Innings türkçesi Innings nedir

  • Kısmet.
  • Sıra.
  • Şans.
  • Kriket bir takımdaki on oyuncunun oyun dışı edilinceye kadar vuruş sıraları.
  • Vuruş sırası.
  • Atış.
  • Nöbet.
  • Eşit şans.

Innings ile ilgili cümleler

English: All beginnings are difficult.
Turkish: Bütün başlangıçlar zordur.

English: We could buy a nice house with our winnings.
Turkish: Kazançlarımızla güzel bir ev alabiliriz.

English: In love, there are only beginnings.
Turkish: Aşkta, sadece başlangıçlar vardır.

English: Modern philosophy has its beginnings in the 19th century.
Turkish: Modern felsefe 19. yüzyılda başlamıştır.

Innings ingilizcede ne demek, Innings nerede nasıl kullanılır?

Beginnings : Baş. Bağ. Esas.

Ginnings : Çırçırlamak.

Pinnings : Pimle sağlamlama. Pimleme. Sabitleme. Tutturma. İğneleme. Kamalama. Yakalama. Tutma. Takozlama.

Spinnings : Döndürme. İplikçilik. Bükme. Çekme. Sarma. Patinaj. Eğirme. İplik eğirme. Dönerli sıvama.

Twinnings : Twinning. İkizlenme. İkiz kristal oluşumu. İkiz kristalden oluşturma. Eşleştirme.

Beginning : Başlangıç çekidi. İptida. Başlangıç. Baş. Köken. Menşe. Başlangıç noktası. Başlama. Kaynak. İlk adım.

Beginning of field : Alan başı.

Beginning actor : Acemi aktör. Yeni başlayan oyuncu. Kariyerine yeni başlayan aktör.

Inning : Sıra. Kısmet. Atış. Vuruş sırası. Nöbet. Her iki takımdaki oyuncuların birer vuruş sırası. Şans.

 

Beginning of exercise : Dönem başı. Sayışım döneminin ilk günü, sayışmanlık yazdıklarında sayışımların açıldığı gün.

İngilizce Innings Türkçe anlamı, Innings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Innings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Files : Dosyalar. Eğe. Törpü. İle ilgili dosyalar. Dosya sayısı. Klasör. Dosya.

Sentry : Karakol. Nöbetçi er. Bekçi. Hükümetçe silahlı olarak dolaştırılan türlü güvenlik kuvvetleri. güvenlik kuvvetlerinin yerleşmiş bulundukları konut. Muhafız. Nöbetçi. Nöbetçi asker.

File : Kuyruk. Fişlerin, kartların vb. bilgi gereçlerinin belli bir kural gereğince sıralanmalarından oluşan bütün. Eğe. Dosya. Dosyaya koymak. Tasnif etmek. Tek sıra halinde yürümek. Eğelemek. Bir konu hakkında toplanan belgeler. Dosyalamak.

Foreordainments : Önceden tayin etme eylemi. Allah'ın takdiri. Önceden kararlaştırma eylemi. Önceden saptama eylemi. Kader. Takdiri ilahi. Alın yazısı. Yazgı.

Flukiest : Kararsız. Tesadüf. Dönek. Şansa bağlı.

Bouts : Eskrim maç. Zaman. Yarışma. Boks. Müddet. Maç. Gösteri. Devre. Süre.

Good fortune : Baht. Bahtiyarlık. Ongunluk. İyi talih. Talih.

Contingence : Olasılık. Temas. Değme. Bitişme.

Bench : Basamak. Bank. İş masası. Oturma sırası. Dersliklerde öğrencilerin ders dinlemek ve çalışmak üzere oturdukları yer. Cimnastik sırası. Yargıçlar kurulu. Eğitim, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Peyke. Kanepe.

Foreordain : Önceden takdir etmek. Önceden kısmet etmek. Alnına yazmak. Takdir.

 

Innings synonyms : array, even odds, frequency, forming up, guard, arraying, chanced, inning, flukey, invasion, fortunes, fatalities, fortune, auspiciousness, gunshots, paroxysms, break, flukier, fling, fatality, chance, foreordains, accidentalness, alignments, catena, casting, amplitude, polices, benches, foreordainment, arrangement, gunfires, invasions.