Çadı nedir, Çadı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kötü huylu kadın.

Çadı ile ilgili Cümleler

  • Çadırımızı nereye kurmamız gerektiğini düşünüyorsun?
  • Ali çadırı kurmak için iyi bir yer arıyor.
  • Çadırımızı nehrin kıyısına kurduk.
  • Çadırımızı büyük bir ağacın gölgesinde kurduk.
  • Bu, çadır kurmak için iyi bir yer değil.
  • Çadır kurmak için bunun iyi bir yer olduğunu düşünüyor musun?
  • Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.
  • Çadırlarımız yerine dışarıda yemek yiyelim.
  • Onlar çadırlarını sahilde kurdular.
  • Onlar çadırını sahilde kurdu.
  • Bu, çadır kurmak için iyi bir yer gibi gözüküyor.
  • Jale ateş yakarken Mustafa çadırı kurdu.
  • Çadırın yanında yerde duran bir sürü boş şarap şişeleri vardı.

Çadı tanımı, anlamı

Bağ çadırkelebeği : Sık tüylü tırtılları bağlarda göz ve sürgün kemiren güzel kelebek

Baş çadırcı : Çadırların hazırlanmasından sorumlu olan baş yükümlü.

Baş çadırı : Şemsiye.

Çadır çamağı : Çadır direğinin çadıra dayanması için konulmuş, oyulmuş ağaç.

Çadır dikmek : Çadır kurmak.

Çadır dutmak : Çadır, perde germek; çadır kurmak.

Çadır göbeği : Çadırın tepesinde direğin geçmesine yarayan yuvarlak delikli tahta.

Çadır halatı : Çadırı direklere bağlamada ve çadırı germede kullanılan halat.

 

Çadır hayal : Eskiden ipli kuklaya verilen ad.

Çadır kelebekleri : Ağ örücü tırtılları deri ve göz yangılarına yol açan, ayrıca bitki sağlığı yönünden de birçok önemli türü içine alan kısa bacaklı, gececi kelebekler familyası.

Çadır mandalı : Çadır bezlerinin, birbirine tuturulmasında kullanılan özel mandal.

Çadır sirk : Oyun alanını ve seyir yerini kapsayan büyük bir çadır altında çalışan sirk.

Çadır yarmak : Hırsızlık niyetiyle çadıra girmek.

Çadıra : Kadınların örtündükleri alacalı veya düz renkli çarşaf.

Çadırardıç : Yozgat şehrinde, Musabeyli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çadırcı başı : Çadırcıların usta ve komutanları.

Çadırcılık : Çadırcının yaptığı iş.

Çadırçatı : (Mimarlık) Ortasından başlayarak dört bir yöne eğik yüzeyleri olan çatı. a. bk. beşikçatı, sundurmaçatı.

Çadırete : Beyaz çiçekli ot.

Çadıreteği : Göğü kaplayan, devamlı yağmur yağdıran büyük bulut.

Çadırga : Asmanın çubuklarını yüksekte tutmak için ağaçtan yapılmış korkuluk, gölgelik.

Çadırgaç : Hafif ateşte kavrulmuş, ütülmüş buğday başakları.

Çadırhüyük : Çorum şehri, Sungurlu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Çadırın önyüzü : Seyircilerin giriş yerinin bulunduğu çadırın ön yüzü.

Çadırkaya : Erzincan şehri, Tercan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Kayseri ili, Yeşilhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Samsun şehri, Lâdik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çadırlanmak : Çar örtünmek, çarşafa bürünmek.

 

Çadırlıhacıbayram : Kırşehir şehrinde, Kaman belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Çadırlıhacıyusuf : Kırşehir şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çadırlıkörmehmet : Kırşehir şehri, Kaman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çadırtepe : Erzincan kenti, Üzümlü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Çadırvan : Şadırvan.

Çadıryeri : Kayseri ili, Bakırdağı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Çadıtma : Asmanın çubuklarını yüksekte tutmak için ağaçtan yapılmış korkuluk, gölgelik.

Giyinme çadırı : Sirk sanatçılarının gösteriye hazırlandıkları çadır.

Hazine çadırı : Sefere çıkan Osmanlı ordusunun konakladığı yerde, birlikte taşınan para ve maliye defterlerinin saklandığı çadır.

Leylek çadırı : Karargâhın ortasında cellatların oturmaları ve içinde savaştan kaçıp yakalanan yeniçerilerin boğulmaları için kurulan çadır.

Sergi çadırı : Hayvanların seyircilere gösterildiği sergi.

Terefli çadır : Penceresi ve saçağı olan köşeli çadır.

Çadır : Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

Çadır ağırşağı : Çadırın direk başlığı.

Çadır bezi : Pamuk veya ketenden dokunmuş kalın, sık bir bez türü.

Çadır çanağı : Çadır direğinin ucunda, çadır bezini tutmaya yarayan oyuk ağaç.

Çadır çatı : Orta noktadan başlayarak dört tarafa bakan yüzeyi bulunan ve kare piramit biçimindeki çatı.

Çadır çiçeği : Nilüfergillerden, Çin ve Amerika ırmaklarında yetişen, büyük yapraklı, pembe ve beyaz çiçekli bir bitki (Euryaleferox).

Çadır devlet : Göçebe boy ve aşiretlerden oluşan devlet.

Çadır direği : Çadırın düzgün ve gergin kurularak çökmemesini sağlayan orta direk.

Çadır kent : Olağanüstü durumlarda afet bölgelerinde kurulan çadırlardan oluşan geçici yerleşim yeri.

Çadır tiyatrosu : Oyunlarını ve diğer gösterilerini çok büyük bir çadır içinde halka sunan gezici tiyatro veya gösteri grubu.

Çadırcı : Çadır diken veya satan kimse.

Çadırlı : Çadırı olan. Çadıra yerleşmiş olan.

Çadırlı ordugah : Çadırlarda barındırılan askerî güç.

Çadıruşağı : Maydanozgillerden, öz suyu hekimlikte kullanılan bir bitki (Dorema ammoniacum).

Kıl çadır : Keçi kılından dokunmuş parçalarla kurulan çadır.

Oksijen çadırı : Hava geçirmeyen bir dokumadan veya plastikten yapılan, bir kimseyi normal havadan ayırıp saf oksijen veya karbojen etkisi altında bulundurmaya yarayan alet.

Yörük çadırı : Yörüklerin iyi korunmuş, kıldan yapılmış, büyük ve geniş çadırı, çatma.

Diğer dillerde Çabukel anlamı nedir?

İngilizce'de Çabukel ne demek ? : conjurer, manipulator