Inhabit türkçesi Inhabit nedir

  • -de oturmak.
  • İkamet etmek.
  • İskan etmek.
  • Yaşamak (içinde).
  • Yaşamak.
  • -de yaşamak.
  • Oturmak.

Inhabit ile ilgili cümleler

English: In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Turkish: Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.

English: What animals inhabit those islands?
Turkish: Şu adalarda hangi hayvanlar yaşar?

English: He was elected an official by the inhabitants of this town.
Turkish: O, bu kasabanın sakinleri tarafından bir yetkili seçildi.

English: Belgrade has about 2 million inhabitants.
Turkish: Belgrad'ın yaklaşık bir milyon nüfusu vardır.

English: How many inhabitants are there?
Turkish: Kaç tane oturan kişi var?

Inhabit ingilizcede ne demek, Inhabit nerede nasıl kullanılır?

Inhabitability : Yaşanabilirlik. Oturulabilir olma durumu. Yaşanabilir olma durumu. Oturulabilirlik. Yaşanırlık.

Inhabitable : Oturulabilir. Yaşanabilir. İçinde oturulur. İçinde oturulabilir. Oturmaya elverişli.

Inhabitance : Mekan. İkamet etme. Oturulan yer. Yaşanılan yer. Konut. Yaşama. Oturma.

Inhabitancies : İkamet. Mesken. İkamet süresi. Ev.

Inhabitancy : Ev. Mesken. İkamet. İkamet süresi.

Inhabiting : Yerleşim. Yaşamak (içinde). İskan. İkamet etmek. Oturmak.

Inhabitativeness : Yerleşiklik.

Inhabitress : Bir yerde eğleşen kadın. Bir yerde yaşayan kadın. Bayan sakin. Bir yerde ikamet eden kadın. Bayan oturan. Kadın mukim. Bayan sakin (bir yerde ikamet eden).

 

Inhabitants : Yerli. Ahali. Sakin. Nüfus. Belde halkı. Oturan kimse. Oturan.

Inhabitant : Mukim. İkamet eden. Sakin. Oturan kimse. Oturan kimse (bir yerde). Yerli. Oturan. Yerleşik halk.

İngilizce Inhabit Türkçe anlamı, Inhabit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inhabit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shack : Kulübe. Birlikte yaşamak (evli olmadan). Baraka. Gecekondu. Gecekondu mahallesi.

Bide : Kollamak. Yıkılmamak. Beklemek. Sabırla beklemek. Dayanmak.

Gear : Vites değiştirmek. Uymak. Donanım. Teçhizat. Dişli. Ayarlamak. Pılı pırtı. Uydurmak. Çalışma.

Be : Durmak. -dir. Var olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dı. Kalmak. Bulunmak. -di. Olmak. Berylliumb (berilyum).

Abide : Baki kalmak. Kurala uymak. Çıdamak. Durmak. Tahammül etmek. Uymak. Sadık kalmak. Dayanmak. Sakin olmak. Gözlemek.

Cohabit : Karı koca gibi yaşamak. Evlenmeden beraber yaşamak. Birlikte yaşamak. Nikahsız yaşamak. Beraber yaşamak.

Nest : Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. İç içe geçen şeyler. İçiçe girmek. İçice düzenlemek. İçiçe düzenlemek. İçiçe koymak. Yuvalamak. Tutam. Yuva. Yuvaya yerleşmek.

Infest : İstila etmek (fare). İstila etmek. Doldurmak. Bürümek. Zarar vermek. Etrafı sarmak. İstila etmek (bit veya kurt veya fare). Sarmak. (fare vb) istila etmek. Kaplamak.

Bides : Dayanmak. Beklemek. Yıkılmamak. Kollamak. Sabırla beklemek.

Breathes : Solumak. Nefes alıp vermek. Nefes almak. Teneffüs etmek. Soluk almak. Soluk alıp vermek. Fısıldamak. Hohlamak. Esmek.

 

Inhabit synonyms : live together, lodge in, house, breathe, experiences, invade, dwell in, dwells, camp out, abides, dwelled, exist, room, tent, neighbour, abided, live, fit well, overrun, overpopulate, indwell, domicile, occupy, experiencing, populate, bided, camp, domiciles, inhabits, encamp, inhabiting, neighbor, dwell.

Inhabit ingilizce tanımı, definition of Inhabit

Inhabit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To live or dwell in. To occupy, as a place of settled residence. To live. To abide. As, wild beasts inhabit the forest. Men inhabit cities and houses. To have residence in a place. To dwell.