Çarpma nedir, Çarpma ne demek

  • Çarpmak işi.
  • Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi.
  • Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.
  • Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık

"Çarpma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ayşe'nin yüreği daha hızlı çarpmaya başladı." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Yanıltma.

İnme inme.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Duruşu değiştirmeden sıçrama ve iki ayağı birbirine çarptırma.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir küme üzerinde ikili bir işlem.

İngilizce'de Çarpma ne demek? Çarpma ingilizcesi nedir?:

battu, multiplication

Fransızca'da Çarpma ne demek?:

collision

Osmanlıca Çarpma ne demek? Çarpma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zarp, sadme

Çarpma tanımı, anlamı:

Çarpma işareti : Çarpma işlemini gösteren "x veya . " işareti.

Çarpma kapı : Özel menteşesi yardımı ile içe ve dışa doğru açılabilen, tek veya çift kanatlı kapı türü.

Elektrik çarpması : Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması.

Güneş çarpması : Uzun süre güneş ışınlarının altında kalmaya bağlı bitkinlik, bayılma, kusma, ateş ve bazen havale ile belirgin rahatsızlık.

Çarpmak : El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Kurnazlıkla ele geçirmek. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Hızla değmek, vurmak. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak. Etkisiyle birdenbire hasta etmek.

 

Çarpmalı : Çarpma yapılabilen.

Çarpmasız : Çarpma yapılamayan.

Cereyan çarpmak : Elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak.

Cin çarpmak : Bir inanışa göre, cinlerin öfkesiyle inme inmek.

Cin olmadan şeytan çarpmak : Gücünün üstündeki işleri başarmaya kalkışmak.

Elinin tersiyle çarpmak : Ayanın arkasıyla şiddetle tokat atmak.

Göze çarpmak : Dikkati üzerine çekmek.

Gözüne çarpmak : Görünür olmak, dikkati çekmek.

Güneş çarpmak : Sıcak havada güneş altında çok kalmaktan hasta olmak.

Hava çarpmak : İklim ve rüzgâr olumsuz etkilemek.

Kafasını taştan taşa çarpmak : Başını taştan taşa çarpmak.

Kalbi çarpmak : Kalbi çok vurmak. çok heyecanlanmak. yüreği çarpmak.

Kulağına çarpmak : Duyulmak.

Yüreği çarpmak : Merak, kaygı, korku, heyecan vb. duygularla tedirgin olmak, huzursuz olmak. kalbi çarpmak veya çalışmak. coşku sebebiyle kalp hızlı hızlı çarpmak veya çalışmak.

 

Yüzüne su çarpmak : Yüzünü soğuk su ile yıkamak.

Zor alıma çarpmak : Kişi mallarına devlet adına yasal olarak el koymak, müsadere etmek.

Kuyu : Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu. Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. İçinden çıkılamayan durum veya yer. Toprağa kazılan derince çukur.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Kollu : Kolu olan. Herhangi bir biçimde kolu olan.

Büyük : Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan. Önemli. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Üstün niteliği olan.

Olta : Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik. Hile, düzen, oyun, yem.

İğne : İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Oltanın ucundaki küçük çengel. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Dokunaklı söz. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü.

Dört : Üçten bir artık. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı. Dört sayısının adı.

Çarpı : Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur. Kaba sıva, çarpma sıva.

Çarpma çizelgesi : 1 den10 a dek tümsayıların birbirleriyle çarpımlarının sergilendiği çizelge.

Çarpma dalgası : Basınç ve sıcaklığın birden artmasıyla ilgili değişim dalgası. Güçlü bir tedirginin ya da hızlı bir nesnenin ses hızını aşması sırasında havada oluşturduğu atım.

Çarpma etmeni : Sahnede çarpma sesi.

Çarpma hastalığı : Kanamalı enterotoksemi.

Çarpma işleminde monotonluk kuralı : (…)

Çarpma kuralı : Olasılık kuramında, bir bileşik olay için bağlaşık olasılığın bulunmasında başvurulan ve her yalınç olayın ayrı ayrı olasılıklarının çarpımını içeren işlem kuralı, bk. toplama kuralı.

Çarpma menteşe : İki mili ve içindeki yaylar yardımı ile, kapının iki yana açılmasını ve kendiliğinden kapanmasını sağlayan özel menteşe.

Çarpma olta : Üçlü iğne veya üç adet tekli iğnenin pala kısımlarından birleştirilmesinden elde edilen ve kanca uçlarının balıklara rastgele takılarak av yapan iğneler.

Çarpma tahtası : Gülle atan atletin, deviminden doğan hızla atma döngüsünün dışına çıkmasını önlemek için kullanılan ağaç takoz. Ucunda sepetin asılı bulunduğu tahta. Tahta ya da saydam, fakat kırılmaz bir maddeden yapılır. Yerden 2.75 metre yükseklikte olup uzunluğu 1.80, yüksekliği ise 1.20 metredir.

Çarpma ton veya çarpma vurgu : Bir açınığı söylemeğe başlarken yapılan vurgu.

Çarpma ile ilgili Cümleler

  • Uygarlık gereksiz ihtiyaçların sınırsız çarpmasıdır.
  • Ali bir köpeğe çarpmamak için yoldan çıktı.
  • "Uzun boylu olmak harika olmalı." "Öyle mi düşünüyorsun? Gerçekten o kadar harika değil. Kafanı tavana çarpmaya devam edersin."
  • Köpeğe çarpmayı engellemek için yoldan çıkmak zorunda kaldım.
  • Uzakta, sesler, panjurların çarpması ve köpeklerin havlaması duyulabilir.
  • Çarpma işlemi: Altı kere iki, on iki.
  • Ali elektrik çarpması sonucu öldü.
  • Ali bir köpeğe çarpmaktan kaçınmak için yoldan çıktı.

Diğer dillerde Çarpma anlamı nedir?

İngilizce'de Çarpma ne demek? : n. beat, blip, brunt, percussion, lash, stroke, impact, bump, multiplication

Fransızca'da Çarpma : heurt [le], atteinte [la], battement [le], choc [le], multiplication [la]

Almanca'da Çarpma : n. Abstoß, Anprall, Anschlag, Aufprall, Multiplikation, Stoß

Rusça'da Çarpma : n. биение (N), таран (M), умножение (N)