir?

İngilizce'de Ters ne demek? : [Phallic saints] adj. reverse, inverted, inverse, upside down, backward, adverse, wrong, opposite, opposing, bad tempered, cranky, grumpy, unfavorable, unfavourable [Brit.], acrimonious, amiss, awkward, awry, bloody-minded, churlish, contradictory, contrary, converse

adv. inversely, backwards, upside down, facedown, wrong, wrongly, amiss, awry, counter, agley

n. reverse

Fransızca'da Ters : opposé/e, inverse, aigre, adverse, contraire, à l'envers, fagot d'épines, massacrant/e, quinteux/euse, pète-sec adj

Almanca'da Ters : adj. gegensätzlich, umgekehrt, verkehrt, widrig

adv. verquer, zuwider

Rusça'da Ters : n. изнанка (F), противоположность (F), помет (M), кал (M)

adj. обратный, противоположный, неприязненный, превратный, строптивый, норовистый, каловый

adv. наоборот, навыворот, шиворот-навыворот, наизнанку, косо, превратно

Ters ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Ters nedir? Ters ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ters tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ters hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Çavşırı: Çavşır bitkisi ile ilgili detaylı bilgi (nerelerde yetişir vs...) alabilir miyim?...
  • Referandum: herhangi ciddi bir sistem değişikliğinde, hükümetlerin son bir kez de direkt olarak halka sordukları oylama biçimi olan referandum, a...
  • Semirsek: Kilis yöresinde kısaca SEMSEK denilen yufka arasına iç pilav (soğanlı,kıymalı pilav) konularak 10x10 olarak hazırlanıp zeytinyağında ...
  • Sorgulama: Vatan Ülke ve Millet olarak en büyük eksiğimiz olarak algıladığım değerlendirdiğim genel manada Ticaret de Siyaset de ve Genel yaşa...
  • Kafeterya: Bana acil bir şekilde İçecek işletmelerinin çeşitleri , tanımları ve çalışanların görevleri lazım yardımcı olabilirmisiniz yarın bir ...