Örgüt nedir, Örgüt ne demek

"Örgüt" ile ilgili cümle

  • "Örgütteki dosyası da çoktan dürülmüştü." - T. Buğra

Yerel Türkçe anlamı:

Örgü örmeye yarayan şiş, mil ve benzeri nesneler.

Örgüt hakkında bilgiler

[Bakınız: kuruluş]

Örgüt ile ilgili Cümleler

  • "Levada Center" örgütüne göre, Rusların yaklaşık %70'i eski SSCB dışına hiç çıkmamıştır.
  • Ali bu örgütün bir üyesidir.
  • Tom'un yaratıcı düşüncesi Mary'nin örgütsel yeteneklerini güzelce tamamladı.
  • Bu, gizli dinsel törenleri kullanan eski bir örgüt.
  • Karşı karşıya olduğumuz örgütün gücünü anlamak açısından bu bile tek başına ne kadar ürkütücü!
  • Mafya bir tip suç örgütüdür.
  • Dünya Sağlık Örgütünün alkolün zararlı kullanımını azaltmak için bir planı var. Bu alkolle ilgili vergi yükseltme, alkol alacak yerlerin sayısını azaltma ve içme yaşını yükseltmeyi içermektedir. Yetkililer diğer önlemlerin etkili sarhoş sürücü yasalarını ve bazı alkol reklamlarını yasaklamayı içermektedir.

Örgüt tanımı, anlamı:

Kuruluş : Kasılma. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.

 

Örgüt kurmak : Teşkilat oluşturmak, birliği düzenlemek.

Örgüt kültürü : Çalışan personelin davranışlarını ve çalışılan yerin genel görüntüsünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılan, değişebilir nitelikteki değer, düşünce ve kurallar bütünü.

Adalet örgütü : Adliye teşkilatı.

Sivil toplum örgütü : Sivil toplum kuruluşu.

Örgü : Yapı. Örülmüş saç bölüğü, belik. Örme işi veya biçimi. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Örülerek yapılan, örme.

Örgütçü : Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.

Örgütçülük : Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.

 

Örgütleme : Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.

Örgütlemek : İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.

Örgütlendirilme : Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

Örgütlendirilmek : Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

Örgütlendirme : Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

Örgütlendirmek : Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

Örgütleniş : Örgütlenme işi, teşkilatlanış.

Örgütlenme : Örgütlenmek işi, teşkilatlanma.

Örgütlenmek : Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak. Örgüt durumuna girmek.

Örgütleyiş : Örgütleme işi.

Örgütlü : Örgütlenmiş olan, teşkilatlı.

Örgütsel : Örgütle ilgili.

Örgütsüz : Örgütlenmiş olmayan, teşkilatsız. Örgütlenmemiş bir biçimde, teşkilatsız.

Örgütsüzlük : Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık.

Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Kuma. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek.

Gerçekleştirmek : Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.

Kurum : Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is.

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Erkek.

Birlik : En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir arada olma durumu, vahdet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.

Teşekkül : Belli bir varlık ve biçim kazanma. Örgüt. Kurulma.

Teşkilat : Örgüt.

Örgüt çizgesi : Bir örgütün kuruluş ve işleyiş biçimini uygun çizimlerle gösteren çizge.

Örgüt ilkesi : Bir biçimin öğelerinin, örüntüyü aynı derecede etkilemedikleri ilkesi.

Örgüt kurmak : teşkilat oluşturmak, birliği düzenlemek. İlgili cümle: "“Sizler batıda yerleştiğiniz her karış toprakta Oğuz töresini yaşatacak örgütleri kuracaksınız.”" N. Araz.

Örgütlenebilme : Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme.

Örgütlenebilmek : Örgütlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, teşkilatlanabilmek.

Örgütlenme özgürlüğü ve örgütlenme hakkının korunması sözleşmesi : Bütün işçi ve işverenlerin, önceden izin almaksızın ve serbestçe kendi örgütlerini kurma, bu örgütlere katılma haklarını ve örgütlerin resmi görevlilerin müdahalelerinden bağımsız serbestçe etkinlikte bulunabilmelerini güvence altına alan ve 1948 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Örgütlenme ve toplu sözleşme hakkı sözleşmesi : Toplu sözleşme düzeninin geliştirilmesine, sendika ayrımcılığı yapılmamasına ve farklı kesimlerin örgütlerinin birbirlerinin çalışmalarına müdahale etmemelerine yönelik önlemleri içeren ve 1949 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Örgütleşme : Örgütleşmek durumu.

Örgütleşmek : Örgüt durumuna gelmek.

Örgütlü emek : Sendikalı işgücü.

Diğer dillerde Örgüt anlamı nedir?

İngilizce'de Örgüt ne demek? : n. organization, organism, organ, economy

Fransızca'da Örgüt : organisation [la]

Almanca'da Örgüt : n. Organisation, Organisierung

Rusça'da Örgüt : n. организация (F)