In fact türkçesi In fact nedir

In fact ile ilgili cümleler

English: It is in fact your fault.
Turkish: Aslında senin hatan.

English: Here's an optical illusion: you think you are looking at a cube, but in fact you are looking at the screen.
Turkish: Burada bir görsel yanılsama var. Küpe baktığını düşünüyorsun ama gerçekte ekrana bakıyorsun.

English: He is far from poor, in fact he has a lot of money.
Turkish: O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.

English: I don't like him much, in fact I hate him.
Turkish: Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,

English: Is this in fact going to affect their relationships?
Turkish: Peki bu ilişkilerini gerçekten etkileyecek mi?

In fact ingilizcede ne demek, In fact nerede nasıl kullanılır?

In : İçeriye. Çok moda olan. De. İçeri. İçine. İçeri doğru yönelen. Da. İç. İktidardaki. Tutulan.

Fact : Vakıa. Gerçek. Gözlenebilir ya da görgül işlemlerle kavranabilir olan ve kendine özgü bir örüntüsü bulunan olay. Durum. Nitelik. Vak'a. Olmuş şey. Gerçek durum. Olgusal gerçek.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor durumda. Zor bir durumda.

 

In a bad light : Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla.

In a bad mood : Aksiliği üzerinde. Kötü bir ruh halinde. Aksiliği üstünde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Hoş olmayan bir davranış halinde.

In a bad temper : Öfkesi burnunda. Kızgın. Kızgınca. Sinirli olarak. Burnundan soluyan. Öfkeli. Öfkeli olarak. Sinirli.

İngilizce In fact Türkçe anlamı, In fact eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In fact ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strictly : Tam anlamıyla. Katı bir biçimde. Kesinlikle. Kesin surette. Sıkı sıkıya. Şiddetle. Sıkı bir şekilde. Tam olarak. Açıkçası. Tam manasıyla.

Even if : -e rağmen. Sa da. Öyle olsa da. -sa da (yapsa dahi gibi). -sa dahi (yapsa dahi gibi). Olsa bile. -e karşın. Eğer ki. İse bile.

In sober fact : Hakikatte.

Even : Çift. Düzlemek. Tesviye etmek. Düzleştirmek. Düzleşmek. Düz olmak. Eşit olarak bölüştürmek. Eşit.

As a matter of fact : İşin doğrusu. Nitekim. Şu bir gerçek ki. Gerçek şu ki. Doğrusunu isterseniz. Doğrusunu istersen.

For good and all : Temelli olarak velhasıl. Tamamen. Tamamiyle. Netice olarak. Velhasıl. Sürekli olarak. Temelli. Temelli olarak.

In truth : Doğrusunu istersen. Vallahi.

Actually : Filvaki. Sahiden. Fiili olarak. Asıl.

Insomuch that : O kadar ki. O kadarki.

In fact synonyms : sooth to say, but, kind of, in sooth to say, so to say, in actual fact, moreover, as such, essentially, in actuality, clannishness, as well, however, of a verity, sure enough, in practice, at, very, deep down, admittedly, really, as it were, online, in tune, de facto, for that matter, strictly speaking, so to speak, as good as, merely, as big as life, as far as it goes, in all conscience.