Önem nedir, Önem ne demek

"Önem" ile ilgili cümleler

  • "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız." - N. Ataç

İngilizce'de Önem ne demek? Önem ingilizcesi nedir?:

severity

Önem anlamı, tanımı:

Önem vermek : Değer vermek, önemli saymak.

Önemli : Önemi olan, mühim, ehemmiyetli. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik.

Önemlice : Önemli sayılabilecek kadar. Ciddi.

Önemseme : Önemsemek işi.

Önemsemek : Önemli saymak, önem vermek, mühimsemek, saymak.

Önemseniş : Önemsenme işi.

Önemsenme : Önemsenmek işi.

Önemsenmek : Önem verilmek, üzerinde durulmak.

Önemseyiş : Önemseme işi.

Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.

Önemsizce : Önemli sayılmayacak kadar.

Önemsizlik : Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik.

Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.

Nicelik : Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite. Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik.

 

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Değer : Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Ehemmiyet : Önem.

Önem vermek : değer vermek, önemli saymak. İlgili cümle: "“Mustafa Kemal'in hareketine gittikçe daha çok önem vermektedir.”" F. R. Atay.

Önemek : Gözetlemek.

Önemlemek : Değer vermek, önemli saymak

 

Önemli neden : Yabancı bir sanığın, yargıcın çağrısına uyacağında ya da cezanın yerine getirilmesi için geleceğinde ve kaçmasında kuşku uyandıracak nedenlerden her biri.

Önemli sonuç : Önsoruşturma ya da ilk soruşturma sonunda, elde edilen ve savcının asliye ya da ağır ceza yargılıklarında açacağı davaya dayanak olan kesin sonuç.

Önemlilik : Önemli olma durumu, ehemmiyetlilik. [Bakınız: anlamlılık]

Önemlilik düzeyi : H0 varsayımının doğru olduğu hâlde yanlışlıkla reddedilme olasılığı, tip I hata, alfa hata, p değeri.

Önemlilik testi : Tek, iki veya ikiden fazla grupta ortalama, ortanca veya oran gibi parametrelere ilişkin çeşitli kıyaslamalarda bulunan ve bir istatistikle parametre, parametreyle parametre veya parametreler arasındaki farkların anlamlı olup olmadığını sınayan parametrik veya parametrik olmayan testler, anlamlılık testi.

Önemmeç : Hava boşaltma işleminde, başka emmeçlerden önce çalıştırılıp bir ön boşalım oluşturan emmeç.

Önemsemezce : Önemsemeyen bir biçimde. İlgili cümle: "“Hiç, diyorum, önemsemezce ve ezik, en umarsız gülüşümle.”" İ. Aral.

Önem ile ilgili Cümleler

  • Önemi yok
  • Ne zamandan beri lakrosu önemsiyorsun?
  • "Aslında beni hiç sevmiyorsun. Tek önem verdiğin şey matematik!" "Ne münasebet, seni seviyorum!" "Kanıtla!" "Peki. Sevdiğim şeyler A kümesi olsun..."
  • Önemli bir bilimsel keşif yaptı.
  • Ne zamandan beri görünüşünü önemsiyorsun?
  • Önemi olan budur.
  • Ne zamandan beri ahlak kurallarını önemsiyorsun?
  • Önemini küçümsüyorsun.
  • Ne zamandan beri modayı önemsiyorsun?
  • Önemli bir fark var.
  • Macaristan en önemli tren istasyonunu kapattı.
  • Önemli bir duyurum var.
  • Sanırım önemli değil.
  • Önemli bir fark görmüyorum.

Diğer dillerde Önem anlamı nedir?

İngilizce'de Önem ne demek? : n. importance, consideration, value, weight, significance, accent, account, amount, consequence, emphasis, gravity, import, interest, magnitude, matter, moment, prominence, regard, significancy, stature, strength, stress, substantiality

Fransızca'da Önem : importance [la], valeur [la], portée [la], gravité [la], stature [la]

Almanca'da Önem : n. Bedeutsamkeit, Bedeutung, Belang, Gewicht, Größe, Nachdruck, Relevanz, Stellenwert, Wert, Wichtigkeit

Rusça'da Önem : n. значение (N), важность (F), значимость (F), значительность (F), знаменательность (F), многозначность (F), ответственность (F)