Çarpı nedir, Çarpı ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Uzun ağaç

Beyaz Badana toprağı.

Kilim, bir çeşit dokuma örtü.

İnce uzun sırık.

Şırayı taşırmamak için kullanılan araç.

Badana toprağı

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: çar]

Bilimsel terim anlamı:

Birden yükleme, çarpma olayı ya da işlemi.

İngilizce'de Çarpı ne demek? Çarpı ingilizcesi nedir?:

impact

Fransızca'da Çarpı ne demek?:

ictus

Osmanlıca Çarpı ne demek? Çarpı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

...zarb...

Çarpı hakkında bilgiler

Çarpma, temel aritmetik işlemlerden biridir. Sayılarda çarpma, çarpılan sayının çarpan sayı kadar adedinin toplamının alınması işlemidir.

Örneğin 5 ile 4 sayılarının çarpılması demek 4 adet 5 sayısının toplanması, veya değişme özelliği uyarınca (aşağıda anlatıldığı üzere) 5 adet 4 sayısının toplanması anlamına gelir. Matematisel olarak ifade etmek gerekirse: "5 * 4 = 5 + 5 + 5 + 5" ya da "5 * 4 = 4 + 4 + 4 + 4 + 4".

Sayılarla değil, örnek olarak matrislerle ilgilenirken çarpma işleminin tanımı ve uygulaması farklılık gösterir.

Tamsayılar kümesi, birim elemanlı, değişmeli bir halkadır. Çarpma, bu halkanın ikinci işlemidir. Kesirli sayılar kümesi ise bir cisimdir ve çarpma bu cismin ikinci işlemidir. Tanım gereği bazı matematiksel özelliklere sahiptir.

 

Çarpı ile ilgili Cümleler

  • Çarpışma için kendimizi hazırladık.
  • Ali neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.
  • Çarpışmam kolay olmayacak.
  • Çarpıcı görünüyorsun.
  • O, delili çarpıttı.
  • Bugün neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordum.
  • Çarpılmaktan zar zor kurtuldum.
  • Çarpışacağımızı düşündüm.
  • Çarpışma sonucunda yolculardan birisi fırladı.
  • Dikkat! O araba neredeyse sana çarpıyordu.
  • Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.
  • Ben neredeyse Thomas'la çarpışıyordum.
  • Ali neredeyse bana çarpıyordu.
  • Yıldırım tarafından çarpılan evi gördüm.

Çarpı kısaca anlamı, tanımı:

Çarpma : Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.

Çarpıcı : Etkili bir biçimde. Etkili, dikkat çeken, sansasyonel.

Çarpıcılık : Çarpıcı olma durumu, sansasyonellik.

Çarpık : Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü. Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.

 

Çarpık çurpuk : Çok çarpık, eğri büğrü, çarpuk çurpuk. Değersiz, basit.

Çarpık kentleşme : Plansız, gelişigüzel, kent değerleri göz önüne alınmadan binalar yaparak kent kurma biçimi.

Çarpıkça : Biraz çarpık.

Çarpıklaşma : Çarpıklaşmak işi.

Çarpıklaşmak : Çarpık duruma gelmek.

Çarpıklaştırmak : Çarpık duruma getirmek.

Çarpıklık : Çarpık olma durumu, eğrilik.

Çarpılan : Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı, madrup.

Çarpılı : Çarpı işareti konmuş. Bir tür olta iğnesi.

Çarpılış : Çarpılma işi.

Çarpılma : Çarpılmak işi.

Çarpılmak : Çarpma işine konu olmak. Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak. Aldatılmak. Çarpık duruma gelmek. Bir şeye ederinden fazla para ödemek. Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek.

Çarpım : Çarpma işleminin sonucu olan sayı.

Çarpım cetveli : Çarpım tablosu.

Çarpım tablosu : Birden dokuza kadar birbiriyle çarpılan sayıların çarpımlarını gösteren çizelge, çarpım cetveli, kerrat cetveli.

Çarpınma : Çarpınmak işi.

Çarpınmak : Çırpınmak.

Çarpıntı : Kalbin hızlı ve sık vurması.

