Çok nedir, Çok ne demek

Çok; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.
  • Aşırı bir biçimde

"Çok" ile ilgili cümleler

  • "Biz çocuklar evimizi çok beğendik." - A. Kutlu
  • "Bana matematik çok kolay geldi." - F. R. Atay

Diğer sözlük anlamları:

Çokluk

Işık, ziya, şua, lem’a

Çok tanımı, anlamı:

Çok baharın otunu yemek : Hayatı dolu dolu yaşamış olmak.

Çok bilen çok yanılır : "çok bildiği için kendine güvenen kişi, bilmediği şeylere de karışır ve bunlarda yanılır" anlamında kullanılan bir söz.

Çok el ya yağmaya ya yolmaya : "çok kimsenin katılmasıyla her zaman istenilen sonuç elde edilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Çok gelmek : Gereğinden fazla olmak. çekilmez ve katlanılmaz olmak.

Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir : "gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner" anlamında kullanılan bir söz.

Çok görmek : Yadırgamak.

Çok havlayan köpek ısırmaz : "karşısındakini bağırıp çağırmakla korkutmaya çalışan kimse, eylemli bir saldırıda bulunmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Çok koşan çabuk yorulur : "insan bir işi yaparken gücünü tasarruflu kullanmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

 

Çok naz aşık usandırır : "başka şeylerde olduğu gibi nazlanmada da aşırı gidilmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Çok olmak : Haddini aşarak karşısındakini usandırmak.

Çok söylemek : Gevezelik etmek.

Çok şey : Şaşma anlatan bir söz.

Çok şükür : Tanrı'nın verdiği nimetlerden hoşnutluğu anlatan bir söz.

Çok anlamlı : Birden çok anlama sahip olan (kelime).

Çok ayaklılar : Eklem bacaklı böceklerin, çıyan gibi her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Çokbilmiş : Her şeye aklı eren, zeki, akıllı. Her şeye aklı eren, zeki, akıllı bir biçimde.

Çok çok : En çok, olsa olsa.

Çok düzlemli : Birkaç düzlemin birbirini kesmesiyle oluşmuş (açı).

Çok eşli : Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın), poligam.

Çok fazlı : Birden çok fazı bulunan (akım, sistem).

Çok geçmeden : Kısa bir süre sonra.

Çokgen : Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon.

Çok gizli : Devlet ve ulusal güvenlik açısından son derece önemli bilgi içeren devlet sırrı niteliğindeki yazıların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim.

Çok gözeli : Çok hücreli.

 

Çok hücreli : Yapısında birden çok hücre bulunan (hayvan veya bitki).

Çok karılı : Birden çok karısı olan.

Çok katlı otopark : Motorlu araçların park etmesi için yapılmış çok katlı yapı.

Çok kısa dalga : 2,9 metreden 3,4 metreye (104 megahertze) kadar olan radyo dalgaları.

Çok kocalılık : Bir kadının yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda erkekle evli olabildiği evlilik biçimi, poliandri.

Çok ortaklı : Birçok ortaktan oluşan (şirket), anonim.

Çok partili : Birden fazla partinin katılımı ile yaşanan (siyasi hayat).

Çoksatar : En çok satılan yayın.

Çok sesli : Değişik düşüncelerin özgürce dile getirildiği (ortam, toplum). Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılmış olan (müzik), polifonik. Çok seslilikle ilgili, polifonik.

Çok sözlü : Tatlı dilli, konuşkan.

Çok şiddetli fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 48-55 deniz mili olan ve kuvveti 10 ile gösterilen rüzgâr.

Çok tanrıcı : Çok tanrıcılık yanlısı (kimse), pagan, politeist.

Çok tanrılı : Birden fazla tanrıya inanan.

Çok taraflı : Çok yönlü.

Çok terimli : Aralarında artı (+) veya eksi (-) işareti bulunan, birçok terimden oluşan cebir ile ilgili anlatım.

Çok uluslu : Çeşitli ulusların katılımıyla oluşturulan (ortaklık). İki veya daha çok ulusla ilgili olan (sanayi veya ticaret).

Çok yanlı : Farklı görüş açılarını içeren.

Çok yıllık : Yıllarca toprak üstünde ve toprak altında canlılığını sürdürebilen bitki. Çiçek açmadan önce birçok yıl yaşayan (bitki).

