Instructing türkçesi Instructing nedir
- Talimat vermek.
- Okutmak.
- Öğretici.
- Görevlendirmek.
- [#öğretme Öğretmek].
- Eğitme.
- Öğretme.
- Eğitici.
- Talimat veren.
- Emir vermek.
- Bilgilendirmek.
Instructing ingilizcede ne demek, Instructing nerede nasıl kullanılır?
Misinstructing : Yanlış yönlendirmek.
Instructible : Eğitilebilir. Direktif verilebilir. Öğretilebilir.
Instruction : Reçetenin, ilacın kullanılışı hakkında eczacıya ve aynı zamanda hastaya hitap eden kısmı. Emir. Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte, bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi. Bilgi. Açıklama. Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi. bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme. öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi. Yönerge. Eğretim. Tarifname. Öğrenim.
Instruction address register : Komut adres yazmacı.
Instruction book : İzahat kitabı. Kullanma kılavuzu. Kullanma talimatı. Tarifname. Kullanıcı el kitabı. Talimat kitabı.
Instruction counter : Komut sayacı. Komut sayıcı.
Instruction page : Yönerge sayfası.
Instruction set : Komut takımı yönerge kümesi. Komut takımı. Komut seti. Cpu'nun (ana işlemcinin) yerine getirebildiği komutlar. Komut kümesi.
Instructional : Eğitici. Eğitime ait. Eğitim. Öğretici.
Instruction time : Komut zamanı. Komut süresi.
İngilizce Instructing Türkçe anlamı, Instructing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Instructing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Secondary education : Ortaöğrenim. Orta tahsil. Orta öğretim. Ortaöğretim. İlköğretim ile yükseköğretim kurumları arasında yer alan genel okulları, teknik ve meslek okullarını yönetmek görev ve sorumluluğunu yüklenmiş bulunan örgüt. 2-ilköğretimden geçtikten sonra öğrenimini sürdürmek isteyen gençleri ulusal eğitim amaçlarına uygun olarak daha üst öğrenime, birtakım teknik ve meslek alanlarına ya da yaşama yetiştirmek için planlanan öğretim dönemi.
Content : Bir şeyin içinde bulunan. konuşma ya da yazıda sunulan düşünce, bilgi ve görüşlerin bütünü. bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler, üniteler ve konular. konu. İçerik. Esas. Doyurmak. Olumlu oy miktarı. Hoşnut. Razı. Memnun. Kapsam. Türetme veya birleştirme yolu ile kurulan bir kelimede, o kelimeyi oluşturan kök, ek gibi ögelerden her birinin yeni kelimeye getirdikleri anlam katkısı: ince/ince+lik, somur-/somur-t-/somur-t-kan; anla-/anla-t-/anla-t-ıl-a+bilmek; ayak+kabı, deve+dikeni hanım+eli vb. yukarıdaki kelimeleri oluşturan ögelerden her biri birer anlam yükü taşımaktadır.
Inculcate : Telkinde bulunmak. Kafasına sokmak. Aşılamak. Birşeyi tekrar ederek birinin kafasına yerleştirmek. Telkin etmek. Tekrarlayarak kafasına sokmak. Talim etmek.
Continuing education : Sürekli eğitim. Tam gün okul ya da üniversite öğrenimini bitiren ya da belli bir öğrenim basamağından ayrılan gençler ile yetişkinlere yaşamları boyunca sürekli olarak öğrenme ve yetişme olanakları sağlanmasını öngören eğitim anlayışı. özel nitelikte okullar, eğitim merkezleri, yüksek okullar ve üniversitelerin, geleneksel ya da akademik programlar yerine esnek ve kılgısal programlar uygulayarak yetişkinlere sağladığı eğitim. Sadece yarı zamanlı eğitim görebilen ve bir derece almaya yönelik olmadan bilgilerini arttırmak isteyen öğrenciler için tasarlanmış olan kolej veya üniversite dersleri programı.
Instructor : Öğretmen. Resmi ya da özel bir eğitim kurumunda çocukların, gençlerin ya da yetişkinlerin istenilen öğrenme yaşantıları kazanmalarına kılavuzluk etmek ve yön vermekle görevlendirilmiş kimse. bilgi, görgü ve yaşantısı ile belli dal ve alanlarda başkalarının yetişme ve gelişmesine yardım eden kimse. 3-öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği öğrenimi bitirerek ya da yeterlikleri kazanarak öğretmenlik yapma yetkisini elde etmiş olan kimse. Eğitmen. Arıcılık eğitimcisi. Doçent (amerikan ingilizcesi). Üniversitelerde öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici olarak görevlendirilen kimse. Öğretim görevlisi. Asistan.
Indoctrinations : Telkin. Beyin yıkama. Doktrinleştirme. Aşılama. Endoktrinasyon. Zorla kabul ettirme.
Delegating : Temsilci. Delege olarak yetkilendirmek. Görev devretmek. Delege etmek. Yetki aktarmak. Yetki vermek. Delege atamak. Devretmek. Havale etmek.
Edify : Moral vermek. Ahlakça yükseltmek. Terbiye etmek. Akıl geliştirmek. Ahlakını yükseltmek. Kişilik geliştirmek.
Civilising : Medenileşme. İlerletmek. Uygarlaştırma. Rafine etmek. Uysallaştırmak (ayrıca 'civilize'). Eğitmek. Evcilleştirmek. İşlemek (toprak). İnceltmek.
Deploy : Harekete geçirmek. (birşeyi) etkin kullanmak. Uygulamak. Mevzilendirmek. Yaymak. Mevzilenmek. Konuşlandırmak. Plana göre yerleştirmek. Dağıtmak.
Instructing synonyms : extension service, educational activity, classroom project, course of instruction, team teaching, work study program, extracurricular activity, pragmatical, message, drillers, commands, school, give instructions, yell an order, system command, advise, handlers, lesson, university extension, inculcated, commission, beat into, give a command, substance, charge, trainings, educate, commissioning, prescript, catch up, give order, classwork, deploys.
Instructing zıt anlamlı kelimeler, Instructing kelime anlamı
Inactivity : Etkisizlik. Hareketsizlik. Durgunluk. Tembellik. Tesirsizlik. Avarelik. Üşengeçlik.
Instructing antonyms : uninstructive.

Bu kısımda Instructing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Instructing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Instructing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Instructing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.