Ücret nedir, Ücret ne demek

Ücret; bir ekonomi terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • İş gücünün karşılığı olan para veya mal.
  • Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para

"Ücret" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı." - P. Safa
  • "Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?" - N. Hikmet

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Emek karşılığında alınan para.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılmış olan ödeme. zıt anlamlısı maaş

Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Yapılan iş karşılığında tiyatro oyuncusuna ya da yardımcı uzmanlara verilen para.

Bilimsel terim anlamı:

İş karşılığı ödenen para.

İngilizce'de Ücret ne demek? Ücret ingilizcesi nedir?:

salary, wage, wages

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Ankara şehrinde, Temelli bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Ücret hakkında bilgiler

Ücret; işgücünün kullanımı karşılığında ödenen bedeldir. Kurum ve organizasyonlar tarafından çalışanlara ödenen maaşlar, primler ve komisyonlar ücret kapsamına girerler. İktisatta kullanılan iki tür ücret kavramı vardır: parasal ücret ve reel ücret. Parasal ücret işçilerin çalışma karşılığı aldığı para miktarını gösterirken, reel ücret parasal ücret ile ne kadar mal ve hizmet satın alınabileceğini, yani satın alma gücünü belirtir.

 

Ücret, Marksist ekonomi politik anlayışta, Klasik iktisat'tan farklı olarak emeğin değeri ya da fiyatı değildir. Aksine Marks, bu noktada klasik iktisadın eleştirisini yapmak üzere, "emek gücünün değeri ya da fiyatının ücrete dönüşmesinden" sözeder. klasik iktisat "emeğin degeri" kavramını gündelik yaşamdan almış ve olduğu gibi kullanmıştır; bunun sonucunda da, Marks'a göre kendi analizlerinin sonuçlarını görememiştir.

Ücret ile ilgili Cümleler

  • Giriş ücreti saat 2.30'dan sonra yarı fiyatına.
  • Ücretlerimin beşte biri vergilere gidiyor.
  • Giriş ücretsiz ama bağış kabul edilir.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve çocuklar için ücretsizdir.
  • Ücretinizi burada ödeyin.
  • Onların ücretlerini ödemiyorum.
  • Biletler 30 dolar, park etmek ücretsiz ve on yaşın altındaki çocuklara ücretsiz giriş.
  • Ücretleri yükseltmeyi öneriyoruz.
  • Ücretler yükselmek üzere.
  • Bu köprü aslında geçiş ücreti alınan bir köprüydü.
  • Ücrete tüketim vergisi dahil değil.
  • Ücret büyüklüğe göre değişir.
  • Ücret artışını kabul etmeyi reddettiler.
  • Biletler 3 dolardır. 3 yaş ve altındaki çocuklar ücretsiz olarak kabul edilir.
 

Ücret kısaca anlamı, tanımı:

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç. Kuruşun kırkta biri.

Asgari ücret : İşçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret.

Cari ücret : İş gücü piyasasında iş gücünün, arz ve talebe göre belirlenen fiyatı.

Çıplak ücret : Vergiler, yan ödemeler veya primler dışında kalan asli ücret, çıplak maaş.

Dolgun ücret : Yüksek ve tatmin edici ücret, dolgun maaş.

Net ücret : Brüt ücretten gelir vergisi, sigorta primi vb. kesildikten sonra ele geçen ücret.

Giriş ücreti : Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlere girmek için ödenen ücret, girmelik, duhuliye.

Vekalet ücreti : Vekâlet verilen işlerde o işi yapana ödenen ücret.

Ücretlendirme : Ücretlendirmek işi. Posta işlemlerinde taşıma ücretlerinin önceden ödenmesi.

Ücretlendirme makinesi : Posta işlemlerinde zarfların üstüne pul yerine ücreti gösteren damga basan makine.

Ücretlendirmek : Bir malın, bir işin ücretini, rayicini belirlemek.

Ücretli : Ücret karşılığı yapılan. Ücretle çalıştırılan kimse.

Ücretlilik : İş gücünün veya emeğin ücretle karşılanması. Ücretlinin yaşama biçimi.

Ücretsiz : Bir karşılık ödemeden alınan. Parasız olarak.

Kira : Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para. Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar. Bu biçimde tutulan taşınmaz.

Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.

Bedel : Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Değer, fiyat, kıymet. Eşit, denk. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık.

Kurum : Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Organizasyon : Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Düzenleme. Kuruluş, kurum, teşkilat.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yöre, yer.

Çalış : Çalma işi.

Ücret arttırımı : Alınmakta olan ücretlere doğrudan doğruya işverence ya da toplu sözleşmeler, hizmet bağıtlamalarıyla yapılan eklemeler.

Ücret ayıracı : Üretilen malların ederlerinin inip çıkışına göre saptanan ücretin, geçim göstergelerine göre uygulanan ölçümleme oranı.

Ücret birimi : Belirli bir zaman süresi ya da üretim birimi karşılığı ödenen para. (Her saatlik çalışma karşılığı 500 kr. ya da yapılan her parça iş nedeniyle ödenen belirli bir ücret.) gibi

Ücret çizelgesi : İşverenlerin her ay ödemekte oldukları ücretler için düzenlemek zorunda bulundukları ve bu ödemelere ilişkin bürüt tutarlarla yasal kesintileri ve ödenen net nicelikleri kapsayan çizelge.

Ücret çizelgesi yerine geçen belgeler : Devlete ilişkin genel, katma, özel yönetimli daire ve kuruluşlarla belediyelerin ve ekonomik devlet kuruluşlarının ücret ödemelerinde kullandıkları belgeler.

Ücret dışı ödemeler : Maaş veya ücret dışında, çalışanlara sağlanan her türlü hizmet ve olanaklar.

Ücret dilimi : Ücret çizelgesinde işçinin kıdemini ve deneyimini gösteren dilim.

Ücret dizgeleri : Günlük, haftalık ,aylık götürü yüzde temeli üzerine yapılan çeşitli biçimlerdeki ödemelere dayanak olan ücretin sayışımı ve verilmesini kapsayan çeşitli yöntem ve dizgeler.

Ücret esnekliği : Ücreti bir isteklendirme aracı olarak kullanarak verimi ve kârlılığı artırmayı amaçlayan firmaların, ücret yapısı ve düzeyini, değişen işgücü piyasasına ve karmaşık piyasa ekonomisi koşullarına göre uyarlayabilme serbestisi. krş. işlevsel esneklik, sayısal esneklik

Ücret farklılaştırılması : Aynı işi yapan işçiler için ırk, renk, cinsiyet gibi unsurlara göre farklı ücretler belirlenmesi. Aynı işi yapan ve aynı verimliliğe sahip işçiler için farklı ücretler belirlenmesi.

Diğer dillerde Ücret anlamı nedir?

İngilizce'de Ücret ne demek? : n. dues, fee, charge, terms, payment, wages, pay, wage, salary, earnings, rate, emolument, hire, honorarium, remuneration, stipend, wage rate

Fransızca'da Ücret : salaire [le], paye [la], rétribution [la], (doktoravukat vb için) honoraires

Almanca'da Ücret : n. Besoldung, Dienstlohn, Erwerb, Gage, Gebühr, Gehalt, Honorar, Taxe, Vergütung, Zeitlohn

Rusça'da Ücret : n. вознаграждение (N), плата (F), гонорар (M), зарплата (F), заработок (M), взнос (M), такса (F), стоимость (F), ставка (F)