Çatı nedir, Çatı ne demek

  • Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü.
  • Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.
  • Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
  • Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.
  • İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.
  • Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer.
  • Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
  • Barınılan, sığınılan yer
  • Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.

"Çatı" ile ilgili cümle

  • "Islak duvarların, rüzgâr vurdukça çatırdayan çatıların altında insanların içi geçti." - L. Tekin
  • "Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

İki ucunda su taşınan çengelli sopa.

İp, urgan, kordon.

İnce ince örülerek birbirine bağlanmış saç.

Bacak arası.

Birbirine tutturulan kereste.

Büyük kıl çuval.

Ara duvarı.

Baca.

Kulpsuz yoğurt küleği, tahta kova.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir aygıt ya da düzeneği taşıyan, genellikle metal yapı.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

 

Büyük otellerin çatı katındaki eğlence ve oturma yeri.

Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. a. bk. mahya, baba, mertek, altgergi.

Gramer anlamı:

Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || Çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. Bunlara bk.

Dil bilgisi olarak anlamı:

Özne veya nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin eylem kök veya gövdelerine getirilmesiyle meydana gelen türev: Sevin- (sev-in-) , sevil- (sev-il-) , seviş- (sev-iş-) , sevdir- (sev-dir-) , sevindir- (sev-in-dir-) , sevdin- (sev-dir-t-) ve benzeri

Bilimsel terim anlamı:

Özne ve nesne bakımından bir fiilin niteliği. Öznesiz kullanılan bir fiil için "Çatısı öznesiz" nesnesiz kullanılmıyan bir fiil için aldığı nesnenin haline göre "Çatısı -i nesneli, e nesneli... bir fiil" denir. bk. Fiil.

 

Özel otolar için yapılmış dokuz parça borunun, birbirine bağlanmasıyla kurulan çifteker gövdesi. Çatı yüksekliğini gösteren numaralar binenin boyuna göre değişir: 51-53 küçük, 55-57 orta, 59-61 ise büyük boylardır.

Bir iş, eylem ya da uygulamanın kuramsal ve denenceli çerçevesi, bk. kuram.

Taslak durumunda bir yazı ya da yapıtın ana çizgileri.

İngilizce'de Çatı ne demek? Çatı ingilizcesi nedir?:

skeleton, chassis, roof, voice, frame, framework

Fransızca'da Çatı ne demek?:

squelette, toit, cadre, canevas

Osmanlıca Çatı ne demek? Çatı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

bina, irtifak

Çatı hakkında bilgiler

Çatı, bir binanın en üst bölümüdür. Esas olarak binanın hava şartlarından korunması için yapılır.

Çatı türünün belirlenmesi, taşıyıcılık bakımından olabildiği gibi görünüş yönünden de olabilir. Çatı, duvar, kolon ve ayaklar üzerine oturabildiği gibi, doğrudan doğruya zemine de dayanabilir.

Yaygın kullanılan ve ekonomik olan bir çatı türüdür. Bu en basit şekilde düz çatı olabilir. Bu daha çok sanayi yapılarında görülür. En yaygın uygulama şekli ise eğimli çatıdır. Eğim, kar toplanmasını azaltmak ve su sızdırmazlığı yönünden tercih edilir. Kar yükü yanında, bazı durumlarda, rüzgar etkisi de çatı için önemli olur. Çatının esas taşıyıcı elemanı ahşap çubuklardan meydana gelen kafes sistemidir. Kafes sistem, ahşap çubuklar bir araya getirilerek teşkil edilir. Çubukların bağlantıları düşey düzlemde olup, kafes sistemler birbirleriyle bağlanır ve beraber çalışmaları sağlanır. Üzerinde ayrıca kafes sistemleri bağlayan aşık denen ahşap elemanlar mevcuttur. Aşıklar eğilimli doğrultuda merteklere bağlanır. Bunun üstüne de çatı kaplaması olarak ahşap tahtalar çakılır. Üstü ise çatı kiremitleriyle kaplanır. İstenirse bu araya bir izolasyon tabakası konulur. Bu şekil, ısının tasarrufu bakımından zamanımızda çok tercih edilmektedir. Kiremit yerine bazı sanayi yapılarında olduğu gibi, eternit veya çinko oluklu levhalar da döşenebilir. Bu halde çatıyı ahşap tahtalarla kaplamaya gerek yoktur. Bunun yanında yalıtımı sağlamak için bitümlü levhalar da serilebilir. Bu şekilde teşkil edilen çatı, ara bir mesned istemeksizin 8 m gibi oldukça büyük açıklıklara kadar kullanılabilir. Eğer böyle bir çatı betonarme düz döşeme üzerine konuluyorsa sık sık döşemeye mesnetleme yapılır. Çatı eğiminin bina dış yüzlerine yakın, dik ve içerlerde daha az eğimli tertiplenmesiyle çatıda kullanılabilir bir hacim de teşkil edilebilir.

