Öğre nedir, Öğre ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eğitim.

Öğre ile ilgili Cümleler

  • Öğrenciler genellikle bir hakaret olarak birbirlerine "homo" derler.
  • O yeni bir teknik öğrendi.
  • Farklı diller öğrenmek için bir web sitesi olan tatoeba.org'u gözden geçirmen gerekir.
  • Öğretmen telefonda.
  • Umarım öğrenirsin.
  • Hangi nedenle İngilizce öğreniyorsun?
  • Öğrenci kitabı sınavdan önceki gece okudu.
  • Ali her zaman çalışıyor ama bir şey öğreniyor gibi görünmüyor.
  • Öğrenciler sessiz kaldılar.
  • Burak Tuğba'nın ölümünü gazetede öğrendi.
  • Öğrencilerin eksikliği nedeniyle okul, yıl sonunda kapatılacaktır.
  • Ben sadece önceki öğrencilerimden biriyle karşılaştım.
  • Burak Tuğba'yı bir öğrenci partisine davet etti.

Öğre ile ilgili Atasözü veya Deyim

acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir : “mesleğinde ustalaşmamış kimse, ilk denemelerini değersiz malzeme üzerine yapar” anlamında kullanılan bir söz.

bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp : “insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur” anlamında kullanılan bir söz.

edebi edepsizden öğren : “edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun” anlamında kullanılan bir söz.

 

güttüğüm domuzu bana öğretme : “yıllardır tanıdığım bir kimsenin huylarını da bilirim” anlamında kullanılan bir söz.

her düşüş bir öğreniş : “kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez : “kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz” anlamında kullanılan bir söz.

tembele iş buyur, sana akıl öğretsin : kendisinden bir konuda yardımcı olması istendiğinde yardım edeceği yerde çözüm yolları gösteren kimseler için kullanılan bir söz.

Öğre anlamı, tanımı

Açık hava öğretimi : Öğretim programlarında yer alan kimi derslerin ya da ders konularının derslik dışında açık havada işlenmesi

Aday öğrenci : Bir eğitim kurumuna geçici olarak alınan, ancak kesin yazılma için gerekli işlemleri sonuçlandırmamış olan öğrenci.

Ağır öğrenen : İçinde bulunduğu bir topluluğun çoğunluğundan daha çok çaba ve zaman harcayarak daha az öğrenen (kişi). Okul öğreniminden ancak özel eğitim koşulları altında yararlanabilecek durumda olan (geri anlaklı çocuklar).

Algısal devimsel öğrenme : Sözlü olmayan nesnel bir uyaran karşısında devimsel bir tepki yapmayı öğrenme.

Algısal öğrenme : Bireyin çevresindeki nesne ve varlıkları algılayarak öğrenmesi ya da önceden öğrendiklerini yeni algılarla değiştirmesi.

Amaçlı öğrenme : Ereği ve yöntemi önceden belirlenmiş olan isteğe dayalı öğrenme.

Anlamlı öğrenme : Bir konuyu, bütün ayrıntılarını göz önünde bulundurmadan, nitelik ve anlamını kavrayacak biçimde öğrenme.

 

Araçsal öğrenme : Deneğin, amaca yönelmesini kısaltan ve kolaylaştıran tepkileri öğrenmesi.

Aralıksız öğrenme : Öğrenme deneylerinde, öğrenilmesi gereken konuyu ya da davranışı aralıksız yinelemelerle eksiksiz başarabilir duruma gelme.

Asil öğretmen : Yetişmenlik dönemi sonunda olumlu tutumu ve öğretim yeteneği okul yönetmeninin raporu ve ders denetimi ile saptanarak öğretmen sanını alan kimse. a. bk. yetişmen öğretmen.

Aşırı öğrenme : Bir konu ya da becerinin öğreniminde, alıştırmaları yeterli öğrenme düzeyinin ötesine dek sürdürme.

Ayırt edici öğrenme : Belirli algısal uyarımları yapabilmeyi ya da türlü durum ve uyaranları birbirinden ayırt edebilmeyi öğrenme.

Baş öğrenmek : Binit hayvanı talimli olmak.

Baş öğretmek : Hayvan terbiye etmek, alıştırmak.

Biçimsel öğreti : Anlığın gözleme, bellek ve istenç gibi birbirinden ayrı genel bir dizi güç ya da yetenekleri bulunduğunu ve bunların öğrenme, alıştırma yoluyla güçlendirilebileceğini savunan kuram.

Bilgisayar destekli öğretim : Öğrencinin bir bilgisayar ucu başında, öğrencilerin gösterebilecekleri türlü tepkiler göz önünde tutularak hazırlanmış bir bilgisayar izlencesiyle etkileşim içinde, kendi öğrenme hızına göre kullanabildiği öğretim türü, bu soruna ilişkin araştırma ve uygulama alanı.

Bilinçdışı öğrenme : Anımsamayı sağlayamayacak aşamadaki öğrenme.

Bireysel öğretim : Her çocuğun kişisel gereksinmelerini karşılamak ve sorunlarını çözebilmek amacıyla kılavuzluk etkinliklerinden yararlanmaya çalışan öğretim tutumu. Öğretim gereçlerinin, her öğrencinin kişisel yetenek ve ilgisine karşılık verecek biçimde hazırlanıp kullanılmasına önem veren öğretim uygulaması.

Bireyselleştirilmiş öğretim : Öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları göz önünde tutan, her öğrenciye kendi anıklığı ve yeteneği ölçüsünde ilerleme olanağını sağlayan öğretim.

Birleştirilmiş sınıf öğretimi : Birçok sınıfın bir araya getirilerek bir öğretmence yetiştirilmesi.

Bölümlü öğrenme : Konunun, küçük parçalara ayrılarak bellendikten sonra birleştirildiği öğrenme.

