Çakışmak nedir, Çakışmak ne demek

  • Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak
  • Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak.
  • Aynı zaman dilimine denk gelmek.
  • Söz yarışı etmek.

"Çakışmak" ile ilgili cümleler

  • "Saz şairleri çakışıyor."
  • "İki sınıfın dersleri çakıştı."

Yerel Türkçe anlamı:

Söz yarışı yapmak.

İki şairi yarıştırmak.

Diğer sözlük anlamları:

Birbirini kovlamak

Osmanlıca Çakışmak ne demek? Çakışmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tekatu etmek

Çakışmak kısaca anlamı, tanımı:

Çakışma : Çakışmak işi.

Çakış : Çakma işi.

Kenetlenmek : İki uzay aracı bir birine monte edilmek. Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek. Kenetleme işine konu olmak. Birbiriyle dayanışma içine girmek. Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak.

Takılmak : Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Birinin sürekli peşinden gitmek. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Takma işi yapılmak.

 

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Başkası değil, yine o. Benzer.

Zaman : Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Belirlenmiş olan an. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

Dilim : Radyatör parçalarından her biri. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça.

Denk : Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Uygun, nitelik yönünden eşit. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Ağırlık bakımından eşit olan. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi.

 

Gelme : Gelmiş olan. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi.

Gelmek : Türemek. Sonuç çıkmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Getirmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İsabet etmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Görünmek, sanılmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Ulaşmak, varmak. Akmak. Ortaya çıkmak, doğmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Uymak. Biriyle birlikte gitmek. Katılmak, eklenmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Mal olmak. İzlemek, takip etmek. Çıkmak, yönelmek. Düşmek, rast gelmek. Belli bir süre dolmak. Belli bir zamana ulaşmak. Uygun düşmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Dayanmak, tahammül etmek. Kadar olmak. Olmak, -e uğramak.

Söz : Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.

Etmek : Kötülükte bulunmak. Herhangi bir değerde olmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Eşit değer kazanmak. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.

Diğer dillerde Çakışmak anlamı nedir?

İngilizce'de Çakışmak ne demek? : v. overlap

Fransızca'da Çakışmak : coïncider

Almanca'da Çakışmak : v. verfangen: sich verfangen, hängenbleiben, verhaken: sich ineinander verhaken

Rusça'da Çakışmak : v. сцепляться, состязаться, сцепиться