Örtmek nedir, Örtmek ne demek

  • Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak.
  • Kapamak.
  • Kaplamak.
  • Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak

"Örtmek" ile ilgili cümleler

  • "Sarmaşıklar duvarları örtmüş."
  • "Birinin suçunu örtmek."
  • "Perihan kızdı, gidip piyanonun kapağını örttü." - P. Safa
  • "Kadın bebeğini itina ile yatırdı, yüzünü örttü." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Kalkmak, havalanmak: Soñura ördek o yana örttü.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimleri alıkoymak ya da atmak üzere bir damgalar örüntüsünü kullanmak.

Diğer sözlük anlamları:

(Nimeti) inkâr etmek, küfran.

Gizlemek.

İngilizce'de Örtmek ne demek? Örtmek ingilizcesi nedir?:

mask

Örtmek kısaca anlamı, tanımı:

Ört ki ölem : Çok önemli şeyleri elde edemeyen kişilerce "Nasıl yaşarım?" anlamında kullanılan bir söz.

Örtbas : "Bir durumun, bir olayın duyulmamasını, yayılmamasını sağlayan önlemler almak" anlamındaki örtbas etmek ve "bir durum, bir olay duyulmamak, yayılmamak" anlamındaki örtbas olmak deyimlerinde geçer.

Örtme : Başörtüsü. Örtmek işi. Üstü kapalı, önü açık yer.

Korumak : Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek.

 

Görünmez : Görünmeyen, beklenmeyen.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İletmek, bildirmek.

Gizlemek : Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek. Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.

Koymak : Etkilemek, dokunmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. İmza, tarih, adres yazmak. Bırakmak, terk etmek. Bırakmak. Katmak, eklemek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak.

 

Kapamak : Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Su, elektrik gelişini kesmek. Tıkamak, içini doldurmak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Ortalıktan alıp saklamak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek.

Kaplamak : Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak.

Diğer dillerde Örtmek anlamı nedir?

İngilizce'de Örtmek ne demek? : v. cover, wrap, clothe, bury, blanket, close, shut, canopy, cap, carpet, case, cloak, cloud, coat, conceal, condone, cope, cover up, encase, enshroud, envelop, hood, incase, lap, robe, screen, shade, sheet, shield, shroud, submerge

Fransızca'da Örtmek : couvrir, voiler, fermer, cacher, enrober, revêtir, masquer, habiller, occulter, tapisser

Almanca'da Örtmek : v. bedecken, bekleiden, belegen, beschießen, bewachsen, bewerfen, beziehen, decken, eindecken, kaschieren, tarnen, überlagern, umhüllen, verdecken, verhängen, verhüllen, verkleiden, vermummen, verschleiern, verschütten, zudecken

Rusça'da Örtmek : v. покрывать, накрывать, закрывать, прикрывать, укрывать, крыть, завешивать, вуалировать, драпировать, одевать, замазывать, заметать, скрывать, окутывать, обволакивать, усеивать, засып`ать, покрыть, накрыть, закрыть, прикрыть, укрыть, завуалировать, одеть, замазать, замести, скры