Önünde nedir, Önünde ne demek
Önünde; Gösteri alanında kullanılan bir sözcüktür.
Teknik terim anlamı:
Oyun alanının seyirciye en yakın düzeyi.
Önünde ile ilgili Cümleler
- Çocukluğundan beri onun bir siniri de aydınlıkta başkasının gözü önünde uyumaktı.
- Evimin önündeki sokak oldukça dar.
- Önünde yoğun bir haftan var.
- Ali şapkasını çıkardı ve onların önünde eğildi.
- Önünde sonunda sırrı öğrenecek.
- Önünde hala yaşayacak bütün bir hayat var.
- Selma Hanım'ın salonlarında gördüğü tipler birer birer gözünün önünden geçti.
- Gao Dao genellikle gerçekten tatlı ama o, kız arkadaşının önünde tamamen abayı yakmış görünüyor.
- Önünde ne var?
- Önünde sonunda hepimiz öleceğiz.
- Hızla açılan kapıdan içeri girişi, hayır girişi değil, atılışı hâlâ gözümün önündedir.
- Senin yüzünden herkesin önünde rezil oldum.
- Önünde sonunda şansı bitecek.
- Bilgisayarımın önünde çok fazla zaman harcıyorum.
- Önünde sonunda pişman olacaktır.
- Önündeki kavşağı fark etmedi.
Önünde ile ilgili Atasözü veya Deyim
acemi katır kapı önünde yük indirir : beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır anlamında kullanılan bir söz.
(birinin) gözü önünde : yanında, yakınında.
göz önünde tutmak (veya bulundurmak) : herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını hesaba katmak, dikkate almak.
gözünün önünden geçmek : hatırlamak.
gözünün önünden gitmemek : bir türlü unutamamak.
önünde ardında gidilmez : arkadaşlığına güvenilmez anlamında kullanılan bir söz.
ünün) önünde olmak : sürekli denetimi altında bulunmak unutmamak, olduğu gibi hatırlamak gündemde yer almak kolayca ulaşılabilecek bir yerde bulunmak.
yediği önünde, yemediği ardında : bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.
Önünde kısaca anlamı, tanımı
Göz önünde : Apaçık, belirgin, aşikâr olarak
Önünde baş komak : Yere kapanmak.
Önündelik hali : Bazı dillerde bir şeyin "önünde" anlamını veren isim hali.
Önünden gelmek : Karşısına çıkmak.
Önünde sonunda : Mutlaka. Nihayetinde, en sonunda.
Önünden : -den biraz önce.
Oyun alanı : Çocukların oynayabilmesi için özel olarak hazırlanmış bölüm, yer. Karşılaşmaların yapıldığı yer, oyun sahası.
Seyirci : Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.
Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
Alanı : Şeftali, kayısı, armut gibi meyvaların ceviz ve şeker karıştırılıp ipe dizilen ve güneşte kurutulan ezmesi.
Seyir : Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.
Düzey : Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
Seyi : 1.Keten. 2.Kendir kilim.
Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.
Düze : Doz.
Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
En : Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.
Diğer dillerde Önünde anlamı nedir?
İngilizce'de Önünde ne demek ? : below

Bu kısımda Önünde nedir? Önünde ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Önünde tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Önünde hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.