Insurance türkçesi Insurance nedir
- Sigortacılık.
- Sigorta primi.
- Sigortalama.
- Sigorta taksiti.
- Güvence.
- Sigorta etme.
- Binden sigorta poliçesinin yerine geçen nota.
- Sigorta.
- Her tür kaza, dokunca, kırılıp dökülme ve benzeri olaylarla ilgili kurum ya da kişinin kayıpları karşılanılmak üzere bunlara dokuncaları karşılığı yapılacak ödemeler.
- Doğal afet, kaza, yangın, hırsızlık, ölüm, kuraklık gibi riskler yüzünden gelecekte ortaya çıkabilecek kayıpları karşılamak amacıyla belli bir prim karşılığında satın alınan güvence. krş. yaşam sigortası, yaşlılık sigortası, işsizlik sigortası, deniz sigortası.
- Sağlık sigortası.
- İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
Insurance ile ilgili cümleler
English: Ali is an insurance salesman.
Turkish: Ali bir sigorta satıcısıdır.
English: Ali works for an insurance company.
Turkish: Ali bir sigorta şirketi için çalışıyor.
English: Ali called the insurance company to report that his car had been stolen.
Turkish: Ali arabasının çalındığını bildirmek için sigorta şirketini aradı.
English: Hasan had a life insurance policy worth six hundred thousand dollars.
Turkish: Hasan'ın altı yüz bin dolar değerinde hayat sigortası poliçesi vardı.
English: Hasan had a life insurance policy.
Turkish: Hasan'ın hayat sigortası poliçesi vardı.
Insurance ingilizcede ne demek, Insurance nerede nasıl kullanılır?
Insurance account card : Güvencelilere sakatlık, yaşlılık ve ölüm güvencelerinden aylık bağlanılmak, toptan ödeme yapılmak ya da bunlara hak kazanmadıkları saptanılmak üzere güvenceli tarafından ödenilen keseneklerin yazılımına ilişkin çizelge. Güvenceli sayışım çizelgesi.
Insurance agent : Sigorta komisyoncusu. Sigortacı. Sigorta acentası. Sigorta acentesi sigorta şirketine komisyon karşılığı iş getiren kişi. Sigorta acentesi.
Insurance and freight : Cıf. Sigorta pirimi, navlun ve yükleme giderleri ile oluşabilecek her türlü riskin satıcı tarafından üstlenildiği uluslararası c grubu teslim biçimlerinden biri ve buna dayalı fiyatı. krş. cfr.
Insurance branch : Güvence kolu. Sigorta kolu veya dalı. Toplumsal güvenceler kurumunun yetki ve sorumluluk sınırları içinde bulunan ve her biri ayrı bir güvence konusu olan yardımlara ilişkin işlemler.
Insurance broker : Sigorta simsarı. Sigorta tellalı. Sigortacı. Sigorta aracısı. Sigorta komisyoncusu.
Insurance certificate : Sigorta sertifikası. Sigorta şahadetnamesi. Poliçe verilinceye kadar verilen belge. Güvence belgesi. Sigorta belgesi. Çeşitli güvencelilere ilişkin malların bir tek ödekle güvenceye bağlanılması. Sigorta poliçesi. Sertifika. Sigorta şehadetnamesi.
Insurance commencement : Toplumsal güvenceler kurumu yasasına göre bu yasanın kapsamına giren sınırlar içinde görevlendirilmiş kişinin başkaca hiçbir işlem yapılmasına yer verilmeksizin işe başladığı andan geçerli olmak üzere güvenceli sayılması. Güvencelilik başlangıcı.
Insurance cover : Sigorta kapsamı. Sigortanın kuvertürü. Sigorta teminatı.
Insurance company : Sigorta şirketi. Sigorta kuruluşu. Sigorta firması.
Insurance demand : Sigorta talebi.
İngilizce Insurance Türkçe anlamı, Insurance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Insurance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Life insurance : Hayat sigortası. Sigortalının, yaşam boyu veya belirtilen süre boyunca ödediği prim karşılığında sürenin bitimi ya da ölüm durumunda poliçe gereği kendisinin, varislerinin ya da bir başkasının yararlandığı bir sigorta türü. Yaşam sigortası.
Guarantying : Tekeffül etmek. Garantör. Garanti altına alma. Rehin. Emniyet. Kefalet. Teminat. Garanti.
Policy : Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü. Sigorta sözleşmesi. Poliçe. Tedbir. Hareket tarzı. Siyaset. İlke. İdare. Prensip.
Protection : Koruyucu. Önlem. Madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Kayırma. Koruma aracı. Vikaye. Kütüğe yazımla doğan hakların başkaları eliyle, yasalara aykırı olarak kullanılmasını önleme. Himaye. Koruma. Saye.
Ensuring : Teminat. Söz. Vaat. Garanti.
Guarantee : Güvence altına almak. Borçlanımı, borcun ödenmesinin üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya sağlanılması. kişisel inanca. Kefalet etmek. Güvence vermek. Teminat vermek. Senet vermek. Garantilemek. Tecim belgitlerinde üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına alacaklılara karşı borçlanmada bulunması.
Fire insurance : Yangın durumunda mülkiyetin zararını tazmin eden sigorta. Yangın sigortası. Yangın güvencesi. Yangından meydana gelecek olan dokuncaları karşılamak üzere yapılan güvence.
Reinsurance : Bir güvence ortaklığının yaptığı güvencenin diğer bir ortaklık tarafından tekrar güvencelendirilmesi (çoğunlukla büyük güvence ortaklıklarında dokuncanın paylaşılması). Yineli güvence. Mükerrer sigorta. Sigortacının sigorta ettiği rizikoyu başka bir sigortacıya sigorta etmesi. İkinci sigorta. Reasürans. Sigortanın yinelenmesi. İkili güvence. Bir güvencecinin yaptığı güvenceyi tümü ya da birkaç bölümü ile bir başka kuruluşta da güvencelendirmesi.
Self insurance : Dahili sigorta işlemi. Kendinden emin. Kendisine güvenen. Muhtemel zararı karşılamak amacıyla bir takım ihtiyatları saklamak suretiyle yapılan kendi kendini sağlama alma eylemi.
Contract : Daralmak. Sözleşme yapmak. Anlaşma yapmak. Daraltmak. Sözleşme. Ölçüsünü küçültmek. Mukavele. Kontrat. Bağıtlaşmak.
Insurance synonyms : hazard insurance, business interruption insurance, malpractice insurance, term insurance, guaranties, premium, liability insurance, health insurance, social security contribution, assurance, assurances, indemnities, sick insurance, coinsurance, security, medicare, insurance policy, safety fuse, indemnity, floating policy, insuarence premium, fuse, indemnization, automobile insurance, medical insurance, circuit breaker, life assurance, indemnification, indemnifications, group insurance, cover, safety net, insurance premium.
Insurance ingilizce tanımı, definition of Insurance
Insurance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of insuring, or assuring, against loss or damage by a contingent event. A contract whereby, for a stipulated consideration, called premium, one party undertakes to indemnify or guarantee another against loss by certain specified risks. Cf. Assurance.

Bu kısımda Insurance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Insurance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Insurance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Insurance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.