In a fix türkçesi In a fix nedir

  • (eski argo) hamile.
  • Çocuklu.
  • Zor durumda.
  • Güç bir durumda.

In a fix ile ilgili cümleler

English: That would leave me in a fix.
Turkish: O beni güç bir durumda bırakırdı.

In a fix ingilizcede ne demek, In a fix nerede nasıl kullanılır?

In : Olarak. İçinde. Tutulan. İktidardaki. İçine. İçeriye. Gelmiş olan. De. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş.

A : Argonun simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. (herhangi) bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. Miktar belirtir. Pek iyi. En yüksek not. Herhangi bir.

Fix : Çıkmaz. Düzeltme. Aşırı doz. Gözünü ayırmamak. Tayin etmek. Yerleştirmek. Önceden belirlenmiş sonuç. Uyuşturucu iğne. Tespit etmek.

In a fixed pattern : Sabit örüntülü bir şekilde. Belirlenmiş bir konfigürasyon halinde.

Be in a fix : Ortada kalmak. Zor bir duruma düşmek.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a brace of shakes : Göz açıp kapayıncaya kadar.

In a bad light : Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı. Kötü bir yolla. Negatif bir yolla.

In a bad fix : Zor bir halde. Sıkıntıda. Zor bir durumda. Zor durumda.

In a bad way : Sarhoş. Tehlikede. Kötü bir durumda. Kötü bir şekilde. Çok hasta. Kötü durumda.

İngilizce In a fix Türkçe anlamı, In a fix eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak In a fix ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Up against a stone wall : Başı dertte. Sıkıntıda. Zorda. Taş bir duvara karşı. Darda.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor bir durumda.

At bay : Başı belda. Emniyette. Pusuya düşmüş. Hareket edemediği bir durumda. Tuzağa düşmüş. Çıkmaza girmiş. Pusu kurulmuş. Sıkışık durumda. Köşeye sıkışmış.

In a cleft stick : Çıkmazda. Açmazda.

In dire straits : Güç durumda. Müthiş sıkıntıda. Çıkmazda. Darda.

Up a gum tree : Kötü durumda. Güç durumda. Çetrefilli.

In the soup : Sıkıntıya düşmüş. Darda veya dara düşmüş. Başı dertte. Sıkıntıda veya sıkıntıya düşmüş. Belada.

On the spot : Hemen. Hemen oracıkta. Tam vaktinde. Başı belada. Tehlikede. Derhal. Tam yerinde. Mahallinde. Yerinde.

Has a hard time : Sorunları var. Sıkıntısı var.

In a tight corner : Köşeye sıkışmış. Köşeye sıkışmış vaziyette.

In a fix synonyms : in a pickle, at a push, has difficulty, in deep water, in a tight spot.