Çelik halat nedir, Çelik halat ne demek

  • Çelikten yapılan, asma köprü ayaklarını birbirine bağlayan, trol ağını denizde çekmeye yarayan halat

Bilimsel terim anlamı:

Çelik telleri, bir eksen çevresinde uzunlamasına sararak yapılmış olan halat.

İngilizce'de Çelik halat ne demek? Çelik halat ingilizcesi nedir?:

steel rope

Çelik halat anlamı, kısaca tanımı:

Çelik : Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Zayıf fakat güçlü (vücut). Bu alaşımdan yapılmış. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek.

Halat : Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip.

Asma : Asılmış, asılı. Asmak işi. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler.

Köprü : Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri. Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi.

 

Ayak : Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Basamak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Halk edebiyatında uyak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Göl ayağı. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacak. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

Trol : Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı.

Deniz : Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan.

 

Çekme : Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekmek işi. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Çekmece. Düzgün biçimli.