Daha büyük açıklıkları aşmak veya daha çabuk kurulması sebebiyle çelik çatılar tercih edilebilir. Sanayi yapılarında daha yaygın kullanılır. Ayrıca bu suretle orta kısımdaki çatı yüksekliğini daha düşük tutmak mümkündür. Büyük açıklıklar için ekonomiktir. Kaplamaları genellikle oluklu metalik veya eternit levhalarıyla yapılır.

Çatı ile ilgili Cümleler

  • Çatı benim yüzümden sızdırmıyor.
  • Neden kaşlarını çatıyorsun?
  • Çatı keskin bir açıyla eğimlidir.
  • Ali çatıdan atladı.
  • Bu çatı eğimi hakkında ne yapacağına karar vermek çok önemlidir.
  • Ali kafasını arabanın çatısına çarptı.
  • Çatı fırtınadan zarar görmüştü.
  • Çatı çok alçak.
  • Çatı içeriye yağmur sızdırıyor.
  • Bu tür çatıları inşa etmek çok zordur.
  • Ali silahlı çatışmadan sağ salim kaçtı.
  • Çatı katında geniş bir oda var.
  • Çatı mutlaka tamir edilmeli.
  • Birinci Dünya Savaşı bölgesel bir çatışma olarak başlamış ve tarihin en kötü insanlık felaketlerinden biri olmuştur.

Çatı anlamı, kısaca tanımı:

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getiri : Faiz. Kazanç. Yarar.

Bina : Yapı. Çatı. Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap.

Tahta : Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Kara tahta. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.

Çatı aktarmak : Çatının kırık kiremitlerini sağlamlarıyla değiştirmek.

Çatıyı almak : Çatıya ulaşmak.

Çatı arası : Tavan arası.

Çatı ekleri : Fiil kök veya gövdelerinden dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen çatılar yapmaya yarayan ekler: (Sev-in-), (sev-il-), (sev-iş-), (kapa-t-), (geç-ir-), (sev-dir-) gibi.

Çatı eteği : Çatının, binanın dış duvarlarını aşan, yağışlara karşı duvarın en üst bölümünü koruyan dışa uzanmış kısmı.

Çatı faresi : Kırsal alanlarda yaygın olarak bulunan, kuyruğu hariç 15-30 santimetre boyunda, 80-300 gram ağırlığında, burnu sivri, kulak ve gözleri iri olan, kahverengi veya siyah tüylü bir tür fare.

Çatı kaplayıcı : İskele kurup ahşap çatı kaplamasını yapan, duvarları keçe veya özel kâğıtlar ile kaplayan usta.

Çatı katı : Yapılarda çatı ile son kat arasında yapılmış olan küçük kat.

Çatı kirişi : Bir ucu tavanın üstüne bindirilen ve üzerine kiremit altı tahtalarının kaplandığı ana kiriş.

Çatı örtüsü : Çatıların üstüne kiremit, çinko ve oluklu sac vb. ile kaplanan, tavana su geçmesini önleyen yapı bölümü.

Çatı penceresi : Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak.

Alın çatı : İki kaşın arası, alnın ortası.

Çadır çatı : Orta noktadan başlayarak dört tarafa bakan yüzeyi bulunan ve kare piramit biçimindeki çatı.

Dönüşlü çatı : Çoğu kez -n-, bazen de -l- veya -ş- ekleriyle kurulan, fiildeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı: Sevinmek (sev-in-mek), yorulmak (yor-ul-mak) gibi.

Edilgen çatı : Türkçede ünsüz ile biten fiillere -(i)l eki, son sesi -l olan veya ünlü ile biten fiillere -(i)n- eki getirilerek kurulan, sözde özne ile kullanılan fiil çatısı.

Ettirgen çatı : Geçişsiz fiilleri geçişli fiile dönüştüren, geçişli fiillerde hareketin başkalarına yaptırıldığını gösteren fiiller oluşturan -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesi ile kurulan fiil çatısı: içirmek (iç-ir-), söylettirmek (söyle-t-tir-), güldürtmek (gül-dür-t-) gibi.

İkili çatı : İki görevde de kullanılabilen çatı: alınmak, toplanmak, sanılmak sözlerinin hem dönüşlü hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi.

İşteş çatı : Bir fiilin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten, -ş- ekiyle kurulan çatı, müşareket.

Çatıcı : Çatma işini yapan kimse. Çatı işlerini yapan kimse.

Çatıcılık : Çatıcının yaptığı iş. Çatıcı olma durumu.

Çatık : Çatılmış olan.

Çatık çehre : Çatık yüz.

Çatık çehreli : Çatık yüzlü.

Çatık kaş : Çatık kaşlı.

Çatık surat : Çatık yüz.

Çatık suratlı : Çatık yüzlü.

Çatık yüz : Öfkeli yüz, çatık çehre, çatık surat.

Çatık yüzlü : Yüzü asık olan, çatık çehreli, çatık suratlı.

Çatıklaşmak : Çatık duruma gelmek.

Çatıklık : Çatık olma durumu.

