Üstünde nedir, Üstünde ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Üstündeki, karşılığı üs'ta.
Üstünde ile ilgili Cümleler
- Enişte, delikanlıları gölgede bırakacak kadar çalıştı; hâlâ ayak üstünde.
- Köprünün üstündeki iş pazartesi günü başlayacak.
- Ama azdır sanatçılara saygı gösterenler, onları el üstünde tutmak isteyenler.
- Bir çeşit ezbere okuyoruz, durmuyoruz metin üstünde, fikir üstünde.
- Kalmak için başımın üstünde yerin var.
- Kedi masanın üstünde oturuyor.
- Üstünden başından itina akan bir yolcudan yol sorulabilir mi?
- Kitaplar bankın üstünde.
- Kimisi dönmeye başlamış bile kimisi tetik üstünde bekliyor.
- Bunun üstünde uyuyacağım.
- Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu.
- Belki bunun üstünde uyumalıyız.
- Behiç'le Siyret benden gizlediler, kabahat bizim üstümüzde kalır.
- Hacı Ömer'in bütün aksiliği üstündeydi.
- Mal üstünde kalınca da herkes gibi sevinmedi, böbürlenmedi.
- Sidar, uyku mahmurluğunu çarçabuk üstünden atarak pişkin pişkin gülümsedi.
- Babasından kalan servetin altından girip üstünden çıkmıştı.
- Herhâlde konağın kuytu bir köşesinde, gene el el üstünde oturuyor olmalıydı.
- Hiç kimse hukukun üstünde değil.
- Sıranın üstündeki sözlük Tom'undur.
- Ali silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.
- Gemi istim üstünde, kalkması yakın. Demir almak için süvari bekleniyordu.
- Hanımının, çocuklarının üstünde bunca yıllık hakkım var diye ağlamaya başladı.
- Üstünde sadece yüz yeni vardı.
- Ali buzun üstünde kaydı.
- O bir yıl içinde diken üstünde otururum o evde; düş kuramam, şiir yazamam.
- İyi, sefa geldiler, hoş geldiler, başımızın üstünde yerleri vardı elbet.
- O, dükkânı sana vereyim, dedi, ben istemedim. Neme lazım, bin kişinin gözü üstünde kalacak.
- Buna rağmen, bir şey yakalamak ümidiyle gözünü üstünden ayırmadığını hissediyordu.
- Kaçsan da kaç para eder? Sana, köyde taş taş üstünde bırakmayacak, diyorum.
- Karanfil, üstündeki üstünde, başındaki başında sokağa kovulmuş.
Üstünde ile ilgili Atasözü veya Deyim
aksiliği üstünde (olmak) : olumsuz davranış içerisinde (olmak).
altından girip üstünden çıkmak : malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek ne yapıp edip istediğini yaptırmak halletmek karıştırmak.
ayak üstünde olmak : dinç olmak, canlı olmak iş görür durumda olmak.
baş üstünde tutmak : çok iyi ağırlamak.
baş üstünde yeri var : büyük bir saygı ve ilgi ile karşılanır veya ağırlanır anlamında kullanılan bir söz.
başı üstünde yeri olmak : her zaman iyi karşılanmak, ağırlanmak bir düşünce veya davranışı uygun bulmak.
(bir iş) kağıt üzerinde (veya üstünde) kalmak : yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak.
dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar : yenilmesi imkânsız gibi görünen zorlukların da üstesinden gelinir anlamında kullanılan bir söz.
