Örtü nedir, Örtü ne demek

"Örtü" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Vazo, ince bir kadın eli ile işlenmiş, beyaz oymalı bir örtünün üzerindedir." - E. M. Karakurt

Yerel Türkçe anlamı:

Yorgan.

Yorgan, yastık, yatak (tümü için).

Çatı.

Örtü, yatak örtüsü

Yatak.

Yorgan, döşek ve yastık cinsi eşyanın genel adı (Çayağzı)

Araba körüğü.

Yatak.

Yatak.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimlerin alıkonulması ya da atılmasını sağlamak üzere kullanılan bir damgalar örüntüsü.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

X kümesinin bir A altkümesi için, bileşimi A yı örten kümeler takımı.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Görüntü üzerinde çeşitli biçimler elde etmek üzere alıcı önüne takılan parça.

Pencere boyunu değiştirmek için alıcı, gösterici, basım aygıtı penceresine takılan parça.

Duyarkatın yalnız bir bölümünün etkilenmesini sağlamak, birtakım özel etkiler elde etmek için alıcının merceği önüne takılan çeşitli biçimlerdeki saydamsız cisimler.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Büyük boyutlu bir kayaç kütlesinin, yatık kıvrılma ya da bindirme ile başka kayaçların üzerine sürülmesi.

 

Bilimsel terim anlamı:

(II) Örtme işleminde, ısıl işlem yunaklarının sıvı yüzeyine örtülen özdek.

(I) Örtme işlemi sonucu oluşan ve metal yüzeyi saran kat.

İngilizce'de Örtü ne demek? Örtü ingilizcesi nedir?:

mask, covering, cover, overburden, coating; coat, mat(t, te), vignette, nappe

Fransızca'da Örtü ne demek?:

manteau, nappe

Örtü anlamı, tanımı:

Örtüye sokmak : Örtünmesini sağlamak.

Başörtü : Başörtüsü.

Diri örtü : Ormanlık bölgelerde ağaçların altında yeşeren çalı, çırpı veya odunsu bitkiler.

Ölü örtü : Dökülen yaprak ve başka bitki kalıntılarından oluşan örtü.

Beşikörtüsü : İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

Bitki örtüsü : Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü, bitey, flora, vejetasyon.

Çatı örtüsü : Çatıların üstüne kiremit, çinko ve oluklu sac vb. ile kaplanan, tavana su geçmesini önleyen yapı bölümü.

Masa örtüsü : Masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılmış olan örtü.

Namaz örtüsü : Namaz kılarken kadınların başlarına örttükleri tülbent vb. kumaştan yapılmış olan örtü, namaz bezi.

Sofra örtüsü : Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü.

Yatak örtüsü : Yatağın üzerine serilen örtü.

Örtük : Örtülü, kapalı.

Örtülme : Bir gök cisminin yeryüzündeki gözlemciye göre, başka bir gök cisminin arkasından geçmesi. Örtülmek işi.

 

Örtülmek : Örtme işine konu olmak.

Örtülü : Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Gizli, saklı. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Örtüsü olan.

Örtülü ödenek : Gizli tutulan işlerde harcanmak için yetkililerin emrine verilen para, tahsisatımesture.

Örtülü omurgalılar : Vücutları yassı, göğüs yüzgeçleri büyük, omurlarında kat kat kireçlenmiş çemberleri olan, köpek balıklarının bir alt takımı.

Örtünme : Örtünmek işi.

Örtünmek : Kendi üzerine bir şey örtmek. Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek.

Örtüş : Örtme işi.

Örtüşme : Örtüşmek durumu veya biçimi.

Örtüşmek : İki görüş, düşünce, sözcük, cümle birbiriyle tam olarak uyuşmak. Aynı noktalarda ve düzlemlerde kesişmek.

Örtüsüz : Örtülmemiş. Açık seçik, gizlenmeyen. Örtüsü olmayan.

