Çakarmak nedir, Çakarmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Odunu ocağa veya sobaya yanacak şekilde yerleştirmek.

Sönmekte olan ateşi yeniden yakmak.

Saplanmak, batmak.

Çakarmak anlamı, kısaca tanımı

Çaka : Gösteriş, caka. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun. Çakı, bıçak. Köşede yapılan bir kenet çeşidi, (bk. Şek. 5)

Çakar : Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener. Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı.

Yerleştirmek : Yerleşmesini sağlamak. Tokat, şamar vurmak. Söz veya cevabı tam sırasında söylemek. Yerine koymak.

Yerleştirme : Yerleştirmek işi. Yurtlandırma, iskân.

Saplanmak : Hızla batmak. Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak.

Saplanma : Saplanmak işi.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Sönmek : Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak. Duygular dinmek, yatışmak, etkisini yitirmek. Tükenmek, yok olmak, yitmek. Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek. Hava veya başka bir gaz ile şişirilmiş bir şeyin havası kaçıp şişkinliği inmek. Parlaklığını, ışığını yitirmek. Yanardağ etkinliğini yitirmek. Ses duyulmaz olmak.

Batmak : Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.

 

Yakmak : Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.

Yakma : Yakmak işi.

Sönme : Sönmek işi.

Batma : Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.

Sapla : Saplı su tası, maşrapa.

Şekil : Biçim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi.

Yana : Yağ ile. Taraf, taraf, tarafta, taraftan, tarafına.

Ocağ : Ev, aile.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Odun : Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

Diğer dillerde Çakar söner ışıldak anlamı nedir?

İngilizce'de Çakar söner ışıldak ne demek ? : stroboscopic light