Bölümlü öğrenme yöntemi : Kapsamlı bir öğrenme konusunu, parçalara ayırarak öğrendikten sonra birleştirme.

Bölümsel öğrenme : Öğrenilecek konuları bölümlere ayırarak her bölümü ayrı ayrı öğrenme.

Burslu öğrenci : Devletten ya da herhangi bir özel kuruluştan burs alarak öğrenimini sürdüren öğrenci.

Cezaevi öğretmeni : Belli bir programa göre cezaevindeki suçlulara ders vermek ve onları eğitmekle görevli öğretmen.

Cimnastik öğretmeni : Cimnastik çalışmalarını yaptıran uzman öğretmen.

Çağrışımlı öğrenme : Uyaran ile tepki arasındaki bağlantı dolayısıyle kimi durumlarda rasgele oluşan öğrenme. Uyaranlarla tepkiler, düşünülerle düşünürler, kavramlarla kavramlar arasında, birbirini çağrıştırmayı sağlayacak biçimde bağların kurulmasına önem veren öğrenme.

Çözüm öğrenimi : (Mowrer) Pekiştirme yoluyla sınama-yanılma öğrenimi.

Dal öğretmeni : Bir ya da birbiriyle ilgili birkaç dersi okutan öğretmen.

Devinsel öğrenme : Devinmeye, etkinliğe, işe dayanan ve kimi zaman düşüncelerden bağımsız olarak oluşan öğrenme biçimi.

Dinleyici öğrenci : Orta dereceli okullar ile yüksek öğretim kurumlarında belli bir derse ya da seminere dinleyici olarak katılan, ancak ödev hazırlamak ve sınava girmek gibi bir yükümlülük altında bulunmayan öğrencilere verilen ad. bk. özel öğrenci.

Dizisel öğrenme : Sözcükleri ya da devimsel davranışları verilen dizilere uygun olarak öğrenme ve anımsama.

Drago öğretisi : Borçlu devletin borcunu ödeyemediği durumlarda zorlayıcı önlemler uygulanması veya borçlu devletin topraklarının işgal edilme hakkının bulunmadığını ifade eden ve 1902 yılında Arjantin Dışişleri Bakanı Louis M. Drago tarafından ileri sürülen uluslararası bir hukuk görüşü.

Düşünsel öğrenme : Ezberleme yerine, sorun çözümünde yararlı olabilecek, bilgi ve becerileri öğrenme.

Edilgin öğrenme : Gerekli ve kimi zaman yeterli güdülenme ya da pekiştirmenin bulunmadığı durumlarda oluşan öğrenme.

Edilgin öğretme : Eğitim ve öğretimde öğrenciyi edilgin bir durumda tutarak yetiştirmeye çalışma.

Ele öğrenmiş : Ele alışmış, ele gelmeye, elde yem yimeye alışmış.

Er öğretmen : İlköğretmen okulu çıkışlı olup Milli Eğitim Bakanlığı örgütünde ilkokul öğretmeni olarak çalışırken silah altına alınan ve Silahlı Kuvvetlere bağlı bir okuma-yazma taburunda görevlendirilen kimse.

Eşitlik öğretisi : Bütün insanların eşit yaratıldığı temel düşüncesine dayanan, yetenekleri geliştirmek yolunda herkese eşit olanaklar sağlanması ve eğitimde bireysel ayrımların göz önünde tutulması gerektiğini savunan öğreti.

Ezberleyerek öğrenme : Bir konuyu, ya tümüyle ya da bölümlere ayırdıktan sonra belli bir süre içinde yineleyerek ezberleme temeline dayanan bir öğrenme türü.

Fırsat öğretimi : Çok az rastlanan ya da bir daha rastlanılacağı düşünülmeyen durum ve olaylar karşısında ders programı ya da planında gerekli değişiklikler yaparak öğrencilerin birtakım değerli yaşantılar elde etmesine olanak sağlayan öğretim etkinliği.

Geleneksel öğretim programı : Genellikle akademik ve daha çok kültürel dersler ile konuları kapsayan ve kuramsal çalışmalara olanak sağlayan öğretim programı.

Genel öğretim yöntemleri : Her türlü öğretim etkinliklerinin düzenlenmesi, yürütülmesi ve değerlendirilmesine ilişkin genel ilke ve kurallar üzerinde duran ve öğretim çalışmalarında yararlanılan en verimli yöntem ve teknikleri gösteren meslek dersi.

Gezici öğretmen : Nüfusu ve öğrenim çağındaki çocuk sayısının azlığı nedeniyle bir okul yapılıp sürekli öğretmen verilemeyen yerlerde ya da yol, uzaklık ve arazi durumu bakımından dağınık yerleşme bölgelerinde oturan ve bir bölge okuluna da bağlanamayan çocukların eğitim ve öğretimiyle görevli öğretmen.

Gezici öğretmenlik bölgesi : İlköğrenim çağındaki çocukların eğitilmeleri amacıyla birbirine yakın mahalle ve daha küçük yerleşme merkezlerinin birleştirilmesiyle oluşan ve gezici öğretmenin görev aldığı bölge. bk. öğretim merkezi.

Gezici özel eğitim öğretmeni : Olağan okulların olağan sınıflarında yetiştirilebilecek durumda olup da özürleri bakımından özel eğitime gereksinmeli öğrencilerle haftanın belli günlerinde uğraşan öğretmen.

Gizil öğrenme : Deneğin, öğrenme güdüsü söz konusu olmadan içine girdiği bir durumda, amaçsız olarak sağladığı yaşantıları, aynı durum içine öğrenme amacıyla girdiği zamankinden daha hızla kavraması ve daha az yanılgıya düşmesi. (Bu sonucun, amaçsız yaşantılar dönemindeki gizil öğrenmeden ileri geldiği kabul edilmektedir.).

