In tune türkçesi In tune nedir

In tune ile ilgili cümleler

English: The guitar is in tune.
Turkish: Bu gitar akortlu.

English: They sang in tune.
Turkish: Onlar ahenk içinde şarkı söyledi.

In tune ingilizcede ne demek, In tune nerede nasıl kullanılır?

In : De. Olarak. İç. İçeriye. Çok moda olan. Gelmiş olan. Dahili. İçeri. İçine. Halinde.

Tune : Akort etmek. Ahenk. Uyumlamak. Melodi. Akortlu olmak. Ayar. Motoru ayar etmek. İstasyon ayarı (radyo). Makam.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir durumda. Zor durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda.

In a bad light : Kötü bir yolla. Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir ışıkta.

In a bad mood : Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üstünde. Kötü bir ruh halinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde.

In a bad temper : Sinirli. Kızgınca. Burnundan soluyan. Kızgın. Öfkeli. Öfkesi burnunda. Öfkeli olarak. Sinirli olarak.

İngilizce In tune Türkçe anlamı, In tune eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In tune ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjusted : Değiştirilmiş. Uyarlanmış. Ayarlanmış. Oturtulmuş. Tashih edilmiş. Düzenlenmiş. Düzeltilmiş. Ayarlı. Değişmez (sigorta talebi).

 

Acceptable : Makbul. Kabul olunabilir. Geçer. Makul. Kabul edilir. Elle tutulur. Kabule elverişli. Geçerli. Kabul edilebilir.

Accordant : Kabul eden.

Adaptable : Uyar. Uydurulabilir. Yeni koşullara uyarlanabilen. Uyum sağlayan. Şartlara uyabilen. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Uyarlanabilir. Uyabilen.

Evens : (sayı) çift. Eşit olarak bölüştürmek. Eşit. (ingiliz ingilizcesi) bir bahsi kazanma veya kaybetmenin eşit olasılığı (at yarışında). Düzleştirmek. Bile. Düzeltmek. Tesviye etmek. Düzletmek.

Insomuch as : Madem ki. O kadar ki. -diği derecede. -diğine göre. Kadar. Mademki. Den beri. O kadarki.

Coherent : Koherent. Tutarlı. Kolay anlaşılır. Birbirini tutan. Kararlı girişim örnekçesi oluşturmak için, girişen dalgaların kaynaklarında evre birliği sağlanmış olması. Kolayca anlaşılan. Yapışık. Eşevreli.

Consonant with : İle uygun. -e uygun. İle uyumlu.

At : Bir yeri belirtmek için kullanılır. Ya. Ye. De. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Da. Nezdinde. Yanında.

Moreover : Bir de. Ayrıca. Buna ek olarak. Hem de. Üstelik. Dahası. Kaldı ki. Bundan başka. Diğer taraftan. Zaten.

In tune synonyms : agreeable to, answerable, dulcets, on the line, canorous, applicable, dulcet, as well, amenable, consonant, compatible, apposite, amusing, compossible, entertaining, applicative, even, online, allowable, apollonian, yes, concordant, consonant to, very, ariose, tuned, for that matter, conformable, concordantly, congruous, insomuch that, in fact, admissible.