Çalış nedir, Çalış ne demek

  • Çalma işi

"Çalış" ile ilgili cümleler

  • "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır." - Y. K. Beyatlı

Diğer sözlük anlamları:

Çarpışma, cenk, muharebe.

Çalış isminin anlamı, Çalış ne demek:

Erkek ismi olarak; Çelme, güreş. Çarpışma, cenk, savaş.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kırıkkale kenti, Keskin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Ankara şehrinde, Haymana belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Nevşehir ili, Topaklı bucağına bağlı bir bölge.

Çalış anlamı, tanımı:

Çalışılma : Çalışılmak işi.

Çalışılmak : Çalışma işine konu olmak.

Çalışıp çabalamak : Çok gayret göstermek.

Çalışkan : Gayretli, çalışmayı seven, faal.

Çalışkanlık : Çalışkan olma durumu, faaliyet.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Çalışma barışı : İş huzuru.

Çalışma belgesi : Bir iş yerinde veya alanında çalışılabileceğini gösteren belge.

Çalışma dolabı : Üst yüzeyinde çalışma tablası bulunan, ön yüzeyinde kapak ve çekmeceleri olan mobilya.

 

Çalışma gezisi : İş gezisi.

Çalışma günü : İş günü.

Çalışma hayatı : Düşünsel veya bedensel gücün emekçi tarafından bir mal veya hizmet üretmek için kullanıldığı süreç.

Çalışma izni : Bir konuda iş yapmak için resmî kuruluşlardan alınan izin, çalışma ruhsatı.

Çalışma kampı : Herhangi bir suçtan tutuklu bulunan kimselerin, ceza süresi boyunca değişik amaçlı işlerde, toplu olarak çalıştırıldıkları yer.

Çalışma karnesi : Çalışma hayatına başlayan işçiye işveren tarafından verilen, onun işçilik durumunu gösteren belge.

Çalışma odası : Konutlarda çalışmak için özel olarak ayrılmış ve döşenmiş oda.

Çalışma ruhsatı : Çalışma izni.

Çalışma saati : Belirlenmiş, planlanmış çalışma zamanı, iş saati.

Çalışma yöntemi : Bir çalışma veya iş süresinde izlenen bilimsel ve metodik yöntem.

Çalışmacı : Sağlık, yönetim bilimi gibi konularda çalışma yapan kimse.

Çalışmak : Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak. Herhangi bir iş üzerinde olmak.

 

Çalıştay : Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı.

Çalıştıran : İşveren.

Çalıştırıcı : Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, antrenör, koç.

Çalıştırılma : Çalıştırılmak işi.

Çalıştırılmak : Çalışması sağlanmak.

Çalıştırış : Çalıştırma işi.

Çalıştırma : Çalıştırmak işi.

Çalıştırmak : Çalışma işini yaptırmak. Çalışmasını sağlamak.

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir : "çalışmak insanı tembellikten kurtarır" anlamında kullanılan bir söz.

Ders çalışmak : Derste verilen bilgileri iyice öğrenmek için tekrarlamak. belli bir konuyu öğrenmek üzere kaynakları kullanarak çalışmak.

Hazırlık çalışması : Alıştırma.

Hıfza çalışmak : Kur'an'ı ezberlemeye çalışmak.

Irgat gibi çalışmak : Bir işte çok çalışmak.

İt gibi çalışmak : Çok çalışmak.

Kafayı çalıştırmak : Akılcı davranarak sorunları çözmek.

Kendi hesabana çalışmak : Uğraştığı işi sadece kendisi için yapmak.

Kulis çalışması : Kulis faaliyeti.

Küme çalışması : Öğrencilerin, aralarında seçtikleri bir başkanın kılavuzluğu altında iş birliği yaparak ortak amaçlar doğrultusunda çalışmalarına imkân sağlayan eğitim yöntemi.

Ön çalışma : Bir çalışmaya başlayabilmek için yapılması gereken hazırlık.

Serbest çalışmak : Bir işverene bağlı olmadan kendi adına kazanç sağlamak.

Toplu çalışım : Toplu çalışma.

Toplu çalışma : Bir konu, bir iş için gerçekleştirilen birlikte çalışma, toplu çalışım.

Çalma : Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş. Hırsızlık, sirkat. Çalmak işi. Kibrit. Başa sarılan sarık. Çalınmış.

Çalış kılmak : Savaşmak, çarpışmak.

Çalış yürüyen : Öncü

Çalışabilme : Çalışabilmek işi.

Çalışabilmek : Çalışma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“O her vakit, benim zaman elverirse pek çok çalışabileceğimi söyler.”" M. Ş. Esendal.

Çalışan : Çalışma işini yapan kimse. Bir iş yerinde ücret karşılığında görev yapan kimse, personel, eleman. Mardin şehrinde, Ömerli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Çalışan ortak : İçinde bulunduğu ortaklıkta bir işle görevlendirilen, çalışan kişi. Bilgi ve görgüsünden ötürü ortaklığa fayda sağlayan ortak kişi.

Çalışan ortaklık : Tecimsel çalışmaları süregelen ortaklık.

Çalışanlar : Trabzon şehri, Dernekpazarı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Çalışdırmak : Çalıştırmak. || çaleşdermek || çaluşdurmak

Çalışık : Çalışma, gayret.

Çalış ile ilgili Cümleler

  • Tom'un annesi Tom'u çalışması için sürekli teşvik etti.
  • Komik olmaya çalıştığını düşündüm.
  • Zaten sen hiç çalışmak istemedin.
  • Çalışabilmek için odama gidiyorum.
  • Çalışabildiğim kadar çok çalışıyorum.
  • Çalışabileceğim yere, odama gidiyorum.
  • Ali her zaman çalışıyor ama bir şey öğreniyor gibi görünmüyor.
  • Çalışabileceğim bir yere ihtiyacım var.
  • Hala part time olarak bir fırında mı çalışıyorsun?
  • Eğer çalışmayacaksan okula gitmenin bir faydası yok.
  • Tom'dan biraz yardım almaya çalışmalıyız.
  • Çalışabilirdin.
  • Çalış!
  • Çalışacağım.

Diğer dillerde Çalış anlamı nedir?

İngilizce'de Çalış ne demek? : [çalışmak] v. work, operate, function, endeavor, labor, practise, practice, start up, struggle, study

Fransızca'da Çalış : interprétation [la]

Almanca'da Çalış : n. Pochen, Klopfen, Schlag: Schläge, Rattern

Rusça'da Çalış : n. стук (M), игра (F)