Çok yönlü : Birçok konuda bilgi ve çalışması olan. İkiden çok yönü olan, çok taraflı.

Çok yüzlü : Bütün yüzleri birer çokgen olan şekil.

Az çok : Bir parça.

Birçok : Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit.

Pek çok : Yeterinden fazla, bir hayli.

Birçoğu : Çok sayıda olan kimse veya şey.

Aşırı : Ötede, ötesinde. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem.

Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Tek. Sadece.

Çok ağır alçalma : Deniz yüzünün kıyılara göre bağıl alçalması.

Çok ağır yükselme : Deniz yüzünün kıyılara göre bağıl yükselmesi.

Çok alçak gerilimli aydınlatma : Gerilimi düz akımda 50, değişken akımda fazlar arasında 42 ve fazla toprak arasında 24 voltu geçmeyen, akkor lambalarla gerçekleştirilmiş aydınlatma.

Çok alıcılı çevirim : İçlerinden en iyisini ya da en iyilerini seçebilmek için, aynı çekimin, birden çok alıcı kullanılarak değişik görüş noktalarından saptanması.

Çok alıcılı işlem : Sinema ile televizyon alıcılarının birlikte kullanılmasına dayanan, hem televizyon yayını hem film sağlanan işlem. Sinema Çok alıcı kullanarak, görüntü ile sesin sinema uygulayımına göre alındığı, fakat televizyon yapımındaki hızla gerçekleştirildiği işlem.

Çok amaçlı genel ağ posta uzantıları : (ÇAGPU)

Çok amaçlı okul : Programında hem genel eğitim derslerine, hem de meslek dallarıyle ilgili derslere yer vererek öğrencilerin tecim, sanat, teknik vb. alanlara da yönelmelerine olanak sağlayan okul.

Çok amaçlı sahne : Değişik sahne-seyirci ilişkisini sağlayabilecek biçimde yapılmış sahne. Kimi kez ortada, kimi kez yanlarda, kimi kez de önde, hem önde, hem ortada ve benzeri biçimlerde çeşitlilik içinde kullanılmaya elverişli sahne.

Çok amaçlı seyir yeri : Değişik amaçlar için ve değişik biçimlerde kullanılabilen seyir yeri.

Çok ara : Çok defa, ekseriyetle

Çok ile ilgili Cümleler

  • Haklısın cümleleri hatırlayamıyorum ki, isimleri unutayım, öptüm seni çok.
  • O pek çok.
  • "Çok acelem var... açıklayamayacağım nedenlerden dolayı." cevapladı Dima kadını. 'Lütfen, bu kostümü denememe izin verin."
  • Bu onlar için çok zordur.
  • Bu bizim için çok zor.
  • Çok aceleci olmayın.
  • Bu bugün için pek çok.
  • Ben onun için çok mutluyum.
  • Çok aceleci olma.
  • Onun için çok mutluyum.

Diğer dillerde Çok anlamı nedir?

İngilizce'de Çok ne demek? : [COK] n. coke

adj. much, many, very, big, plenty, plentiful, good, fair, like hell, deadly, heavy, abounding, abundant, affluent, ample, countless, dead, exuberant, hearty, hell of, helluva, innumerable, lavish, multitudinous, numerous, piping, plenteous, precious

adv. much, many, very, big, well, plenty, greatly, awfully, badly, deeply, highly, a lot, plenty of, acres and acres, bloody, damned, enormously, ever so, fantastically, galore, heaps of, heartily, heavily, heavy, jolly, largely, loads of, lots of

Fransızca'da Çok : très, beaucoup, à foison, bigrement, bougrement, comme tout, copieux/euse, fort, fort/e, grand/e, gros, joliment, rudement, pas mal de, tant et plus, tellement de, tout, tout plein, trop, vachement

Almanca'da Çok : adj. ausnehmend, erheblich, erstaunlich, ganz, grausam, groß, häufig, herzlich, irrsinnig, kopiös, mordsmäßig, redlich, reichlich, schandbar, schändlich, schön, schrecklich, sündhaft, umwerfend, unerhört, unverschämt, unwahrscheinlich, viel, vielfältig

adv. allzu, besonders, fest

Rusça'da Çok : adv. много, очень, значительно, весьма, слишком, более, скорее, зд`орово, навалом

conj. нежели

pref. мульти-