In the clouds türkçesi In the clouds nedir

  • Hayal aleminde.
  • Dalgın.
  • Kafası meşgul.

In the clouds ile ilgili cümleler

English: That mountain is in the clouds.
Turkish: O dağ bulutların içindedir.

In the clouds ingilizcede ne demek, In the clouds nerede nasıl kullanılır?

In : İç. Dahili. Tutulan. İçeri. İçeri doğru yönelen. Olarak. Mevsimi gelmiş. İçeriye. İçine. Da.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Clouds : Gölgelemek. Bulutla kaplamak. Bulanıklaşmak. Lekelemek. Karartmak. Bulandırmak. Örtmek. Bulutlanmak. Kapatmak. Berbat etmek.

Be up in the clouds : Bulutlarda yaşamak. Gerçeklerle ilgisi olmamak. Bulutların üzerinde olmak.

Had his head in the clouds : Dalıp gidiyordu. Hayal alemindeydi veya aklı bir karış havadaydı. Yakın ilgi göstermiyordu.

In the affirmative : Onaylayarak. Olumlu olarak.

In the air : Herkesin aklında. Havada kalmış. Olası. Karara bağlanmamış. Kritik noktada. Askıda. Ortalıkta dolaşan. Kararlaştırılmamış. Havada. Boşlukta kalmış.

In the abstract : Nazari olarak. Kuramsal olarak. Genel olarak. Teoride. Kavram olarak.

In the arms of morpheus : Uykuda.

 

In the act of : Halde. Halinde.

İngilizce In the clouds Türkçe anlamı, In the clouds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In the clouds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Consumed : Yenmiş. Dalmış. Tüketilmiş. Harcanmış. Yok edilmiş. Tamamen tükenmiş. Etkilenmiş. Tamamen harcanmış. Meşgul.

Abstracted : Düşünceli. Soyutlanmış. Zihni meşgul. Ayrılmış.

Absented : Bulunmayan. Bulunmayan (kişi) (orada artık). Bulunmamak. Yoklamada bulunmayan. Yok (mevcut olmama). Namevcut. Devamsız. Eksik. Gaip.

Faraway : (bakış) dalgın. Dalgın (bakış). Dalıp gitmiş. Dalmış. Uzak. Uzun. Uzaklara gitmiş.

Cogitative : Düşünceli. Bağlaşık. Düşünebilen.

Broody : Düşüncelere dalan. Düşünceye dalan. Tavuğun yumurtalar üzerine yatarak onları ısıtması ve civciv çıkarma işi. Kuluçka tavuk. Kuluçkaya yatma. Kuluçkaya yatmak isteyen. Düşüncelere dalmış. Kara kara düşünen.

Absenting : Eksik. Devamsız. Bulunmayan. Bulunmayan (kişi) (orada artık). Bulunmamak. Namevcut. Yoklamada bulunmayan. Yok (mevcut olmama). Gaip.

Deeper : Karışık. Derin. Tok (ses). Keskin. Ağır. Şiddetli. Daha derin. Yürekten. İçten. Pes.

Deep : Deniz. Yoğun. Koyuluk. Ciddi. Derinlik. İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk. Karmaşık. Tok (ses). Karışık. Dip.

Preoccupied : Tasalanmış. Gözü bir şey görmeyen. Kaygılı. Düşünceli. Endişeli.

In the clouds synonyms : tied up, absent minded, absentminded, absents, deepest, absent, bemused, distrait, contemplative.