Çarpıntılı : Heyecanlı, telaşlı.

Çarpıntısı tutmak : Heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

Çarpıntısız : Çarpıntısı olmayan.

Çarpış : Çarpma işi.

Çarpışılmak : Çarpışma işi yapılmak.

Çarpışma : Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

Çarpışmak : Vuruşmak, savaşmak. Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak.

Çarpıştırma : Çarpıştırmak işi.

Çarpıştırmak : Çarpışma işini yaptırmak.

Çarpıtılmak : Çarpıtma işi yapılmak.

Çarpıtma : Çarpıtmak işi.

Çarpıtmak : Yanlışa ve kötü duruma götürmek. Çarpık duruma getirmek. Gerçek anlamından saptırmak.

Bilgi çarpıtma : Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme, dezenformasyon.

Kalp çarpıntısı : Kalbin düzensiz veya hızlı çalışması.

Yürek çarpıntısı : Sevgi, merak, kaygı, korku vb. duygular sebebiyle beliren tedirginlik.

İşaret : Belirti, gösterge, alamet. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme.

Temel : Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Aritmetik : Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.

İşlem : Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Alınma : Alınmak işi.

Demek : Düşünmek. Herhangi bir ses çıkarmak. bir şey anlamına gelmek. Söylemek, söz söylemek. öyle mi. yani, anlaşılan. Saymak, kabul etmek. Ad vermek. Erişmek. Herhangi bir kanıya, yargıya varmak. Ummak. Bir dilde karşılığı olmak. Oranlamak. inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü. Bir işe kalkışmak, yeltenmek.

Kaba : Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Taneleri iri. Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı.

Sıva : Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası. Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç.

Çarpı davranımı : Çeliklerin,çarpı deneyleriyle saptanan birden yüklemelerde, gösterdikleri mekanik davranma özelliği.

Çarpı deneyi : Çentikli çubukların, çarpı yoluyla birden kırılmalarını ve böylece kırılma için gerekli erkenin bulunmasını sağlayan deney.

Çarpı direnci : Çeliklerin, birden yükleme ya da çarpma altında, kırılmaya karşı gösterdikleri direnç.

Çarpı toprağı : Beyaz Badana toprağı.

Çarpıcı çekim : Gerek kısalığı gerek özü yönünden seyirci üzerinde sarsıcı, vurucu bir etki yapmak üzere hazırlanmış, çok kez ayrıntı ya da baş çekiminden oluşan çekim çeşidi.

Çarpıcı kurgu : İzleyicide vurucu bir etki yaratmak amacıyla çarpıcı çekimlerin dizilenmesiyle sağlanan kurgu; tepkeler üzerine kurulur; konunun doğal akışından kaynaklanan simgeleri kullanır.

Çarpıcı sözler : Kısa ve etkileyici propaganda sözleri. (1970 yılında İstanbul'da yapılan bir toplantının sloganı: İstanbul Dünya Ticaretinin kavşağı; İstanbul intersection des routes du commerce mondiales; Istanbul crossroads of world business).

Çarpık bacaklı buzağı hastalığı : İneklerin gebeliğin 40-7 günleri arasında acı bakla türü bitkileri tüketmeleri sonucu, doğan buzağılarda ön bacaklarda çarpıklık, tortikollis, bilek dikleşmesi, damak yarığı, üst çene kemiği kısalığı, skoliozis, kaburgalarda biçim bozuklukları ve kifozisle belirgin iskelet bozukluğu, artromiyodisplasiya kongenita.

Çarpık bakışımlı dizey : (…)eşitliğini gerçekleyen A karmaşık dördül dizeyi, Anlamdaş. tersbakışımlı dizey.

Çarpık boyun hastalığı : Hindilerin, Mycoplasma melagridis enfeksiyonun sonucu hava kesesi yangısından kaynaklanan boynun eğilmesiyle belirgin hastalık tablosu.

Diğer dillerde Çarpı anlamı nedir?

Almanca'da Çarpı : n. Stoß, Ruck, Schub, Salve, Tünche

Rusça'da Çarpı : n. знак умножения (M), толчок (M), штукатурка (F)