Öğrenme nedir, Öğrenme ne demek

  • Öğrenmek işi

"Öğrenme" ile ilgili cümle

  • "Öğrenme konusundaki yorulmayan açlığımı karşılayan bir okuldaydım." - A. Kutlu

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Kavramsal düzenlemeler yapma süreci. 2-Alıştırma ve uygulamaların oldukça sürekli olan etkilerine verilen ad.

Belli bilgi, beceri ve anlayışlar edinme.

Tepki ve davranışlarda her zaman ya da kimi durumlarda yaşantıların oluşturduğu değişme.

Hukuki terim anlamı:

ıttılâ’.

Sosyoloji'deki anlamı:

Belli durumlar ve sorunlar karşısında tepki ve davranış oluşturma, bunları değiştirerek yenilerini edinebilme yeteneği. 2-Ekinin iletilme ve yayılma süreci.

Bilimsel terim anlamı:

Belirli durumlar ve sorunlara karşı olan tepki ve davranışlarımızı, araya giren başka etkinlik ve yaşantıların etkisiyle değiştirebilme.

İngilizce'de Öğrenme ne demek? Öğrenme ingilizcesi nedir?:

learning, learn

Öğrenme hakkında bilgiler

Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir. Bir bilgi ve becerinin, öğrenme sayılması için davranışta değişiklik yapması ve davranıştaki değişikliğin uzun süreli olması gerekmektedir. Yeni öğrenmeler ile kişinin kapasitesi gelişir, önceden yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelir. Daha geniş anlamda, öğrenme sonucu, birey içinde bulunduğu evrene yeni bir anlam yükler ve evrendeki konumunu yeniden tanımlar.

 

Öğrenme ile ilgili ortaya atılan davranışsal, duyuşsal, bilişsel, nörofizyolojik temelli öğrenme kuralları mevcuttur. Davranışcı kuramcılar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurarak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerektiğini kabul ederler. Bilişsel kurama göre, öğrenme bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam yüklemesidir. Duyuşsal kavramlar öğrenmenin doğasın dan çok sorunlarıyla ilgilenirler. Nörofizyolojik temelli öğretim ilkeleri beynin bir paralel işlemci olduğunu, öğrenmenin fizyoloji bir olay olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.

Öğrenme ile ilgili Cümleler

  • Öğrenme zorlanılmamalı fakat teşvik edilmeli.
  • Öğrenmek bir şey, öğretmek tamamen bir başka şeydir.
  • Öğrenme, nasıl zevkli hâle getirilebilir?
  • İngilizce'yi adım adım öğrenmek zorundasın.
  • Öğrenme şeklin etkili değil, her gün azar azar kelime öğrenmeye çalış, sonunda daha başarılı olduğunu göreceksin.
  • O ona şaka yollu sordu: "Henüz nasıl araba süreceğini öğrenmedin mi?"
  • Tom'un Fransızca konuşmayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum.
  • Öğrenmek bir şey sağduyu başka bir şeydir.
  • Öğrenme arzusu .ocuklarda zaten var, büyükler yok etmemeli.
  • Benim ülkemde Almanca öğrenmek zordur.
  • Temmuz ortasına kadar bu listedeki tüm kelimeleri öğrenmek istiyorum.
  • O, yüzmeyi öğrenmek istiyor.
  • Öğrenme muhtemelen hemen hemen katıldığımız her faaliyette yer alır.
  • Farklı diller öğrenmek için bir web sitesi olan tatoeba.org'u gözden geçirmen gerekir.
 

Öğrenme anlamı, tanımı:

Sözel öğrenme : Düşüncelerin açıklanması ve iletişim için gerekli anlama ve anlatma becerilerini elde etme işi.

Öğrenmek : Bilgi edinmek. Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak. Bellemek.

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp : "insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur" anlamında kullanılan bir söz.

Köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez : "kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Birey : İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık.

Yaşantı : Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey. Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü, hayat. Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket.

Meydan : Fırsat, imkân veya vakit. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Alan, saha. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Değişme : Değişmek işi. Değişim.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

Öğrenme anıklığı : Hızlı ve kolay öğrenmeyi sağlayan içsel güc.

Öğrenme çevresi : Her türlü özdeksel ve tinsel özellikleri ya da koşulları ile öğrenmeyi etkileyen ortam.

Öğrenme çıkmazı : Önceleri etkili ve yararlı olan bir tepkinin, herhangi bir nedenle varılmak istenen amaca erişmeye yaramayacak duruma gelmesi.

Öğrenme düzlüğü : Öğrenme sürecinde herhangi bir ilerlemenin görülmediği döneme verilen ad.

Öğrenme eğrisi : Birbirini izleyen uygulamalar sırasında öğrenmede görülen ilerlemenin kimi yönlerini çizgisel olarak belirten, genellikle başlangıçta hızla yükselen, sonra düz giden ve öğrencinin öğrenme gücüne göre biçim alan eğri. Birikimli çıktı ile ortalama ürün maliyetleri ya da emeğin ortalama veya marjinal fiziki verimliliği arasındaki ilişkiyi işgücü deneyiminin artışına bağlı olarak açıklayan, diğer bir deyişle yaparken öğrenme süreci içinde üretim arttıkça ortalama üretim maliyetlerinin azaldığını veya ortalama verimliliğin arttığını gösteren eğri. Belirli zaman süreleri içinde ya da yinelemeler sonucunda öğrenilenlerin ne kadarının anımsanıp ne kadarının unutulduğunu gösteren bir eğri.

Öğrenme etmeni : Belirli bir sorunun çözümünde kimi tepkilerin denenebileceğini, kimilerininse denenmesinin doğru olmadığını ayırt etmeye yarayan bir etmen.

Öğrenme gücü : Kavram ve verileri öğrenme, hatırda tutma ile beceriler edinme gücü. Beynin anlayış ve kavrayış sınırı. 3.- Bireyin, davranımlarını değiştirebilme yönünden, kalıtım ve çevre ile belirlenen gizilgücü.

Öğrenme hazırlığı : Belli bir konunun ya da becerinin öğrenilebilmesi için beden, zihin ve duygu bakımından gerekli olgunluğa erişmiş olma.

Öğrenme kuramı : Öğrenme sürecinin ne olduğunu ve nasıl gerçekleştiğini açıklayan görüş(ler). bk. öğrenme.

Öğrenme yasaları : Belirli kuramlara bağlı olarak öğrenmenin hangi etmen ve koşullar altında gerçekleştiğini belirten genellemeler.

Diğer dillerde Öğrenme anlamı nedir?

İngilizce'de Öğrenme ne demek? : n. learning

Fransızca'da Öğrenme : étude [la], instruction [la]

Almanca'da Öğrenme : n. Erlernung

Rusça'da Öğrenme : n. познание (N), постижение (N), узнавание (N), усвоение (N), штудирование (N)

adj. познавательный