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı : yersiz ve saçma sözler karşısında söylenen bir söz.
diken üstünde oturmak (veya olmak) : bir yerde tedirginlik duymak.
el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle birleştirilemez anlamında kullanılan bir söz.
el el üstünde oturmak : herhangi bir iş yapmadan boş oturmak.
el üstünde tutmak : bir kimseye çok saygı ve sevgi göstermek.
gözü (veya gözleri) üstünde kalmak : kıskançlık sebebiyle herkesin ilgisini çekmek herkesin dikkatini çekmek.
gözünü üstünden ayırmamak : sürekli denetim altında bulundurmak.
gözünün üstünde kaşın var dememek : birinin her davranışını hoş görmek.
heyheyleri tutmak (veya üstünde olmak) : çok sinirlenmek.
iğne üstünde oturmak : diken üstünde oturmak.
istim üstünde olmak : buharla işleyen araçlar kalkmaya hazır duruma gelmek Mecaz anlamı hemen gidecek durumda bulunmak.
kuru hasır (veya kilim) üstünde kalmak : aç, parasız, evsiz kalmak.
taş taş üstünde bırakmamak : baştan başa yıkıp yerle bir etmek.
tetik üstünde beklemek : hazır, dikkatli, uyanık bulunmak, tetikte olmak.
üstünde durmak : bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek.
üstünde hakkı olmak : birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak.
üstünde kalmak : mal, artırma sonucunda bir kimsenin olmak suçlanmak.
üstündeki üstünde, başındaki başında : üstündekinden başka hiçbir şey kalmadan anlamında kullanılan bir söz.
üstünden akmak : bir durumu çok belli olmak.
üstünden atmak : bir şeyi ödev olarak kabul etmemek bir şeyin kendi üzerinde bıraktığı etkiyi kaldırmak.
üstünden başından akmak : durumu belirgin bir biçimde anlaşılmak.
üstünden dökülmek : Yakışmamak (giysi için).
üstünden (şu kadar zaman) geçmek : aradan herhangi bir zaman geçmek.
(üstünden veya paçalarından) kibarlık akmak : aşırı derecede kibar davranmak.
ya deve ya deveci (veya deve üstündeki hacı) : ilerisi için verdiğim sözden korkmuyorum, o zamana kadar şartlar değişebilir anlamında kullanılan bir söz.
Üstünde anlamı, tanımı
Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik
At üstünde ayı : At sırtında duran ayı gösterisi.
At üstünde hokkabaz : At üstünde el çabukluğu numaraları gösteren sanatçı.
At üstünde kaplan : Atın üstünde duran kaplan gösterisi.
At üstünde köpek : At sırtında binen köpek gösterisi.
At üstünde maymun : At sırtına binen maymun gösterisi.
At üstünde piramit : Birkaç at üstünde binicilerin yaptığı piramit.
At üstünde takla : At koşarken üstünde takla atma gösterisi.
At üstünde üçlü : Bir at üstünde birbirinin omuzuna çıkıp ayakta duran üç binici.
Baş üstünden iletme : Bir oyuncunun topu yakınındaki takım arkadaşına başının üzerinden geçirerek aktarması.
Başabaşın üstünde : Özdeklerin bilinen değerleri üstünde işlem görmeleri.
Çatkı üstünde hokkabaz : Küçük ya da büyük bir çatkı (sehpa) üzerinde numaralar gösteren hokkabaz.
İp üstünde güreş : Türk cambazlarının bir gösterisi : Gergin ip üzerinde güreş etme.
Sırık üstünde sırık : Sırık üstüne sırık konularak yapılan dengeleme gösterisi.
Sırtının üstünden görmek : Yararını görmemek (ilenç).
Taban üstünde : Dansçının tabanının her noktasının yere değmesi.
Üstünde galmak : Artırma ya da eksiltmede üstünde kalmak. Borçlu kalmak.
Üstündelik hali : Bazı dillerde bir şeyin "üstünde" fikrini veren isim hali.
Üstünden çıkmak : Suçunu birine atıp kendini temize çıkarmak.
Üstünden gaçmak : Yakışmamak (giysi için).
Üstünden geçmek : Güç kullanarak cinsel ilişkide bulunmak.
Adı üstünde : Adından da belli olduğu gibi.
Buğusu üstünde : Çok sıcak.
Dumanı üstünde : Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.). Genç. Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş.
Diğer dillerde Üstün zekalı çocuklar anlamı nedir?
İngilizce'de Üstün zekalı çocuklar ne demek ? : mentally gifted children

Bu kısımda Üstünde nedir? Üstünde ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Üstünde tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Üstünde hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.