Implying türkçesi Implying nedir

Implying ile ilgili cümleler

English: Are you implying something?
Turkish: Sen bir şey mi ima ediyorsun?

English: I wasn't implying anything.
Turkish: Ben bir şey ima etmiyordum.

English: Are you implying that Tom is interested in me?
Turkish: Tom'un bana ilgi duyduğunu mu ima ediyorsunuz?

English: I know what you're implying, and I don't like it.
Turkish: Neyi ima ettiğini biliyorum ve bundan hoşlanmıyorum.

English: None of them could understand what she was implying.
Turkish: Onlardan hiçbiri onun ne kastettiğini anlayamadı.

Implying ingilizcede ne demek, Implying nerede nasıl kullanılır?

Imply : -e işaret etmek. İçermek. Anıştırmak. İma etmek. Gerektirmek. Kapsamak. Kastetmek. Demeye getirmek. Göstermek (dolaylı olarak). Demeye gelmek.

Dimply : Gamzeli bir şekilde. Çukurlu. Gamzeli.

Limply : Gevşekçe.

Pimply : Sivilceli.

Simply : Öylece. Yalın biçimde. Kolay bir şekilde. Düpedüz. Basitçe. Bir şeyin tekliğini vurgulamak için kullanılır. Sadece. Sade bir şekilde. Sırf. Açık ve samimi bir şekilde.

Simply put : Basitçe söylemek gerekirse.

 

Simply connected region : Basit bağlantılı bölge.

Implacability : Acımasızlık. Amansızlık.

Implacable : Affedilmez. Yatıştırılmaz (öfke vb). Amansız (düşman). Bastırılamaz. Amansız. Yatıştırılamaz. Acımasız. Tatmin olmaz. Bitmeyen. Doymaz.

Simply connected space : Basit bağlantılı uzay.

İngilizce Implying Türkçe anlamı, Implying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Implying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Portends : İşareti olmak (kötü). -e alamet olmak. Önceden haber vermek. Delalet etmek. Kötüye işaret olmak.

Add to : Eklemek. Çoğaltmak. Ekle. Ekleme yeri. Arttırılmış etkisi olmak. Artırmak. İlave etmek.

Allusiveness : Müstehcenlik. Kinayeli hal. İmalı olma.

Entailing : Kaosamak. Satılmaması koşuluyla vermek. İcap ettirme. Meşruten vakfetme. Şarta bağlamak. Belirli bir veraset usulüne göre verme. Yol açmak.

Mendicant : Dilenciye özgü. Dilenen. Dilencilik eden. Geçimini kiliseye yapılan bağışlarla sağlayan din görevlisi. Dilenci.

Intend : İstemek. Niyeti olmak. Demek istemek. Tasarlamak. Hedeflemek. Kararlı olmak. Niyetlenmek. Düşünmek. Azmetmek. Niyet etmek.

Have something in mind : Belirli bir şeyi kastetmek. Bir şey düşünmek.

Alluding : Üstü kapalı söylemek. Taş atmak.

Threatens : Tehditte bulunmak. Korkutmak. Tehlike belirtisi olmak. Gözdağı vermek. Gözünü korkutmak. Tehdit etmek. Habercisi olmak.

Encapsulate : Kısa ve öz biçimde açıklamak. Sarmalamak. Özetlemek.

Implying synonyms : petitionary, adjuratory, precative, conduced, adumbrating, bode, boded, brought out, covers, give somebody to understand, comprehended, importunate, amounting, defining, denominates, entails, embrace, beseeching, comprehends, embodying, be enunciative of, carry, adumbrate, compassed, blankets, connote, define, conceives, hint, add up, precatory, call for, conceive.

 

Implying zıt anlamlı kelimeler, Implying kelime anlamı

Unimpressive : Etkileyici olmayan.

Imperative : Tahakküm. Şart. Buyruk. Emir kipi. Buyrultu. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Emir. Mecburi. Zorunluluk. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb.