Çekilmek nedir, Çekilmek ne demek

"Çekilmek" ile ilgili cümle

  • "Ağlar çekiliyor dalyanlarda." - O. V. Kanık
  • "Yarışmadan çekildi."
  • "Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim." - T. Buğra
  • "Yalnız ben baştan boş bulundum, buna fazla sokuldum. Şimdi çekildiğimi de belli etmek istemiyorum." - F. R. Atay
  • "Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor." - H. E. Adıvar
  • "Tabii kuaför salonu da çekilmez oluyor, sen konuşup güldürmeyince milleti." - E. Şafak
  • "İneğin sütü çekildi."

Yerel Türkçe anlamı:

Çekilmek || çeelmek || çekelmek

Çekilmek, ayrılmak

Dişi hayvan, erkek hayvanla çiftleştirilmek.

Diğer sözlük anlamları:

Tartılmak

Çekilmek anlamı, tanımı:

Çekilme : Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı.

 

Aradan çekilmek : Herhangi bir iş yapılırken işi başkalarına bırakmak, ilişiğini kesmek. ara bulucu olmaktan vazgeçmek.

Bir köşeye çekilmek : Hiçbir işe karışmayarak yaşamak.

Canı çekilmek : Vücudun herhangi bir organının canlılığı azalır gibi olmak. içi ezilmek.

El ayak çekilmek : Ortalıkta hiç kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.

Fil dişi kuleye çekilmek : Herkesi küçümseyip kendisine özgü dünyasına çekilmek.

Geri çekilmek : Karıştığı bir işi sürdürmekten veya sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek.

Geri geri çekilmek : Arka arka gitmek.

İçine çekilmek : Çevresindeki kişilerle ilgi kurmamak, duygularını kimseye açmamak. dış dünyaya karşı ilgi ve ilişkisini kesmek.

İnzivaya çekilmek : Toplumdan kaçıp hiçbir şeyle ilgilenmeyerek tek başına yaşamak.

Kabine çekilmek : Bakanlar Kurulu görevini bırakmak.

Kabuğuna çekilmek : Dışarısı ile olan ilişkilerini kesmek, kimse ile görüşmemek.

Kenara çekilmek : Artık hiçbir şeye karışmamak.

Kendi içine çekilmek : Başkasıyla ilişki kurmamak, yalnız başına kalmak, inzivaya çekilmek.

 

Kendi kabuğuna çekilmek : Kabuğuna çekilmek.

Kozasına çekilmek : Çevreyle ilişkisini kesmek, hiçbir şeye karışmamak.

Sınava çekilmek : Birinin bilgisi ölçülmek.

Çekme : İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Çekmece. Düzgün biçimli. Çekmek işi. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.

Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.

Çekmek : Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Öğütmek. Yürütmek, sürmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Örtmek, giymek. Hoşa gitmek, sarmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Atmak, vurmak. Yol, ay sürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Kaçan ilmeği örmek. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Daralıp kısalmak. Herhangi bir engel kurmak. Çizgi durumunda uzatmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Boya, badana vb. sürmek. Taşıma gücü olmak. Asmak. İçine almak, emmek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Germek. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Herhangi bir anlama almak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. İçki içmek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Yollamak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Tartıda ağırlığı olmak. Döşemek. Aynısını yazmak veya çizmek.

Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. İşlev. Resmî iş, vazife. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon.

Ayrılmak : Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak. Ayırma işine konu olmak.

İstif : Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılmış olan yığın. Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın.

Azalmak : Etkisini yitirmek, hafiflemek. Az denecek bir miktara inmek. Eskisinden az bir duruma gelmek.

Yok olmak : Ortadan kalkmak, kaybolmak. varlığı sona ermek.

Yok : Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. Olmayan, bulunmayan şey. Yasak. Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz. Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir.

Olmak : Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yol açmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Uymak, tam gelmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Geçmek, tamamlanmak. Sürdürmek, yürütmek. Sarhoş olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bulunmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur.

Geri : Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geçmiş, mazi. Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Son, sonuç. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. Geriye doğru. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

Gitmek : Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Herhangi bir durumda olmak. Geçmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Bir yere doğru yönelmek. Bir şey zarar görmüş olmak. Çıkmak, ulaşmak. Yürümek, yol almak. Ölmek. Satılmak. Götürülmek, gönderilmek. Başvurmak, yapmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Yakışmak, yaraşmak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Yok olmak, elden çıkmak. Dayanmak. Makine, işlemek, çalışmak. Tüketilmek, harcanmak. Yapmak. Sürmek, devam etmek. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak.

Ricat : Gerileme, geri çekilme, geri kaçma. Vazgeçme.

Etmek : Eşit değer kazanmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Herhangi bir değerde olmak. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek.

Vazgeçmek : Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak. Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak. Niyetten veya karardan dönmek, caymak.

Katlanmak : Katlama işi yapılmak. Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek.

Üstlenmek : Üstüne almak, yüklenmek, deruhte etmek.

Tahammül : Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma.

Tartılmak : Tartma işi yapılmak veya tartma işine konu olmak. Kendini tartmak.

Uzaklaşmak : Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek. Yabancılaşmak, ilgisi azalmak.

Mesafe : Ara, aralık, uzaklık. Uzaklık. İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet.

Koymak : Katmak, eklemek. Bırakmak. Etkilemek, dokunmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. İmza, tarih, adres yazmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Bırakmak, terk etmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.

Çekilmek ile ilgili Cümleler

  • O sonunda çekilmek zorunda kaldı.
  • O geri çekilmek zorunda kaldı.
  • Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.
  • Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.
  • Araban çekilmek üzere.
  • Kraliçe Liliuokalani geri çekilmek zorunda kaldı.

Diğer dillerde Çekilmek anlamı nedir?

İngilizce'de Çekilmek ne demek? : v. be pulled, withdraw, quit, retire, abdicate, draw back, resign, step aside, walk out, draw off, draw away, recede, dry up, bow, bow out, decline, desist, ebb, edge out, give over, go out, gravitate, opt out, repair, retract, scratch, secede, stand

Fransızca'da Çekilmek : reculer, céder, se retirer de, caner, fausser compagnie, résigner, s'en aller, s'oter, se calfeutrer, se cantonner, se désister, tarir

Almanca'da Çekilmek : v. abebben, ausscheiden, wegtreten

Rusça'da Çekilmek : v. тянуться, удаляться, отодвигаться, сторониться, убираться, отступать, отходить, отливать, заходить, втягиваться, спрягаться, отодвинуться, посторониться, отступить, отойти, отлить, ходить, зайти, втянуться