Gözünü öğretmek : Gözünü muhite alıştırmak.

Güdümlü öğrenme : Öğretmenin yol göstericiliği, yardımı ve öğütleri ile önceden tasarlanmış bir plana göre gerçekleşen öğrenme.

Gündüzlü öğrenci : Bir öğretim kurumuna gündüzleri devam eden ve yatılı öğrenciler gibi geceyi okulda ya da okula bağlı bir yurtta geçirmeyen öğrenci.

İçerden öğrenenlerin ticareti : Taşınır değerler piyasasında içerden bilgiye ulaşanların, kâr elde etme veya zarardan korunma amacıyla yaptıkları alım satım işlemleri.

İkili çağrışım öğrenmesi : Deneğin, belirli sayıda yinelemelerle sözcük ikililerini öğrendikten sonra, dizinin sözcüklerinden birini karışık bir düzen içinde gördüğünde, bunun eşini anımsama çalışması.

İkili öğretim : Öğrencilerden bir bölüğünün sabahleyin, bir bölüğünün de öğleden sonra ders gördüğü okullarda uygulanan öğretim.

İktisadi öğreti : Ekonominin işleyişi ve bu işleyişle ilgili politika çıkarımlarına ilişkin düşünce okulları.

İlgi öğretisi : Rousseau ve Pestalozzi'nin düşüncelerine dayanarak Herbart'ın geliştirdiği, sonradan Dewey'nin de savunduğu ve gerek ders konularının seçiminde, gerekse öğretim yöntemlerinin saptanmasında öğrenci ilgilerine önem verilmesi gerektiğini ileri süren bir görüş.

İlk öğrek : Sonbaharda ilk kez ekin ekme zamanı.

İlk öğretim kurumları : İlk öğrenimi gerçekleştirmek amacıyla açılan ve aynı amaçla görevlendirilen kurumlara verilen genel ad. İlkokullar, bütünleyici kurslar, anaokulları gibi.

İm öğrenimi : (Tolman) Öğrenmede canlının, durumla ilgili davranışlarının sırasını değil, imleri ve anlamlarını öğrenmesi.

İşlemsel öğrenme : Canlının daha önceki denemelerde doyurucu sonuçlar sağladığını denediği tepkinin, benzer durumlarda da yinelendiğini öğrenmesi.

Kaçınma öğrenimi : Bir ceza uygulandığında kaçış yoluyla kurtulmayı öğrenme. (Cezanın yarattığı acıdan kaçınma, bir tür ödül etkisi yapar.).

Kavramsal öğrenme : Kişinin, bir konuyu, ilişkili kavramlara dayanarak öğrenmesi, öğrendiği kavramların anlamlarını, kapsamlarını değiştirerek geliştirmesi.

Kılavuz öğretmen : Okulda kılavuzluk etkinlikleri bakımından kendi kümesine düşen öğrencileri yakından tanımak, onların kişisel ya da derslerle ilgili her türlü sorunlarını çözmek,.çalışmalarında ve toplumsal ilişkilerinde başarılarını arttırmak ile görevli öğretmen.

Kitaplık görevlisi öğretmen : Kitaplıkbilimcisi olmadığı halde dersleri yanında kitaplık işini de yürüten öğretmen.

Klasik öğretim programı : Bir okulu bitirmek için eskiden beri okunması zorunlu görülen geleneksel derslerin ya da konuların düzenli biçimde sıralanıp kümeleştirilmesinden oluşan öğretim programı. 2-Yunanca'ya, Latince'ye ya da her iki dilin öğretimine çok zaman ayıran ve öteki dersleri önemsemeyen program. Genel amaçlar, dersler ve derslerde işlenilmesi öngörülen konular bakımından görevsel olmaktan uzak öğretim programı.

Küme öğretimi : Programda yer alan konu ya da ünitelerin birlikte işlenmeden önce, ilgi ve yeteneklerine göre kümelere ayrılan öğrencilerce in celenmesi ve sınıfa sunulması temeline dayanan bir öğretim yolu. Tek öğretmenli okullarda ya da birleştirilmiş sınıflarda yaş, başarı ve yetenekleri bakımından farklı oldukları halde topluca ders gören öğrencilere, onları ilgi ve yeteneklerine göre kümelere ayırarak uygulanan öğretim.

Mektupla öğretim : Bir öğretim kurumu, bir eğitim dairesi ya da özel bir kuruluş tarafından mektupla yürütülen öğretim. Mektupla öğretim kurslarına yazılan öğrencilere ders hazırlamak, onlardan gelen yazılı ödevleri düzeltmek ve değerlendirmekle görevli öğretmen ya da öğretim üyesinin yaptığı öğretim.

Okul ve öğrencileri koruma derneği : Bir okula devam eden öğrencilerin daha iyi koşullar içinde eğitim görmelerini sağlamak için giyim, ders kitabı ve aracı gibi konularda yardımda bulunmak ve gerekirse yeni okul binası yapmak ya da yapılmış binaları onartmak gibi amaçlarla çalışan ve Dernekler Yasasına göre kurulan dernek.

Öğre gelmek : İnek, davar çiftleşmek istemek.

Öğredirek : Alıştırarak, öğreterek.

Öğreğe gelmek : Tosun, çifte, koşulmaya alıştırılacak duruma gelmek.

Öğrekotu : Ağılı ot.

Öğrelemek : Sallamak: Beşiği öğürle.

Öğrelenmek : Sallanmak.

Öğremek : Göreceği gelmek, özlemek, istemek. İstemek.

Öğrenbeclik : İşi, ilk kez yapma deneme.

Öğrenbeçlik : İlk yapılan iş, deneme, temrin.

Öğrenbeşlik : İlk yapılan iş, deneme, temrin.

