Çakıl nedir, Çakıl ne demek

Çakıl; bir mineraloji terimidir.

  • Çakıl taşı

"Çakıl" ile ilgili cümleler

  • "Çakıl dolu kamyonla, klakson çalarak yapı yerine girdi." - A. Boysan

Yerel Türkçe anlamı:

1.bk. çağala.

Olgunlaşmamış meyve

İnce uzun pide, ince ekmek

Çamursuz ve harçsız örülmüş taş duvar.

Olmamış meyve.

Taze fasulye.

Pide.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Başta akarsular ve dalgalar olmak üzere dışgüçlerle anakayadan kopartılan, sürüklenmeleri sırasında çeşitli biçimler alan ve daha çok koyak tabanlarıyla kıyılarda görülen az çok iri kayaç parçası.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Akvaryum tabanına serilen ufak yuvarlak taşlar.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Çimentolanmamış kum taneciklerinden büyük, yuvarlak taş parçası. (Çapı 4-64 mm.)

Çakıl isminin anlamı, Çakıl ne demek:

Erkek ismi olarak; Küçük veya orta boyda taş parçası.

İngilizce'de Çakıl ne demek? Çakıl ingilizcesi nedir?:

pebble, gravel

Fransızca'da Çakıl ne demek?:

calcul, caillou

Osmanlıca Çakıl ne demek? Çakıl Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

graviye

Çakıl hakkında bilgiler

Çakıl taşı ya da çakıl deniz kıyılarında ve derelerde suyun aşındırması sonucu sivrilikleri kaybolmuş, toparlak biçimindeki ufak bir taş türüdür.

 

Bahçe yollarında ve beton işlerde kullanılır. Çakıllar akarsuların boylarında, deniz ve göl kıyılarında birikmiş irili ufaklı taş parçacıklarıdır. Çakıl irilik derecesine göre 2-70 mm çapı olarak göz önüne alınır. Çapı 2 mm 'den büyük olan taş parçalarına çakıl denir. Çakılların büyüklerine moloz, küçüklerine ise fiski adı verilir. Genellikle akarsu boylarındaki çakıllar yuvarlak olur. Nedeni ise sürekli olarak akarsu boyunca yuvarlanmalarıdır. Deniz kenarlarındaki çakıllar ise yassı olurlar. Bunun nedeni dalgalar tarafından ileri geri aşındırılılarak ve yassı yuvarlak şekli alırlar.

Çakıl ve kumların basınçla ve doğal çimentolaşma ile birleşmesi ve zamanla sertleşmesi sonucu Konglomera oluşur. Özelikle akarsu yatağında dikey yönde çakıl taşlarının boyutunun değişimi, geçmiş zamanlardaki iklim hakkında bilgi verir. İri taşların olduğu katman yağışın ve akarsuyun debisinin fazla olduğu zaman dilimini temsil eder. İnce çakıl ve kum boyutlu malzeme yağış ve debinin azaldığı zamanları ifade eder.

Çakıl ile ilgili Cümleler

  • Uçağımız denize çakıldı.
  • Uçak yere çakıldı mı?
  • Pilot uçak yere çakılmadan önce paraşütle atladı.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine çakılıp kalır.
  • Ben çakılı kaldım.
  • Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.
  • Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
 

Çakıl anlamı, tanımı:

Çakıl çukul : Karışık bir biçimde, ne dediği belli olmaksızın.

Çakıl kuşu : Yağmur kuşugiller familyasından kuzey bölgelerde yaşayan, sıcak aylarda güneye geçen göçmen kuş (Crocethia alba).

Çakıl taşı : Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparlak veya badem biçiminde ufak bir taş türü, çakıl.

Çakıl yol : Çakıl taşı ile döşenmiş yol.

Çakıldak : Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik.

Çakıldama : Çakıldamak işi.

Çakıldamak : Sürtünen, yuvarlanan çakıl taşları gibi ses çıkarmak.

Çakıldatma : Çakıldatmak işi.

Çakıldatmak : Çakıldama işini yaptırmak.

Çakılı : Çakılmış, bir şeye bağlı. Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş. Yeri değişmez, sabit.

Çakılı kalmak : İz bırakmak. yerini veya biçimini değiştirmeden durmak.

Çakılıp kalmak : Bir yerde uzun süre hareketsiz kalmak.

Çakıllı : Çakılı olan.

Çakıllık : Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer.

Çakılma : Çakılmak işi.

Çakılmak : Çakma işine konu olmak. Hızla düşüp saplanmak. Ortaya çıkmak, farkına varılmak, anlaşılmak.

Çakıltı : Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses.

Deniz : Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan. Çokluk, yoğunluk.

Kıyı : Sahil. Issız, tenha yer. Kara ile suyun birleştiği yer. Kenar, periferi.

Dere : Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur. Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu.

Aşındırma : Aşındırmak işi. Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon.

Sivrilik : Sivri olma durumu.

Toparlak : Top biçiminde olan, yuvarlak, kürevi. Top cephanesi taşıyan araba.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri.

Çakıl : Çakıl taşı.

Çakıl dikeni : Sarı çiçek açan, uzun ve sert sapı olan diken.

Çakıl kayaç : Köşeli ya da yuvarlak çakılların doğal bir çimento ile birbirine kenetlenmesinden oluşan tortul kayaç. Çimentolanmış yuvarlak çakıllardan bileşik tortul kayaç.

Çakıl nohut : Sert ve cılız nohut.

Çakıl pidesi : Çakıl taşları üzerinde pişirilen bir çeşit ekmek

Çakıl taşları : [Bakınız: portakal kabuğumsu görüntü]

Çakıla galmak : Meyve çok bol olmak: Bu yıl meyveler çakıla galdı.

Çakılabilme : Çakılabilmek işi.

Çakılabilmek : Çakılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çakılayazma : Çakılayazmak işi.

Çakılayazmak : Çakılır gibi olmak.

Diğer dillerde Çakıl anlamı nedir?

İngilizce'de Çakıl ne demek? : n. pebble, shingle, gravel, ballast; hard core

v. smash

Fransızca'da Çakıl : caillou [le]

Almanca'da Çakıl : n. Kiesel, Uferkiesel, Kieselstein: Kieselsteine, Geröll, Ufergeröll

Rusça'da Çakıl : n. галька (F), галечник (M)