In opposition türkçesi In opposition nedir

In opposition ile ilgili cümleler

English: We sat down to dinner in opposition to each other.
Turkish: Biz birbirimizle karşılıklı yemeğe oturduk.

In opposition ingilizcede ne demek, In opposition nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri. Da. İçinde. Halinde. Çok moda olan. Mevsimi gelmiş. Tutulan. Olarak. İçine. De.

Opposition : Adı ve çeşidi belirtilen bir belgite ilişkin bölüntülü ödemeleri ve kaybolan bir belgitin alış veriş işlemini engellemek ve bunlar üzerindeki hakların korunulmasını sağlamak amacıyla gerekli yerlere yapılan bildiri. Ayrışçılık. Bir çatma doğrultusunda ya da bir çelgiden hemen sonra boşaltmaya düşmeden, karşı savut namlusuna aralıksız dayanarak (yumuşakça karşı koyarak) geliştirilen saldırı. Hukuk, fizik, eskrim, ekonomi alanlarında kullanılır. Direnme. Muhalefet. Karşıtçılık. Karşıtgörüşlülük. Düşmanlık. Karşı koyma.

In opposition to : -in aksine. -e karşı olarak. Aksine.

Be in opposition : Aleyhte olmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor durumda. Sıkıntıda. Zor bir durumda. Zor bir halde.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir ışıkta. Kötü bir yolla.

 

İngilizce In opposition Türkçe anlamı, In opposition eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In opposition ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bilious : Safralı. Safra ile ilgili. Safralı kusma sendromu. Dargın. Küskün. Köpeklerde, kusmuğun içerisinde safranın bulunması. uyku sırasından safranın oniki parmak bağırsağından mideye geri akmasından kaynaklanır ve genellikle sabahları görülür. Safraya ait. Aksi.

Agin : Zıt konumda olan.

Backward : İsteksiz. Geri. Geri geri. Geç. Geriye doğru yapılan. Geçmişe. Geriye. Geçmişe yönelmiş.

Against : Mukabilinde. Ters olarak. Dayalı. Aleyhinde. -e doğru. -e aykırı. -e karşı.

Contradictive : Çelişkili. Anlaşmazlığa neden olan. Ters düşme eğilimi olan. İhtilaflı. Tartışmalı.

Adversarial : Düşman. Hasım taraf. Daha az mücadeleci.

Unfavourable : Uygunsuz. Elverişsiz. Makus. Açık veren (hesap). Uygun olmayan. Aksi. Zararlı. Sakıncalı.

In the presence of : -in huzurunda. -in önünde. Gözü önünde. Mevcudiyetinde. Huzurunda. Varlığında. Kucağında.

In the face of : Karşında. Yüzüne karşı. Dikkate alarak. Huzurunda. Rağmen.

In contradiction : Muhalif olarak. Aksine. Zıttına.

In opposition synonyms : athwart, opposing, counter, adversary, unfavorable, anti, adverse, across, back, contrarily, opposite to, before, crisscross, contra, antagonistic, adversaries, oppositely, counter to, conversely, contrary, derogates, conflictive, in relation to, opposed to, if anything, contrary to, antagonists, awkward, derogate, against the grain, contradictor, far from it, antis.