In a bad temper türkçesi In a bad temper nedir

In a bad temper ile ilgili cümleler

English: He's in a bad temper.
Turkish: O sinirli.

English: She was in a bad temper.
Turkish: O, kötü bir ruh hali içindeydi.

In a bad temper ingilizcede ne demek, In a bad temper nerede nasıl kullanılır?

In : Mevsimi gelmiş. Tutulan. İçeri doğru yönelen. Dahili. İktidardaki. İçeriye. Gelmiş olan. Halinde. Da. İçine.

A : (herhangi) bir. Herhangi bir. Argonun simgesi. Bir. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. La (müzik terimi). Atom ağırlığı. Miktar belirtir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Bad : Yıkım. Fena. Sert. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Bozuk. Batak. Rahatsız. Küfürlü. Sahte. Kötülük.

Temper : Sinir. Tavlamak. Sertleştirmek. Huy. Yumuşatmak. Huysuzluk. Alıştırmak. Tav. Kıvamına getirmek. Azaltmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad way : Sarhoş. Kötü bir durumda. Kötü durumda. Çok hasta. Tehlikede. Kötü bir şekilde.

In a bad mood : Aksiliği üstünde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde. Kötü bir ruh halinde.

In a bad light : Kötü bir ışıkta. Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıklı.

 

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor durumda. Zor bir durumda. Zor bir halde.

İngilizce In a bad temper Türkçe anlamı, In a bad temper eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In a bad temper ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Angrily : Kızgın bir şekilde. Kızgınlıkla. Sinirli sinirli. Fena. Sinirlice. Hiddetle. Öfkeyle. Hışımla. Küs küs.

Choleric : Çabuk öfkelenen. Kolera ile ilgili. Kolerik. Çabuk kızan. Asabi. Çabuk sinirlenen. Fevri. Aceleci. Hiddetli.

Annoyed : Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş. Sinirlendirilmiş. Rahatsız edilmiş. Rahatsız olmuş. Sinirlenmiş.

Frantic : Aşırı heyecanlanmış. Çıldırmış. Zıvanadan çıkmış. Çılgınca heyecanlanmış. Hummalı. Ümitsiz. Çılgınca. Çılgın. Boşuna.

Enraged : Kızmış. Kuduruk. Çileden çıkmış. Komalık. Kızdırılmış.

Bakings : Kor halinde. Fırında pişirme. Pişirme. Fırınlama. Pişim. Düşük sıcaklık ısıl işlemi.

Crankier : Aksi. Çabuk öfkelenen. Alıngan. Huysuz. Gevşek. Tuhaf. Ufak tefek şeylere çabuk kızan. Çabuk sinirlenen. Dengesi her an bozulabilir.

Baking : Pişim. Düşük sıcaklık ısıl işlemi. Pişirme. Kor halinde. Fırında pişirme. Fırınlama.

Crotchety : Aksi. Dırdırcı. Garip. Huysuz. Acayip. Tuhaf.

Aggravated : Fenalaşmış. Daha şiddetli olmuş. Kötüleşmiş.

In a bad temper synonyms : bugged, cranky, corybantic, discomposedly, angrier, boiling, snappily, bristliest, fuming, dyspeptic, angriest, irascible, wrathfully, exasperated, skittishly, bellicosely, fierce, crankiest, frenzied, dyspeptics, nervously, angry, ardent, apoplectic, blistering, blacker, apoplectical, snappishly, bristlier, angry with, burning, burnings, bristly.