Öğrence : Öğrenmek amacıyla benzerini yapma, simülasyon. [Bakınız: öğrencelik]. Öğrenmek üzre olan, öğrenmeye çalışan. İlk yapılan iş, deneme, temrin. Yeni öğrenilirken yapılan iş.

Öğrencek : İlk yapılan iş, deneme, temrin. İşi, ilk kez yapma deneme.

Öğrenceliyh : İlk öğretilen iş karşılığında alınan para.

Öğrenci derneği : Bir üniversite, akademi ya da yüksek okulda okuyan gençlerce ortak sorunlarını tartışmak bunlara çözüm yolu bulmak ve toplumsal dayanışma için gerekli önlemleri almak üzere özel yasalara uygun olarak kurulan dernek.

Öğrenci dinlenme yeri : Genellikle üniversite ve yüksek okullarda öğrencilerin dinlenmeleri, toplumsal gereksinmelerini gidermeleri ve boş zamanlarını değerlendirmeleri için ayrılan yer ya da bu amaçla yapılmış olan bina.

Öğrenci dökülüşü : Bir eğitim kurumunda okuyan öğrencilerden bir bölümünün başarısızlık, disiplin cezası, ekonomik güçlük gibi değişik nedenlerle öğrenimi bırakmaları durumu.

Öğrenci evi : Öğrencilerin okurken para ödeyerek kaldıkları yer. bk. öğrenci yurdu.

Öğrenci izleyici : Bir televizyon izlencesini öğrenci olarak izleyen izleyici.

Öğrenci kütüğü : Öğrenciler okula yazıldıkları zaman tutulmaya başlanan ve her öğrencinin kimliği ile ev adresinin, velisinin, sınıfının, sınıf geçme durumunun, diploma ya da geçiş belgesine ilişkin bilgilerin işlendiği defter.

Öğrenci özlük işleri : Bir öğretim kurumunda öğrencilerin bireysel, akademik ve toplumsal yaşayışı ile ilgili olan kılavuzluk etkinliklerine verilen ad.

Öğrencimelig : İlk yapılan iş, deneme, temrin.

Öğrençelik : İlk yapılan iş, deneme, temrin.

Öğrende : Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire.

Öğrendik : Elâzığ şehri, Ağın ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Öğrenebilme : Öğrenebilmek işi.

Öğrenebilmek : Öğrenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Öğrenek : Yetiştirme, öğretim, alıştırma.

Öğrenig : Öğrenmiş, öğretilmiş, toyluğu geçmiş.

Öğrenik : Öğrenmiş, öğretilmiş, toyluğu geçmiş. Öğrenmiş, öğretilmiş.

Öğrenilme : Öğrenilmek işi.

Öğrenim anıklığı : Bireyin soyutlama ve dil yolu ile öğrenmeyi gerektiren konularda başarı ile çalışmasını kolaylaştıran gizil anlıksal güç.

Öğrenim değeri : Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenilen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak, bir yarı-yıl ya da bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini niceliksel olarak gösteren birim.

Öğrenim ödencesi : Yüksek öğrenim gören öğrencilerden burslu ve parasız yatılılar dışında kalanlara devlet, kamu kuruluşları ya da özel kuruluşlarca verilen ödünç para.

Öğrenim ücreti : Bir eğitim kurumunca ders araç ve gereçleri, ders kitapları ve deney odası giderleri dışında sadece öğretim giderlerini karşılamak üzere öğrenciden ya da velisinden alınan ücret. bk. okul ücreti.

Öğrenim yeteneği : Dil ve sayı ilişkileri gibi yeteneklerle okul çalışmalarında gerekli olan öteki genel ve özel yetenekler.

Öğrenimde gecikme : Okulu bitirme yaşı ile yönetmelikçe saptanan en küçük yaş arasındaki ayırıma verilen ad.

Öğrenişmek : Birbiriyle ünsiyet etmek, birbirine alışmak.

Öğreniştirmek : Başkasını kendisine alıştırmak, munis kılmak.

Öğreniverme : Öğrenivermek işi.

Öğrenivermek : Çabucak veya kısa sürede öğrenmek.

Öğrenme anıklığı : Hızlı ve kolay öğrenmeyi sağlayan içsel güc.

Öğrenme çevresi : Her türlü özdeksel ve tinsel özellikleri ya da koşulları ile öğrenmeyi etkileyen ortam.

Öğrenme çıkmazı : Önceleri etkili ve yararlı olan bir tepkinin, herhangi bir nedenle varılmak istenen amaca erişmeye yaramayacak duruma gelmesi.

Öğrenme düzlüğü : Öğrenme sürecinde herhangi bir ilerlemenin görülmediği döneme verilen ad.

Öğrenme eğrisi : Birbirini izleyen uygulamalar sırasında öğrenmede görülen ilerlemenin kimi yönlerini çizgisel olarak belirten, genellikle başlangıçta hızla yükselen, sonra düz giden ve öğrencinin öğrenme gücüne göre biçim alan eğri. Birikimli çıktı ile ortalama ürün maliyetleri ya da emeğin ortalama veya marjinal fiziki verimliliği arasındaki ilişkiyi işgücü deneyiminin artışına bağlı olarak açıklayan, diğer bir deyişle yaparken öğrenme süreci içinde üretim arttıkça ortalama üretim maliyetlerinin azaldığını veya ortalama verimliliğin arttığını gösteren eğri. Belirli zaman süreleri içinde ya da yinelemeler sonucunda öğrenilenlerin ne kadarının anımsanıp ne kadarının unutulduğunu gösteren bir eğri.

Öğrenme etmeni : Belirli bir sorunun çözümünde kimi tepkilerin denenebileceğini, kimilerininse denenmesinin doğru olmadığını ayırt etmeye yarayan bir etmen.

Öğrenme gücü : Kavram ve verileri öğrenme, hatırda tutma ile beceriler edinme gücü. Beynin anlayış ve kavrayış sınırı. 3.- Bireyin, davranımlarını değiştirebilme yönünden, kalıtım ve çevre ile belirlenen gizilgücü.

Öğrenme hazırlığı : Belli bir konunun ya da becerinin öğrenilebilmesi için beden, zihin ve duygu bakımından gerekli olgunluğa erişmiş olma.

Öğrenme kuramı : Zihin görevlerinin bütünsel niteliğine önem veren, öğrenmenin bütünü algılamakla başladığını ileri süren bir öğrenme kuramı. Öğrenme sürecinin ne olduğunu ve nasıl gerçekleştiğini açıklayan görüş(ler). bk. öğrenme.

Öğrenme yasaları : Belirli kuramlara bağlı olarak öğrenmenin hangi etmen ve koşullar altında gerçekleştiğini belirten genellemeler.

Öğrenmede etmen kuramı : (Mc. Dougall) Bütün öğrenme türlerinde, birisi koşullanma ya da ezberlemede söz konusu olan mekanik süreç; ikincisi de yeni anlam ve ilişkilerin kavranmasından oluşan iki etmenin etkili olduğu görüşü.

Öğrenmede geçiş : Önceden edinilmiş olan bilgi, beceri, anlayış, hüner ve düşüncelerin daha sonraki benzeri öğrenme çabalarını etkilemesi.

Öğrenmede yayılma kuramı : Bir uyaran karşısında belirebilecek türlü tepkilerden birinin pekiştirilmesi sonucu olarak öğrenmenin gerçekleştiğini savunan kuram.

Öğrenmedük : Bilinmeyen, iyice tanınmayan.

Öğrenmenin süreksizliği kuramı : Öğrenmenin sürekliliği kuramına karşıt olarak ileri sürülen ve denek hayvanının ayırt etme öğreniminde temel ipucu ve öğeyi kavrayıncaya dek bir ilerleme sağlayamadığını savlayan görüş.

Öğret : Saç örgüsü.

Öğret atı : İş hayvanı.

Öğretebilme : Öğretebilmek işi.

Öğretebilmek : Öğretme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Öğretgi : Yön, doğrultu.

Öğreti danışması : İş ve öğretim seçimi, hazırlanma ve yetişme, iş bulma gibi konularla ilgili sorunları çözmek için danışmanla yapılan konuşma.

Öğreti oyunu : Belli bir sorunu, konuyu, durumu, ya da doğruyu öğretmek, seyirciye bir dünya görüşü kazandırmak amacıyla yazılmış oyun. Örnek : Breeht'in öğreti oyunları.

Öğretici dram : Ortaçağda, öğrencilere Latinceyi öğretmek ve bellek temrini yaptırmakla onları rahat ve kıvrak hareketlere alıştırmak için düzenlenen, okul oyunlarına verilen ad. Örnek: Terentius Tiyatrosu.

Öğretici film : Öğretim etkinliklerinde kullanılmak için hazırlanan ve öğretici niteliği bulunan film. Bir öğretim gereci olarak yararlanılan herhangi bir sinema filmi. Bir ders, bir bilgi konusunu okul içi ya da okul dışı öğretimde yardımcı ders gereci olacak biçimde işleyen film çeşidi.

Öğretici oyun : Ortaçağ'da öğrencilere Latince öğretmek ve bellek alıştırmaları yaptırarak onları rahat ve kıvrak hareketlere alıştırmak için düzenlenen okul oyunlarına verilen ad. Bugün birçok yabancı dil okulunda bu yönteme başvurulmaktadır.

Öğretici öykünce : Hayvanları konuşturarak onların ağzından ilginç ve yararlı öğütlemelerde bulunan öykünce türü. bk. hayvan öyküncesi.

Öğretici roman : Okuyuculara herhangi bir bilgi vermek amacı güden roman.

Öğretici tür : Öğretmek, öğütlemek gibi amaçlarla yazılmış koşuk vb.

Öğretim gereci : Ders kitabı, sözlük, film ve benzerleri gibi öğretimde kullanılan türlü gereçlere verilen genel ad.

Öğretim ilkeleri : Öğrencileri öğretim yoluyla belli eğitim amaçlarına ulaştırmada öğretmenlere yol gösteren ilkeler.

Öğretim kurulu : Bir okulun yönetim ve öğretim ile ilgili işlerinden sorumlu kimselerden oluşan kurul. Bir eğitim kurumunda görevli öğretmenlerin tümü.

Öğretim makinesi : Öğrenciye, bir öğretmenin yardımı olmaksızın, soru-yanıt yöntemine göre kendi kendine öğrenme olanağı sağlayan mekanik aygıt. Bir program sunan herhangi bir aygıta verilen ad.

Öğretim merkezi : Birbirine çok yakın yerleşme yerleri ile ulaşım koşullarının elverişli olduğu birden çok mahalle ve benzeri küçük yerlerdeki çocuklara ilköğretim olanağının sağlandığı merkez, bk. gezici öğretmenlik bölgesi.

Öğretim oyunu : Belli bir konuyu, bir durumu öğretmek, seyirciyi bu görüş için kazanmak ereği ile hazırlanmış oyunlara denir. Örn. Brecht'in öğretim oyunları.

Öğretim özgürlüğü : Gerek öğretim üyelerinin ve öğretmenlerin, gerekse öğrencilerin sansür, siyasal baskı ve her türlü korkudan uzak bir ortamda öğretme ve öğrenme olanağı bulması durumu.

Öğretim tekniği : Öğretmenin, ders verirken benimsediği ve izlediği yol. Öğretim gereçlerinin kullanılmasında ya da öğretim etkinliklerinin yönetiminde tutulan yol.

Öğretim ünitesi : Belli bir sınıfın ya da bir küme öğrencinin yapacağı bir ünite çalışmasıyle ilgili olarak öğretim etkinliklerine yol göstermek amacıyla hazırlanmış olan ayrıntılı plan. bk. kaynak ünite.