Çatıldama : Çatıldamak durumu.

Çatıldamak : Çatık duruma gelmek.

Çatılı : Çatısı olan (yapı). Başına çatkı bağlanmış olan. Çatılmış olan.

Çatılış : Çatılma işi.

Çatılma : Çatılmak işi.

Çatılmak : Çatma işine konu olmak.

Çatınma : Çatınmak işi.

Çatınmak : Kaşlarını çatıp surat asmak.

Çatır çatır : Güçlük çekmeden. Zor kullanarak, baskı yaparak. Belli belirsiz, anlaşılmayan. Sert bir şey kırılırken, yanarken, yerinden sökülürken veya sıkıştırılırken çıkan ses, çatır çutur. Kuvvetli, sert bir biçimde.

Çatır çatır çatlamak : Çok çatlamak. kıskançlık, haset vb.nden dolayı aşırı rahatsız olmak, öfkelenmek.

Çatır çatır etmek : Çatır çatır ses çıkarmak.

Çatır çatır sökmek : Bir şeyi zorlayarak yerinden söküp çıkarmak.

Çatır çutur : Çatır çatır.

Çatırdama : Çatırdamak işi.

Çatırdamak : "Çatır" diye ses çıkarmak. Çökmeye, yok olmaya yüz tutmak, tehlikeli duruma düşmek.

Çatırdatmak : Bir şeyin "çatır" diye sesini çıkartmak.

Çatırtı : Çatırdama sesi.

Çatırtılı : Çatırtısı olan.

Çatış : Çatma işi.

Çatışık : Çelişkili.

Çatışılma : Çatışılmak işi.

Çatışılmak : Çatışma işi yapılmak.

Çatısız : Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe).

Çatışkı : Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği, antinomi.

Çatışma : Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.

Çatışmak : Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Kavga etmek. Birbirine çatmak veya çatılmak. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.

Çatıştırmak : Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek.

Benlik çatışması : Benliğin ön plana çıkması ile baş gösteren çatışma.

Bir çatı altında : Aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak).

Rol çatışması : Toplumun statülere bağlı olarak beklediği veya buyurduğu iki veya daha fazla şey karşısında ferdin gösterdiği çelişik istekler, davranışlar.

Ünlü çatışması : Eklemelerde veya birleştirmelerde iki ünlünün yan yana gelmesi: Ne ise neyse, ne asıl nasıl vb.

Parça : Tane. Nesne. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz.

Çakıl : Çakıl taşı.

Tavan : Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı. Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat. Çatı kiremidi.

İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

İskelet : Kuru, çıplak. İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih. Bir eserin genel planı. Bir şeyi oluşturan temel çatı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Çok zayıf.

Kuruluş : Yapı, yapılış, bünye. Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma.

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Yer : Önem. Görev, makam. Ülke. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Durum, konum, vaziyet. Gezinilen, ayakla basılan taban. İz.

Çatı aktarmak : çatının kırık kiremitlerini sağlamlarıyla değiştirmek.

Çatı avı : Bir çift erkek keklikle mart ayında yapılan keklik avı.

Çatı ayrılmak : Bacakları ayrılmak.

Çatı bağlaması : (Mimarlık) Beton dökülmüş düz çatı tabanı üzerine kurulan çatının altgergi ve iki üsbaşlıktan meydana gelen, dikine konulmuş çatı katı üçgenlerinden her biri. Çatı bağlamaları belli aralıklarla, dikine ve birbirlerine paralel olarak yerleştirilir. Her çatı bağlaması üçgeni mertek ve payandalarla pekiştirilir. a. bk. oturtma çatı, çatımakası,

Çatı çatma : Bahçeyi selden kurtarmak için odundan yapılan çit.

Çatı guyruh : Dedikoducu kadın.

Çatı kemiği : (kasık kemiği) (biyoloji) bk. edep kemiği.

Çatı keseri : 1- genel uygulayım: Kimi ağaç işlerinde çalışanların kullandıkları balta türü. yapıcılık: Çatı ustalarının kullandığı, bir ucu yay biçiminde eğri, diğer ucu keskin olan çekiç.

Çatı kulesi : (Mimarlık) Orta Çağ kiliselerinde, ortasahın ile çaprazsahının kesiştiği kare üzerine gelen kule.

Çatı makası : Çatı altına konan kirişler. (Mimarlık) Makaslardan meydana gelen çatı. a. bk. makas, altgergi, üsbaşlık, dikme, baba, çatı aşığı.

Diğer dillerde Çatı anlamı nedir?

İngilizce'de Çatı ne demek? : [Computer Assisted Telephone Interviewing] n. roof, roofing, framework, skeleton, frame, fabric, voice

Fransızca'da Çatı : charpente [la], comble [le], faîte [le], ossature [la], appartement en attique, voix [la]

Almanca'da Çatı : n. Dach, Dachstuhl, Spant, Überdachung

Rusça'da Çatı : n. остов (M), костяк (M), залог (M), крыша (F), кровля (F)