In danger türkçesi In danger nedir

  • Risk altında.
  • Tehlikede.

In danger ile ilgili cümleler

English: He's in danger of being evicted.
Turkish: O, evden çıkartılma tehlikesiyle karşıya karşıya bulunuyor.

English: I was in danger of losing my life.
Turkish: Hayatımı kaybetme tehlikesi içindeydim.

English: Ali is in danger of being evicted.
Turkish: Ali tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

English: The city's multi-story buildings built in the 1940's are in danger of collapse.
Turkish: Şehrin 1940'larda yapılmış çok katlı yapıları çökme tehlikesindeler.

English: Elephants are in danger of dying out.
Turkish: Fil soyu, tükenme tehlikesi altındadır.

In danger ingilizcede ne demek, In danger nerede nasıl kullanılır?

In : Mevsimi gelmiş. İçeri. Dahili. Olarak. İç. Gelmiş olan. İçine. İçeri doğru yönelen. İçeriye. İktidardaki.

Danger : Tehdit. Risk. Çekince. Tehlikeli. Tehlike. Varta. Korku.

In danger of : Tehlikesi içinde. Tehlikesiyle yüz yüze.

In danger of extinction : Soyu tükenme tehlikesi atında. Nesli bitme tehlikesiyle karşı karşıya.

Be in danger : Güvensiz olmak. Risk altında olmak. Tehlikede bulunmak. Tehlikede olmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir durumda. Zor durumda. Sıkıntıda. Zor bir halde.

İngilizce In danger Türkçe anlamı, In danger eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak In danger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Endangered : Tehlikeye atılmış. Neslinin tükenme tehlikesi olan. Tehlike altında. Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan (bir hayvan veya bir bitki hakkında). Nesli tükenmekte olan.

At bay : Sıkışık durumda. Köşeye sıkışmış. Tuzağa düşmüş. Pusuya düşmüş. Pusu kurulmuş. Hareket edemediği bir durumda. Emniyette. Başı belda. Çıkmaza girmiş.

Imperilled : Riskte. Risk durumunda. Tehlikeye girmiş.

On the line : Çizgide. Kuyrukta. Sırada. Hatta. Telefonda konuşuyor. Telefonda.

At stake : Değişme açık. Kaybedilme tehlikesi olan. Sözkonusu veya mevzubahis. Değişime açık.

On thin ice : Nazik durumda. Pamuk ipliğine bağlı. Kırılgan bir durumda. Hassas veya tehlikeli bir durumda. Çok riskli durum. Çok kırılgan durumda. Zor durum. Tehlikeli durum.

In a bad way : Kötü bir durumda. Kötü durumda. Sarhoş. Çok hasta. Kötü bir şekilde.

At risk : Riskli.

On the spot : Tam vaktinde. Zor durumda. Olay yerinde. Mahallinde. Tam yerinde. Hemen oracıkta. Hemen. Derhal. Yerinde.

Imperiled : Risk durumunda. Riskte. Tehlikeye girmiş.

In danger synonyms : in peril, in distress, bestead.