Çanta nedir, Çanta ne demek

"Çanta" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz." - Y. Z. Ortaç

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular.

İngilizce'de Çanta ne demek? Çanta ingilizcesi nedir?:

case

Fransızca'da Çanta ne demek?:

sacoche

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İstanbul şehrinde, Silivri belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çanta kısaca anlamı, tanımı:

Çantadan yetişmek : Bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak.

Çanta çiçeği : İki çeneklilerden, beyaz, erguvani veya sarı renkli bir süs bitkisi.

Çantada keklik : Ele geçirilmesi, elde edilmesi kolay olan, torbada keklik.

Şifreli çanta : Açılıp kapanması şifreli rakamlara bağlı olan, özel olarak yapılmış çanta.

Avcı çantası : Kara avında avcının avını koyduğu ağ biçiminde çanta.

Beslenme çantası : Anaokulu ve ilköğretim öğrencilerinin beslenme saatindeki yiyeceklerini içinde bulundurdukları çanta.

Çobançantası : Turpgillerden, yemişleri torbayı andıran bir yaban bitkisi (Capsella bursa pastoris).

 

Ecza çantası : İçerisinde ilk yardım için gerekli ilaç ve sağlık malzemesi bulunan çanta, ilk yardım çantası.

El çantası : İçine özel eşya konulan, günlük işlerde veya kısa gezilerde kullanılan çanta.

Evrak çantası : İçinde belge veya dosya bulunan ve taşınabilen, kösele, deri, kumaş vb. yapılmış olan özel kap.

İlk yardım çantası : Ecza çantası.

Para çantası : Para taşımaya yarayan özel çanta.

Plaj çantası : Plajda gerekli olan malzemelerin konulduğu çanta.

Çantacı : Çanta yapan veya satan kimse.

Çantalı : Çantası olan.

Çantasız : Çantası olmayan.

Kösele : Bu deriden yapılan. Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi.

Meşin : Bu deriden yapılan. İşlenmiş koyun derisi.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Hafif : Önemli olmayan. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Gücü az olan, belli belirsiz. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Etkisi az olan, sert karşıtı.

 

Malzeme : Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı. Gereç.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Önemli. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Üstün niteliği olan.

Çantacılık : Çantacının yaptığı iş.

Çantadan yetişmek : bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak.

Çantak : Dallı budaklı, eğri ağaç.

Çantal : Kadın elbisesi, üç etek.

Çantay : Büyük keten torba. Bavul.

Çanta ile ilgili Cümleler

  • Çanta benim tek başıma taşıyamayacağım kadar çok ağırdı.
  • Ali evrak çantasını açtı ve birkaç belge çıkardı.
  • Çanta benim değildi.
  • Çin'den aldığın el çantası ucuz görünüyor.
  • Çanta lazım mı?
  • Çanta dolu.
  • O, sırt çantasını açtı.
  • Ali çantasından İskoç şişesini çıkardı onu Mary'ye uzattı.
  • Ali çantalarını bagaja koydu, sonra arabaya atladı ve uzaklaştı.
  • Bu kimin beslenme çantası?
  • Çanta için bana beş dolar ödettiler.
  • Çanta büyüktü ve dahası ağırdı.
  • Çanta boş.
  • O benim sırt çantamda.

Diğer dillerde Çanta anlamı nedir?

İngilizce'de Çanta ne demek? : [Canta] v. sing, crow, squeal

n. white hair; jail, prison; policeman

v. sing; chant; sound; perform; squeal, tattle

Fransızca'da Çanta : cartable [le], serviette [la], sac [le]

Almanca'da Çanta : n. Tasche

Rusça'da Çanta : n. сумка (F), портфель (M), чемодан (M)