Interruptive türkçesi Interruptive nedir

  • Bölen.
  • Araya giren.
  • Kesen.
  • Rahatsız edici.
  • Kesici.
  • Rahatsız eden.
  • Birbirinden ayıran.
  • Durduran.

Interruptive ingilizcede ne demek, Interruptive nerede nasıl kullanılır?

Interrupting : Sözünü kesme. Ara vermek. Kesmek. Söze karışma. Kapatmak (görüntü). Sekte vurmak. Sözünü kesmek. Sekte vurma. Söze karışmak. Yarıda kesmek.

Interruption : Kesinti. Durgu. Sekte. Kesilme. Ara. Kesiklik. Durdurma. Fasıla. İnkıta.

Interruptions : Sekte. Kesiklik. Durdurma. Sözünü kesme. Ara. Fasıla. Kesinti.

Electrical power interruption : Elektrik gücünün geçici olarak kesilmesi. Elektrik gücü kesintisi. Elektrik kesintisi.

Machine check interruption : Makine denetim kesmesi.

Interrupt handler : Kesilme işleyici. Kesme işleyici. İşkesme kotarıcısı. Kesilme kotarıcı. Kesinti işleyici program.

Interrupt level : Kesme düzeyi.

Uninterruptible power supply : Kesintisiz güç kaynağı. Bilgisayarlı bir sistemde elektrik kesildiğinde kullanılan ve bir batarya yardımıyla sistemi çalıştıran destek sistemi.

Interrupt connect : Kesme bağlantısı.

Interrupt mask : İşkesme maskesi. Kesilme maskesi.

İngilizce Interruptive Türkçe anlamı, Interruptive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interruptive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cutting : Kesme. Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işi. Kurgu hazırlığı. Kupür. Kıymık. Hafriyat. Yol. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çentik.

Worriers : Evhamlı kimse. Kaygılanan. Gelecekten endişe eden kimse. Evhamlı ve karamsar tip. Kolaylıkla kaygılanan kimse. Kötü düşüncelere kapılan kimse. Endişe duyan kimse.

Reprieve : Cezasını ertelemek. Yüreğine su serpmek. Ertelemek. Cezanın ertelenmesi. Cezayı ertelemek. Ölüm cezasını ertelemek. Ertelemek (kötü bir şeyi). Erteleme (kötü bir şeyi). Tecil etme. İçini rahatlatmak.

Divisor : Bir başka sayıyı bölen sayı. Tambölen sayı. Ortak bölen.

Disruptor : Rahatsızlık veren. Aksatan. Engelleyen. Bir şeyi bölen. Parçalarına ayıran. Düzensizliğe neden olan.

Circuit breaker : Devre anahtarı. Korunç. Elektrik akımını açan ve çok yük bindiğinde, içindeki telin erimesiyle çevrimi kapatan düzen. Çevrim kesici. Otomatik sigorta. Devre kesici anahtar. Şalter. Akım anahtarı. Devre kesici. Disjonktör.

Suspension : Geçici olarak durdurulma. Süspansiyon. Bir maddenin sıvı içinde erimeksizin çok ufak tanecikler durumunda dağılmasından oluşan karışım. Geçici olarak yürürlükten kaldırılma. Askılama. Katı bir maddenin parçacıklarının sıvı ya da yine katı bir madde içinde, onun parçacıkları ile erimeksizin karışması. süspansiyonda dağılma fazı ve dağılan faz olarak iki faz vardır. Askıya alma. Sarkıtılma. Uzaklaştırma. Asılma.

Heckling : Ditme. Sorularla sıkıştırma.

Arrestor : Tutuklayan kişi. Tutuklayan. Durduran kimse. Tutuklayan kimse.

Interpolation : İki ucu belli çoğa değerleri dizisine dayanarak bir ara değeri kestiren ölçüm ya da çoğa uzancası. bk. uzanca. Genellikle, iki bilinen nokta arasındaki ara değerlerin kestirilmesi işlemine verilen ad. Ara değer hesabı. Ekleme yapma. Enterpolasyon. Aradeğer bulma. Eğitim, ekonomi, fizik, iktisat alanlarında kullanılır. İç değerbiçim. Metne eklenmiş sözcük veya cümle. Ara kestirim.

 

Interruptive synonyms : occurrent, natural event, interjection, besetting, disuniter, bothersome, parting, whittlers, hounder, annoying, break, troubling, hounders, disuniters, fissiparous, whittler, eclipse, cutout, distracting, avoider, respite, interpellation, abatement, fraught, fiddly, incisive, punctuation, hair clippers, contact breaker, interceptive, line of section, pestering, disjuncts.

Interruptive ingilizce tanımı, definition of Interruptive

Interruptive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Interrupting. Tending to interrupt.