Öğretim yöntemi : Öğrencilerin özellikleri, ders araç ve gereçleri ile tüm öğrenme durumu göz önünde tutularak saptanan ve izlenen mantıklı yol. Öğretim etkinliklerinin düzenlenmesi ve öğretim gereçlerinin kullanılması bakımından ölçünleşmiş olan yol.

Öğretim yükü : Bir öğretmenin ders vermek, ders hazırlığı yapmak, ödev düzeltmek ve okuldaki öteki eğitim çalışmalarına katılmak için bir haftada harcadığı zamanın saat olarak tutarı.

Öğretimde toplulaştırma : Çocuğun kavrayış gücünü göz önünde tutarak özellikle ilk ve orta okullarda ders konularını "üniteler" çevresinde toplama ya da ayrı ayrı okutulan dersleri gereken bağlantıları sağlayarak bir ders adı altında birleştirme, bk. toplu öğretim.

Öğretime başlama izni : Yönetmelik ve öğretim programına ilişkin koşulları yerine getiren bir özel öğretim kurumuna öğretime başlaması için Milli Eğitim Bakanlığınca verilen izin.

Öğretimin bireyselleştirilmesi : Öğretim yöntem ve tekniklerinin uygulanımı ile öğretim gereçlerinin kullanımında, öğrenciler arasındaki bireysel değişikliklerin göz önünde tutulması. Bütün öğretim etkinliklerinin bireysel gereksinmeleri karşılayacak biçimde düzenlenmesi.

Öğretimli roman : Okuyuculara her hangi bir bilgi vermek üzere yazılmış roman.

Öğretlemek : Fitlemek, kışkırtmak.

Öğretme türü : Bir öğretim amaciyle kaleme alınan yazılardan ibaret edebiyat türü.

Öğretmen kitaplığı : Okulda öğretmenlerin mesleki ve genel bilgilerini zenginleştirecek nitelikte kitapların bulunduğu kitaplık. Belli bir bölgede görevli öğretmenlerin okuma ve yetişme gereksinmelerini karşılamak için kurulan kitaplık.

Öğretmen konutu : Okul sınırları içinde ya da okula yakın bir yerde öğretmenler için devletçe yapılıp kiraya verilen konut.

Öğretmen not defteri : Öğretmenin, yoklama, ödev ve dönem sonu kanı notları ile öğrenciler üzerindeki gözlem ve düşüncelerini yazdığı resmi defter.

Öğretmen okulu : Değişik okullara öğretmen yetiştirmek üzere açılan ve dereceleri ile programları arasında amaçlarına göre ayrılık gösteren meslek okullarına verilen ad.

Öğretmen öğrenci oranı : Sınıf öğretmenlerinin herbirine düşen öğrenci sayısı. Bir okul dizgesi içinde öğretmen sayısının öğrenci sayısına oranı.

Öğretmen öğrenci planlaması : Öğrencilerin, öğretmenlerinin yol göstericiliği altında ve serbest bir ortam içinde, konuların seçimi ve çalışmaların değerlendirilmesine ilişkin işleri düzenlemesi.

Öğretmen yetiştirme : İlgilileri öğretmenlik mesleğine yetiştirmek amacıyla yapılan her türlü etkinlik. Öğretmen eğitimiyle uğraşan bir okul ya da üniversitenin belli programlara uyarak gördüğü iş.

Öğretmenler derneği : Öğretmenlerin mesleki, sosyal ve kültürel gereksinmelerini karşılamak ve aralarındaki dayanışmayı güçlendirmek için kurdukları derneklere verilen ad.

Öğretmenler kurulu : Okulun asıl ve yetişmen (stajyer) bütün öğretmenlerinden oluşan, okulun amaçlarıyla ilgili her türlü çalışmaları yasa, tüzük, yönetmelik, öğretim programı ve emirler çerçevesinde planlayıp sonuçları değerlendiren kurul.

Öğretmenler toplantısı : Okul öğretmenler kurulunun eğitsel kollar ve türlü yarkurul çalışmalarıyla ilgili işleri konuşmak, öğretim programını incelemek, eğitim ve öğretimde izlenecek yolu saptamak, belli konulara ilişkin önerileri ve raporları karara bağlamak, öğrencilerin gelişme ve başarılarını değerlendirmek, üst makamlardan gelen bildiri ve yönergeleri öğrenmek gibi amaçlarla yönetmenin başkanlığında yaptığı toplantı.

Özdevimli öğrenme : Bir aygıtın geçmişteki çalışmasına dayanarak kendi başarısını iyileştirme yeteneği, bk. yapay anlayış.

Özel eğitim öğretmeni : Özel eğitim gerekseyen çocukların eğitimiyle uğraşan ve bunun için önceden özel bir öğrenimden geçmiş olan öğretmen.

Özel öğrenci : Bir özel kuruluş adına ya da kendi adına - çok kez yabancı bir ülkede - öğrenim yapan öğrenci. Bir eğitim kurumunda, bir diploma ya da herhangi bir öğretim belgesi almayı düşünmeksizin, özel izinle okuyan öğrenci.

Özel öğretim kurumları : Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri ya da özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan, Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimi altında çalışan her derecedeki okullar, mektupla öğretim yapan yerler, kurslar, derslikler ve benzeri yerlerin yanı sıra yabancılarca da açılmış bulunan öğretim kurumları.

Özel öğretim yöntemleri : Türlü eğitim kurumlarının programlarında yer alan derslerin öğretimine ilişkin ilke, yöntem ve teknikleri açıklayan bilgi dalı. Öğretmen yetiştiren kurumlarda öğretmen adaylarına ileride okutacakları derslerle ilgili olarak verilen yöntem bilgileri.

