In name türkçesi In name nedir

  • Sözde.
  • Sadece unvan ile.
  • İsmen.
  • Sadece isim ile (gerçekte olmayan bir otorite ile).

In name ile ilgili cümleler

English: Tom has a cousin named Mary.
Turkish: Tom'un Mary adında bir kuzeni var.

English: I can't figure out how to register a new domain name.
Turkish: Yeni bir alan adına nasıl kaydolacağımı anlayamıyorum.

English: It's time for you to renew your domain name.
Turkish: Alan adınızı yenilemenizin zamanı.

English: Ali is a Christian in name only. He never goes to church.
Turkish: Ali sadece ismen Hristiyan'dır. O hiç kiliseye gitmez.

English: Ali is the head of the company in name only. His son makes all the important decisions.
Turkish: Ali şirketin yalnızca isim olarak başkanıdır. Tüm önemli kararları oğlu alır.

In name ingilizcede ne demek, In name nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri doğru yönelen. Dahili. İçine. İçeriye. Mevsimi gelmiş. Çok moda olan. İçeri. Da. İktidardaki. Gelmiş olan.

Name : Şöhret. Atamak. İsmiyle çağırmak. İsim koymak. Ünlü kimse. İsim. Demek. Adını söylemek. Adlandırılmak.

In name only : Sadece ismen. Sadece sözde veya lafta. İsmi var cismi yok.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor bir durumda. Zor durumda.

In a bad mood : Aksiliği üzerinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Kötü bir ruh halinde. Aksiliği üstünde. Hoş olmayan bir davranış halinde.

 

In a bad light : Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta. Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı.

İngilizce In name Türkçe anlamı, In name eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In name ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nominal : Anma. Düşük. Yazılı. Çok düşük (fiyat veya rakam vb). İsim türünden veya isme ait olan. Önemsiz (fark veya derece vb). Saymaca. Göstermelik. Önemsiz.

If : Bir televizyon almacındaki bulucuya uyabilmesi için bir yayının çevrildiği yinelenim. İse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ama. -sa bile. Acaba. -mı. Belirsizlik. -e rağmen. Şart.

Assumed : Farzolunan. Zannedilen. Üstlenilen. Hayali. Takma. Takma (ad). Sözümona. Farzedilen. Farz olunan.

Pseudo : Düzme. Psödo. Yapma. Yalancı. Görünüşte. Aldatıcı. Kalp. Takma. Gerçek olmayan.

Professedly : Güya. İtiraf ettiği gibi. Açıktan açığa. İddia edildiğine göre. Açıkça. İddialara göre. İddiaya göre. İddaaya göre.

Professed : Açıkça söylenmiş. İddia edilen. Açık olan. Açıklanmış. İnançlı. İtiraf edilmiş.

Personnel : Kadro. Görevliler. Görevli. Çalışan. Bir iş ya da izlenceyi gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş birim ya da takımda görev üstlenen kişi. İş görenler. Müstahdem. Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. İşyeri çalışanları.

By name : İsminde ismen adında. Adında. Ada göre. Adıyla. İsmiyle. İsminde.

Of sorts : Sözümona. Böyle. Hesapta. Bir çeşit. Sıradan. Güya. Her hangi neviden. Aşağı veya sıradan.

Fictive : Hayali. Hayali (ihracat vb). Uydurma. Fiktif. Düşünsel. İtibari. Kurgusal. Sahte.

In name synonyms : as if, allegedly, nominately, of a sort, by repute, nominally, alleged, ostensible, purported.