Örtmek : Kapamak. Kaplamak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak. Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak.

Çatı : Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Barınılan, sığınılan yer. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.

İçin : Özgü, ayrılmış. Düşüncesince, kendince, göre. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Süre belirten bir söz. Uğruna, yoluna. Ant deyimleri yapan bir söz. Neden ve sonuç belirten bir söz. -den dolayı, -den ötürü. Amacıyla, maksadıyla. Hakkında.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Dam : Dansta kavalyenin eşi. Ahır. Tutukevi. Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi. İskambil kâğıtlarında kız.

Örtü altı : Dam altı.

Örtü buzulu : Antartika, Grönland gibi eksenucu bölgelerinde görülen, çok geniş yüzeyleri kaplayan buzul türü.

Örtü cilası : Gözenekleri doldurulan ağaç üzerinde gomlak-ispirto karışımı sıvı ile koruyucu, saydam, parlak katman oluşturma eylemi. Bu işlemde kullanılan cila sıvısı.

Örtü dokusu : (epitel dokusu) (biyoloji) (anlamdaş. epitel dokusu,) (Yun. epi = üst, Yun. thele = meme başı), Özgür bir yüzeyi örten ya da bir kanal ya da bir boşluğu kaplayan gözeli bir doku. Tek bir sıra gözeden yapılmış olacağı gibi çok sıralı da olabilir. Gözeler yassı, küp ya da silindir biçimi olabilirler.

Örtü döşek : Yatak, yorgan. Yatak yorgan, ev eşyası.

Örtü epiteli : Organların ve dokuların iç ve dış yüzeyini, vücut boşluklarının yüzeyini örten, tek tabakadan ya da çok tabakadan oluşan, hücrelerin arasında çok fazla bağlantı bölgeleri bulunan, hücreler arası aralıkları hiç olmayan ya da çok az olan, beslenmelerini hemen altlarındaki bağ dokusundan yapan epitel tipi. Farklı dokulardan oluşmuş olan organların dış ve iç yüzlerini örten ve tek katlı yassı, tek katlı kübik, tek katlı prizmatik, tek katlı piramidal, yalancı çok katlı prizmatik, çok katlı yassı, çok katlı prizmatik ve çok katlı değişken epitelden oluşan doku, koruyucu epitel.

Örtü hastalığı : Durin.

Örtü kalınlığı : Örtünün üst yüzeyi ile, anametalin üst yüzeyi arasındaki kalınlık.

Örtü kalınlığı saptamı : Örtü kalınlığını saptamak için yapılan işlem.

Örtü kırmaları : Araba örtüsünün yanındaki vidalı demir çubuklar.

Örtü ile ilgili Cümleler

  • Koca dağa benzetilir yüce ve uzundur, kar da onun örtüsüdür, karı buradan mı gelir?
  • Camilerde kadınlar için örtü, etek ve hırka bulunur.
  • Örtüler rüzgarda dalgalanıyordu.
  • Maalesef masa örtüsüne kahve döktüm.
  • Nehrin yakınındaki bitki örtüsünün sadece birkaç yaması vardı.
  • Benim doğum günüm seninkiyle örtüşüyor.
  • Umarım Noel'de her yer beyaz örtü ile kaplanır.
  • Vali, örtülü ödenekteki parayı aldı.
  • Örtüde bir leke var.

Diğer dillerde Örtü anlamı nedir?

İngilizce'de Örtü ne demek? : n. cover, veil, wrap, cloth, overlay, covering, blanket, canopy, caparison, cloak, coat, cope, envelope, garment, hood, layout, mantle, shroud, spread, throw, wrapper, secundine

Fransızca'da Örtü : courverture [la], voile [le], capot [le], enveloppe [la], linge [le]

Almanca'da Örtü : n. Decke, Hülle, Überzug

Rusça'da Örtü : n. покров (M), покрывало (N), пелена (F)