Parasız yatılı öğrenci : Yeme içme, yatma, barınma, giyim, ders kitabı ve gereci gibi her türlü gereksinmesi devletçe karşılanan ve geceleri okulda ya da okulun yurdunda kalan öğrenci.

Rastlantısal öğrenme : Önceden planlanıp amaç edinilmeyen bir etkinlik ya da yaşantı sonucu oluşan öğrenme. Tasarlama ve belirli bir güdü söz konusu olmadan rasgele koşullar içinde gerçekleşen öğrenme.

Resmi öğrenci : Genel ve katma bütçelerle yönetilen devlet daireleri, il özel idareleri, belediyeler, anaparasının en az yarısı devletin olan bütün kuruluşlar ile, sözleşmeleri gereğince öğrenci okutmak durumunda olan kurumlar adına genellikle yabancı ülkelerde öğrenim yapan öğrencilere verilen ad.

Sezgisel öğrenme : Türlü ipuçlarının amaçla olan ilişkilerinin, ya da bir sorunun öğeleri arasındaki bağların sezgileme yoluyla kavranılarak öğrenilmesi.

Sınama ve yanılma yoluyla öğrenme : Yeni öğrenme durumları karşısında öğrencinin, başarılı sonuç alıncaya, ya da hoşnut oluncaya değin kimi tepkileri hemen hemen rasgele yinelemesi ve sınaması temeline dayalı öğrenme.

Sınama yanılma öğrenmesi : Deneğin nasıl çözümlenebileceği konusunda bilgi ve becerisi bulunmadığı bir sorun ya da durum karşısında, türlü davranışları deneyerek çözüme yaramayanları bir yana bırakıp yararlı ve etkili olanları seçmeyi öğrenmesi.

Sinema öğretimi : Sinema diline yabancı olan kimselere bu dilin özelliklerini öğretmek, sinemayı bir anlatım aracı ve sanat olarak belletmek amacını güden öğretim. Özellikle orta ve yüksek dereceli okullarda sinemanın temel ilkeleri konusundaki öğretim.

Sinema öğretmeni : Sinema ya da sinemacılık öğretimiyle uğraşan kimse.

Sinemacılık öğretimi : Sinemanın herhangi bir uğraş dalında sinemacı yetiştirmeyi amaçlayan öğretim.

Sonuçcu etik öğretiler : Ahlaki eylemin değerini belirleyen şeyin, eylemin ürettiği sonuç olduğunu savunan ahlaki teoriler, teleolojik etik teoriler.

Soyut öğrenim : Durum ve nesnelere değil, kavram ve simgelere dayanan öğrenim.

Tek öğretmenli okul : Bütün sınıfları bir tek öğretmence okutulan ve yönetim işleri de aynı öğretmen yoluyla yürütülen okul.

Tek sınama öğrenimi : (Guthrie) Belirli bir uyaranla sınanan ilk tepki arasında tam bir çağrışımsal bağın kurulması. (Skinner) Uyaranla tepkinin ilk birleştirilmesinde kullanılan pekiştiricinin aynı uyaran karşısında aynı tepkinin ortaya çıkması olasılığını arttırması.

Televizyon öğretimi : Televizyon diline yabancı olan kimselere bu dilin özelliklerini öğretmek, televizyonu bir anlatım aracı ve sanat olarak belletmek amacını güden öğretim.

Televizyon öğretmeni : Televizyon ya da televizyonculuk öğretimiyle uğraşan kimse.

Televizyonculuk öğretimi : Televizyonun herhangi bir dalında televizyoncu yetiştirmeyi amaçlayan öğretim.

Televizyonla öğretim : Ders izlencelerinin televizyon yayınlarıyla uygulanması.

Tepki öğrenimi : Tepkinin yapıldığı nesnel ortamı değil, yalnızca tepkiyi yapabilmeyi öğrenme.

Tiyatro öğretmeni : Tiyatro bilgilerini ve tekniğini öğreten kimse.

Toplu öğretim : İşlenilen konuların dikkate alınması gereken organik bir yapısı bulunduğu, öğretimde ayrıntıların birbirlerine eklenmesi yerine daha önceden bütünün bilinmesinin ve ve anlaşılmasının zorunlu olduğu düşüncesine dayanan, çocukların özellikle temel eğitimleri sırasında baş vurulan bir öğretim yolu. bk. öğretimde toplulaştırma.

Truman öğretisi : İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ülkelerinin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kontrolüne girmesini önlemek amacıyla bu ülkelere Amerika Birleşik Devleti tarafından iktisadi ve askeri yardım sağlanmasını öngören ve 1947 yılında ABD Başkanı Harry S. Truman tarafından açıklanan öğreti.

Ücretli öğretmen : Bir okulda asıl öğretmeni bulunmayan dersleri saat başına aldığı ücret karşılığında okutan kimse.

Vekil öğretmen : Hasta ya da özürü olan bir asil öğretmenin yerine derse giren ve onun öteki görevlerini de yapan geçici öğretmen.

Yabancı öğrenci : Öğrenim yapmak için bir başka ülkeye giden ve orada okuyan öğrenci.

Yabancı öğretmen : Kendisiyle yapılan bir sözleşme gereğince belli bir süre herhangi bir okulda ders veren yabancı uyruklu öğretmen.

Yaparak öğrenme : İşçilerin, aynı tür etkinlikleri düzenli olarak yapmaları sonucu verimliliklerinin artması.

Yatılı öğrenci : Geceleri de okulda ya da okula bağlı bir yurtta kalan ve orada yiyip içen öğrenci.

Yeniden öğrenme : Bir parçası ya da tümü unutulan bir öğrenimin yenilenmesi.

Yer öğrenimi : Ereğe eriştirilecek olan davranışları yapmayı değil, ereğin uzaydaki yerini öğrenme.

