Ill at ease türkçesi Ill at ease nedir

Ill at ease ile ilgili cümleler

English: I always felt ill at ease in my father's company.
Turkish: Babamın şirketinde her zaman huzursuz hissettim.

English: He felt ill at ease in the new surroundings.
Turkish: Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.

English: I feel ill at ease with her.
Turkish: Onunla birlikte huzursuz hissediyorum.

English: He felt ill at ease among prominent scholars.
Turkish: Seçkin bilim adamları arasında huzursuz hissetti.

English: Ali is ill at ease among strangers.
Turkish: Ali yabancılar arasında huzursuz.

Ill at ease ingilizcede ne demek, Ill at ease nerede nasıl kullanılır?

Ill : Kötü. Zar zor. Hastalık. Zararlı. Güçlükle. Huzursuzca. Kötü şey. Acımasızca. Sorun. Kötü biçimde.

At : Bir miktarı göstermek için kullanılır. Yanında. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Hatta. E. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Da. Üzerinde. Nezdinde. Üzere.

Ease : Dikkatle hareket ettirmek. Rahat. Dindirmek. Taşımak. Yatıştırmak. Gevşetmek. Rahatlamak. Hafifletmek. Refah. Kolaylaşmak.

At ease : Teklifsiz. Başı dinç. Huzurlu. Müsterih. İçi rahat. Rahat.

Be at ease : Rahat hissetmek. Müsterih olmak. Rahat olmak. Rahata geçmek. İçin rahat olsun. Konforlu hissetmek. Kuş gibi hissetmek. Kendini rahat hissetmek. Rahatlamak. Kaygı ve endişeden arınmış olmak.

 

Feel at ease : Rahat hisseden. Rahat hissetmek. İçi rahat etmek. Rahatlamış hisseden. İçi rahat olmak.

Felt at ease : Rahatlamış hisseden. Rahat hisseden.

Standing at ease : Vücudun, alıştırmalar arasında dinlendirilmesi için, arkada tutulu ellerle bacaklar önde ya da yana yarım adım duruşunda aldığı gevşek durum. Rahat (duruş). Rahat duruş. Askerlere rahat bir şekilde anca dik olarak durmalarını emreden askeri komut. Rahat!.

Stand at ease : Rahat vaziyetinde durmak. Rahat!.

Set at ease : Yatıştırmak. Rahatlatmak. Sakinleştirmek.

İngilizce Ill at ease Türkçe anlamı, Ill at ease eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ill at ease ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Has ants in his pants : İlgilenmesi gereken acil bir meselesi var. Kıpır kıpır. Yerinde duramayan. Heyheyleri üstünde.

Fraughting : Endişe verici. Dolu. Yüklü. Rahatsız edici. Hileli kullanım.

Out of sorts : Rahatsız. Huysuz. Sıhhati bozukça. Neşesi kaçmış. Keyfi kaçmış. Neşesiz. Keyifsiz.

Nervous wreck : Sinirleri bozuk olan. Duygusal yönden gergin.

Flustered : Kafası karışmış. Allak bullak olmuş. Tedirgin. Heyecanlı. Canı sıkılmış. Kızıştırılmış. Kızışmış. Kaygılı.

Keyed up : Sinirli. Gergin. Çok heyecanlı. Heyecanlı.

Cliffhanging : Merak içerisinde. Gerilime sebep olan (öykünün, filmin, oyunun, vb.).

Comfortless : Rahatsız. Huzursuz edici. Ferah olmayan. Konforsuz. Kasvetli.

Distressed : Şanssız. Dertli. Talihsiz. Fakir. Sıkıntılı. Yıpranmış. Sıkkın. Kahırlı. Kederli.

 

Jumpier : Heyecanlı. Ürkek. Sinirli. Heyheyleri üstünde. Sesten korkan. Gergin. Gergin (kimse). Sinirleri gergin.

Ill at ease synonyms : jumpy, concerned, disturbed, fraught, doubting, exasperated, frettiest, peaceless, dubio, on a knife edge, anxious, fidgety, jumpiest, frettier, edgy, fearful, fraughts, edgier, edgiest, ants in the pants, fretted, on pins and needles, apprehensive.