Interferes türkçesi Interferes nedir

Interferes ile ilgili cümleler

English: Even a small sound from the TV interferes with my concentration.
Turkish: Televizyondan gelen en küçük bir ses bile konsantrasyonumu bozuyor.

Interferes ingilizcede ne demek, Interferes nerede nasıl kullanılır?

Interfere : Parazit yapmak. Yoluna çıkmak. Çatışmak. Müdahale etmek. Burnunu sokmak. Karışmak. Dokunmak. Araya girmek. Engellemek. Girişmek.

Interfered : Dokunmak. Engellemek. Karışmak. Parazit yapmak. Girişmek. Burnunu sokmak. Müdahale etmek. Yoluna çıkmak. Çatışmak. Araya girmek.

Interference : Müdahale etme. Yakın ya da aynı yinelenimdeki iki yayının birbirini etkilemesi durumu. Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok, kimi yerlerde az çıkması olayı. İki markanın, birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzemesi. Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim. Işık dalgalarının birbirlerini etkilemesiyle, dalga boyları cinsinden, faz ayrımına göre ışık koyuluğunun artması ya da azalması. Karışma. Tezat. Karışım. İnterferens.

 

Interference colors : Eşyönsüz kristallerde nikollerin haclanması ile görülen renkler. (nikol esas kesitlerinin, birbirleriyle çakışmadıkları durumlarda görülen bu renkler, eşyönsüz kristalin çift kırıcılığına ve kesitinin kalınlığına bağlıdır.). Girişim renkleri.

Interference field : Karışma alanı.

Interference immunity : Karışma dayanıklılığı. Girişim dayanıklılığı.

Interference guard bands : Karışımönler bantlar.

Interferer : Burnunu sokan kimse. Karışan kimse. Karşıt takım oyuncusunu engelleyen oyuncu (spor). Müdahale eden kimse. Rahatsız eden kimse veya şey.

Interference pattern : Girişim örüntüsü.

Interference susceptibility : Karışma duygunluğu.

İngilizce Interferes Türkçe anlamı, Interferes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interferes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interlope : Başkasının işine karışmak. Uygun belge olmadan bir başkasının alanına girmek (ticarette olduğu gibi).

Dab : Kurulamak. Hafif vuruş. Hafifçe dokunmak. Hafifçe vurmak. Hafifçe sürmek. Klişe yapmak. Hafif kompres. Uzman. Tıklamak. Dokunma.

Intercede : Rica etmek. Yalvarmak. Aracılık etmek. Şefaat etmek.

Bar : Parmaklıkla çevirmek. Parmaklık takmak. Demir çubuk. Sürgülemek. Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi. Parça. Savunmanlar kurumu. Menetmek. Yasaklamak. Hapsetmek.

Jam : Bastırmak. Kenetlenmek. Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak. Tıkmak. Yayını bozmak. Sıkıştırmak. Sıkışıklık. Doğaçlama çalmak (caz).

 

Step ins : El atmak. İçeri girmek. Girmek. İçeri gelmek. Bağcıksız ayakkabı. İçeri adım. İçeri gitmek. Devreye girmek.

Block : Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Kütle. Bloke etmek. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Deneysel tasarımda amacı, konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek, böylece hatayı azaltmak olan, deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Kalıplamak. Kapamak. Alıkoymak.

Contacted : İlişki kurmak. Temas etmek. Görüşmek. Temasa geçmek. İrtibat kurmak.

Abut : Uç uca gelmek. Yaslanmak. Varmak. Dayanmak. Bitişik olmak.

Interceding : Rica etmek. Şefaat etmek. Yalvarmak. Aracılık etmek.

Interferes synonyms : be mixed up in, amalgamates, contacting, attacks, interfered, avert, interlopes, attack, amalgamating, clashing, averted, queer the pitch, embark on, blend, clashes, begins, step in, disagreed, baulked, tamper, intermeddle, hinder, abuts, interceded, get in the way, coincided, straying, go between, intermeddling, affects, interfere, cut in, dabbed.