Yetişmen öğretmen : Göreve yeni atanmış olup tecrübeli bir ya da birkaç öğretmenin gözetimi altında eğitim ve öğretim çalışmalarına katılarak kendini yetiştirmekte olan öğretmen, bk. asil öğretmen.

Yetiştirici öğretim : Herhangi bir alanda, bir konuda yetersizliği görülen bir öğrenciyi ya da öğrenci kümesini yetiştirmek amacıyla yapılan özel öğretim.

Yineleme öğrenimi : Öğrenme konusunu, anlama zorunu olmadan verildiği biçimde belleğe yerleştirme.

Yüksek öğretim : Ortaöğretimin üstünde, üniversite, akademi ve yüksek okullar ile bu eğitim kurumlarını yönetmek görevini ve sorumluluğunu taşıyan birimlerden oluşan örgüt. Daha önce ortaöğretimden geçen ve ileri derecede bir düşünü olgunluğu düzeyine ulaşan kimselere üniversite, akademi, teknik ve yüksek meslek okulları gibi türlü eğitim kurumlarınca planlanıp uygulanan öğretim.

Yüksek öğretmen okulu : Liselere ve dengi okullara türlü dallarda öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumu.

Açık öğretim : Dersleri radyo, televizyon vb. araçlarla yayımlanan veya posta ile ilgililere ulaştırılan eğitim.

Dil öğrenimi : Bir dili öğrenme işi.

Dil öğretimi : Bir dili öğretme işi.

Ekstern öğrenci : Devam zorunluluğu olmayan yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrenci.

Etkin öğretim : Ele alınan bir sorunun çözümünde, geleneksel öğretim yöntemlerinden yararlanmak yerine, ilgili birkaç bilgi alanında araştırma, deneme ve inceleme yapmaya önem veren öğretim.

Gece öğretimi : Yükseköğretim kurumlarında gece yapılmış olan öğretim.

Öğrek : At sürüsü.

Öğrencelik : Öğrenmek amacıyla ilk yapılmış olan iş. Gerçeğe uygun yapay öğrenme aygıtı, simülatör.

Öğrenci : Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse. Özel ders alan kimse.

Öğrenci belgesi : Herhangi bir kuruma verilmek üzere hazırlanan, kişinin öğrenci olduğunu gösteren yazılı belge.

Öğrenci bileti : Öğrencilerin indirimli fiyatla aldığı bilet.

Öğrenci kimliği : Öğrencinin kimlik ve öğrenim bilgilerini içeren belge.

Öğrenci yurdu : Öğrencilerin barınmalarını, beslenmelerini ve çalışmalarını kolayca karşılayabilmeleri için özel olarak yapılmış yer veya bina.

Öğrencilik : Öğrenci olma durumu, talebelik.

Öğrenilmek : Öğrenme işi yapılmak.

Öğrenim : Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılmış olan çalışma, tahsil.

Öğrenim belgesi : Bir kimsenin herhangi bir öğretim kurumunda kayıtlı bulunduğunu gösteren belge.

Öğrenim düzeyi : Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla başarılan öğrenim aşaması.

Öğrenimli : Öğrenim görmüş, okumuş, tahsilli.

Öğreniş : Öğrenme işi.

Öğrenme : Öğrenmek işi.

Öğrenmek : Bilgi edinmek. Bellemek. Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak.

Öğreti : Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin. Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, meslek. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü, doktrin.

Öğretici : Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan, didaktik.

Öğreticilik : Öğretici olma durumu.

Öğretilme : Öğretilmek işi.

Öğretilmek : Öğretme işi yapılmak.

Öğretim : Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.

Öğretim bilgisi : Öğretim ilke, yöntem ve yollarına ilişkin genel sorunları inceleyen bilgi dalı, didaktik.

Öğretim elemanı : Üniversitelerde eğitim, öğretim faaliyetlerini yürüten kimse, akademisyen.

Öğretim görevlisi : Yükseköğretim kuruluşlarında öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici veya sürekli olarak görevlendirilen, ders veren ve uygulama yaptıran kimse.

Öğretim programı : Bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan plan, ders programı, müfredat, müfredat programı.

Öğretim üyesi : Yükseköğretim kuruluşlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçent, akademisyen.

Öğretim yardımcılığı : Öğretim yardımcısı olma durumu.

Öğretim yardımcısı : Yükseköğretim kurumlarında belirli süreler için görevlendirilen uzman, çevirici, araştırma görevlisi ve eğitim öğretim planlamacısı, öğretim görevlisi, okutman.

Öğretim yılı : İlk ve ortaokul ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre.

Öğretiş : Öğretme işi.

Öğretme : Öğretmek işi.

Öğretmek : Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak. Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak. Yetenek kazandırmak.

Öğretmen : Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime.

Öğretmenevi : Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina.

Öğretmenlik : Öğretmenin görevi.

Öz öğrenim : Kendi kendini yetiştirme işi, otodidaktik.

Öz öğrenimli : Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren, otodidakt.

Rehber öğretmen : Öğrencilerin özel durumlarıyla yakından ilgilenen ve öğrenciye, zorluklar karşısında yardımcı olan öğretmen.

Sınıf öğretmeni : İlköğretimin ilk beş yılında görev alan öğretmen.

Sınıf öğretmenliği : Sınıf öğretmeninin yaptığı iş.

Sözel öğrenme : Düşüncelerin açıklanması ve iletişim için gerekli anlama ve anlatma becerilerini elde etme işi.

Teknik öğretim : Bir tekniğin veya teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına ağırlık veren öğretim.

Temel öğretim : Temel eğitimin uygulanması.

Yaygın öğretim : Yaygın eğitim sistemi ile gerçekleştirilen öğretim.

Zorunlu öğrenim : İlköğretim.

Diğer dillerde Öğlen yayı anlamı nedir?

İngilizce'de Öğlen yayı ne demek ? : arc of meridian