Induced technological change türkçesi Induced technological change nedir

  • Faktör fiyatlarının değişmesine bağlı olarak teknolojinin fiyatı artan faktörden tasarruf edecek biçimde gelişme göstermesi.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Uyarılmış teknolojik gelişme.

Induced technological change ingilizcede ne demek, Induced technological change nerede nasıl kullanılır?

Induced : Uyarılmış. Endüklenmiş. İndüklenmiş. Teşvik edilmiş. Eyletik. Endüklenen. Tesir edilmiş. Eyletik tepkime. Başlatılmış.

Technological : Uygulayımsal. Teknolojik.

Change : Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi. Değişiklik. Aktarmak. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Üzerini değişmek. Değişime uğratmak. Yer değiştirme. Bozdurmak. Takas etmek. Değiştirmek.

Technological change : Teknolojik değişme.

Capital saving technological change : Sermaye tasarruf edici teknolojik gelişme. Faktör fiyat oranları sabitken, emeğin verimliliğini sermayenin verimliliğine göre daha çok artırdığı için, sermaye yerine emek kullanımını özendiren teknolojik gelişme.

Labour saving technological change : Emek tasarruf edici teknolojik gelişme. Faktör fiyat oranları sabitken, sermayenin verimliliğini emeğin verimliliğine göre daha çok artırdığı için, emek yerine sermayenin kullanımını özendiren teknolojik gelişme.

 

Solow neutral technological change : Solow yansız teknolojik gelişme. Sermayenin emeğe kıyasla daha hızlı artış göstereceği varsayımından hareketle, sermayenin marjinal verimliliğinin azalacağı ve buna bağlı olarak sermaye sahiplerinin çıktıdan emek sahiplerine kıyasla daha az pay alacağı öngörüsü üzerine, bölüşüm oranlarının eskisi gibi devam etmesi için sermayenin verimliliğini, emekten daha çok arttıran bir tür yansız teknolojik gelişme.

Hicks neutral technological change : Teknolojik gelişme sonrasında sermaye ile emek faktörünün verimliliklerinin aynı oranda artış göstermesi nedeniyle üretimde kullanılan sermaye/emek oranının sabit kalmasına, dolayısıyla sermaye ve emek faktörünün gayrisafi yurtiçi hasıladan aldıkları payın değişmeden sürmesine yol açan teknolojik gelişme. Hicks yansız teknolojik gelişme.

Disembodied technological change : İçerilmemiş teknolojik gelişme. Sermaye mallarında ve emekte herhangi bir nicelik değişmesine yol açmaksızın niteliği değişmiş gibi üretim artışlarına yol açan, dışsal teknolojik gelişme. krş. içerilmiş teknolojik gelişme, gökten inen nur, solow büyüme modeli. Yatırım malına bağlı olmayan teknolojik yenilik. Üretim girdilerinin etkisini artıran teknolojik değişiklik veya gelişme.

Skill biased technological change : Yetenek-sapmalı teknolojik değişme. Yetenekli işgücünün göreli ücret oranlarının yükselmesine rağmen, yetenekli işgücünün toplam işgücüne oranındaki ve işgücü kalitesindeki artışın teknolojik değişmeyi hızlandırmasına dayanan ve ilk kez e. berman, j. bound ve s. machin tarafından sanayi düzeyinde görgül çalışmayla saptanan teknolojik değişme.

 

İngilizce Induced technological change Türkçe anlamı, Induced technological change eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Induced technological change ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Induced technological change synonyms : a pass through certificate, a change in demand, abnormal budget receipts, ability rent, abolition of forced labour convention, a group shares.