Öğretim nedir, Öğretim ne demek

  • Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
  • Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi.

Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi.

Bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme.

Bilimsel terim anlamı:

Belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretmek işi.

İngilizce'de Öğretim ne demek? Öğretim ingilizcesi nedir?:

instruction, teaching

Fransızca'da Öğretim ne demek?:

intruction

Öğretim hakkında bilgiler

[Bakınız: eğitim]

Öğretim ile ilgili Cümleler

  • O, mektupla öğretim ile eğitimine devam edebildi.
  • Öğretim videolar birçok çevrim içi derslerin önemli bir bileşenidir.
  • Ali iyi bir öğretim işi buldu.
  • Üniversiteye yeni gelmiş öğretim görevlisi, dişini geçirmek için öğrencilere sert davrandı.
  • Birçok kadın yüksek öğretime ve kariyere devam ediyor, bu nedenle evlilik ve doğum gecikiyor.
  • Üniversitelerdeki her iki öğrenci ve her iki öğretim üyesinden biri kadın.
  • Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
  • Bizim ortak çok şeyimiz var: hobiler, öğretim durumu, ve benzeri.
  • Boston'da bir öğretim işi alabildim.
  • Öğretim tarzımın yanlış olduğunu düşünüyor musun?
 

Öğretim tanımı, anlamı:

Öğretim bilgisi : Öğretim ilke, yöntem ve yollarına ilişkin genel sorunları inceleyen bilgi dalı, didaktik.

Öğretim elemanı : Üniversitelerde eğitim, öğretim faaliyetlerini yürüten kimse, akademisyen.

Öğretim görevlisi : Yükseköğretim kuruluşlarında öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici veya sürekli olarak görevlendirilen, ders veren ve uygulama yaptıran kimse.

Öğretim programı : Bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan plan, ders programı, müfredat, müfredat programı.

Öğretim üyesi : Yükseköğretim kuruluşlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçent, akademisyen.

Öğretim yardımcısı : Yükseköğretim kurumlarında belirli süreler için görevlendirilen uzman, çevirici, araştırma görevlisi ve eğitim öğretim planlamacısı, öğretim görevlisi, okutman.

 

Öğretim yılı : İlk ve ortaokul ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre.

Açık öğretim : Dersleri radyo, televizyon vb. araçlarla yayımlanan veya posta ile ilgililere ulaştırılan eğitim.

Etkin öğretim : Ele alınan bir sorunun çözümünde, geleneksel öğretim yöntemlerinden yararlanmak yerine, ilgili birkaç bilgi alanında araştırma, deneme ve inceleme yapmaya önem veren öğretim.

İlköğretim : Birkaç öğretim basamağından oluşan örgün eğitim sisteminin temel bilgi ve becerileri kazandıran sekiz yıllık ilk basamağı, ilköğrenim, zorunlu öğrenim.

Ortaöğretim : İlköğretimden sonra öğrenimini sürdürmek isteyen öğrencileri teknik ve meslek alanları da dâhil olmak üzere üniversiteye hazırlamak için planlanan öğretim dönemi, lise, orta tedrisat. İlköğretim ile yükseköğretim kurumları arasında yer alan genel okulları, teknik ve meslek okullarını yönetmek görev ve sorumluluğunu yüklenmiş bulunan kuruluş.

Teknik öğretim : Bir tekniğin veya teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına ağırlık veren öğretim.

Temel öğretim : Temel eğitimin uygulanması.

Yaygın öğretim : Yaygın eğitim sistemi ile gerçekleştirilen öğretim.

Yükseköğretim : Ortaöğretimi bitirenlere, üniversite, akademi vb. eğitim kurumları tarafından planlanıp uygulanan öğretim. Üniversiteleri yönetmek görevini ve sorumluluğunu taşıyan birimlerden oluşan kuruluş.

Dil öğretimi : Bir dili öğretme işi.

Gece öğretimi : Yükseköğretim kurumlarında gece yapılmış olan öğretim.

Öğreti : Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü. Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, meslek. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü, doktrin.

Öğretim yardımcılığı : Öğretim yardımcısı olma durumu.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Bilgi : Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Bilim. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.

Verme : Vermek işi.

Tedris : Ders verme, öğretme, öğretim.

Tedrisat : Öğretim.

Talim : Öğretim. Uygulamalı olarak yapılmış olan askerlik eğitimi. Alıştırma.

Öğrenme : Öğrenmek işi.

Eğitim : Eğitim bilimi. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.

Öğretim gereci : Ders kitabı, sözlük, film vb. gibi öğretimde kullanılan türlü gereçlere verilen genel ad.

Öğretim ilkeleri : Öğrencileri öğretim yoluyla belli eğitim amaçlarına ulaştırmada öğretmenlere yol gösteren ilkeler.

Öğretim kurulu : Bir okulun yönetim ve öğretim ile ilgili işlerinden sorumlu kimselerden oluşan kurul. Bir eğitim kurumunda görevli öğretmenlerin tümü.

Öğretim makinesi : Öğrenciye, bir öğretmenin yardımı olmaksızın, soru-yanıt yöntemine göre kendi kendine öğrenme olanağı sağlayan mekanik aygıt. Bir program sunan herhangi bir aygıta verilen ad.

Öğretim merkezi : Birbirine çok yakın yerleşme yerleri ile ulaşım koşullarının elverişli olduğu birden çok mahalle ve benzeri küçük yerlerdeki çocuklara ilköğretim olanağının sağlandığı merkez, bk. gezici öğretmenlik bölgesi.

Öğretim oyunu : Belli bir konuyu, bir durumu öğretmek, seyirciyi bu görüş için kazanmak ereği ile hazırlanmış oyunlara denir. Örn. Brecht'in öğretim oyunları.

Öğretim özgürlüğü : Gerek öğretim üyelerinin ve öğretmenlerin, gerekse öğrencilerin sansür, siyasal baskı ve her türlü korkudan uzak bir ortamda öğretme ve öğrenme olanağı bulması durumu.

Öğretim tekniği : Öğretmenin, ders verirken benimsediği ve izlediği yol. Öğretim gereçlerinin kullanılmasında ya da öğretim etkinliklerinin yönetiminde tutulan yol.

Öğretim ünitesi : Belli bir sınıfın ya da bir küme öğrencinin yapacağı bir ünite çalışmasıyle ilgili olarak öğretim etkinliklerine yol göstermek amacıyla hazırlanmış olan ayrıntılı plan. bk. kaynak ünite.

Öğretim yöntemi : Öğrencilerin özellikleri, ders araç ve gereçleri ile tüm öğrenme durumu göz önünde tutularak saptanan ve izlenen mantıklı yol. Öğretim etkinliklerinin düzenlenmesi ve öğretim gereçlerinin kullanılması bakımından ölçünleşmiş olan yol.