Izgara nedir, Izgara ne demek
Izgara; kökeni rumca dilinden gelmektedir.
- Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç.
- Bu araç üstünde pişmiş.
- Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril.
- Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara

- Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
"Izgara" ile ilgili cümle
- "Ötekisinde altından hâlâ ızgaraları sallanan bir futbol ayakkabı eskisi vardı." - S. F. Abasıyanık
- "Izgaranın sokağa verilen bacasından, kızardıkça yağları eriyen köftelerin kokusu vuruyordu dışarıya." - N. Cumalı
- "Gün batmadan çok evvel işlerini bitirdikleri için bu saatte meze ve ızgaralardan başka bir şey kalmaz." - R. N. Güntekin
Yerel Türkçe anlamı:
Izgara
Biyoloji'deki anlamı:
Elektron mikroskobunda incelenmek üzere ültramikrotomda alınan ince kesitlerin (200-1000 Angstrom) üzerine konduğu bakır, alüminyum, nikel ve benzeri gibi maddelerden yapılmış ızgara. Grit.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Dekor parçalarının ya da ışıldakların asıldığı çubuk askı palangalarının, birbirine koşut çelik bağlantıların ya da rayların bulunduğu yer.
Nükleer Enerji alanındaki anlamı:
Bir X ışını tüpünde, anotla katot arasına yerleştirilen ve elektron akısını yönlendiren elektrot.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Radyo ışıtaçlarında eksiuç ile artıuç arasına yerleştirilen ızgara biçiminde elektrikucu.
Bilimsel terim anlamı:
Ayaktopu ayakkabılarının altlarına çivilenen ve tabanla topuk genişliğinde uzayan 12,7 mm. genişlikte kösele ya da sert lastik parçaları. (Tabanda iki, topukta ise bir tane bulunur ve çıkıntılar birbirine koşuttur.)
İngilizce'de Izgara ne demek? Izgara ingilizcesi nedir?:
stud, grid, raster, gridiron, control grid
Izgara hakkında bilgiler
Izgara, maden veya ağaç çubukların aralıklı olarak sıralanması ile meydana getirilen parmaklık veya kafes şeklindeki alettir.
Çeşitli işlerde kullanıldığı için büyüklükleri ile yapılış tarzları değişiktir.
Mutfakta et, balık ve köfte kızartmak için kullanılanlar tel veya demirden yapılır. Dikdörtgen veya daire şeklinde olanları vardır. Tutmak için bir de sapları bulunur.
Sobalarda biriken külleri aşağıdan almak için kullanılan ızgaralar; lağım, yalak gibi yerlere çeşitli maddelerin girerek tıkanmasına mani olmak için konan ızgaralar değişik tiplerde imal edilir. Bir de inşaatlarda temeli sağlam oturtmak için ağaç, demir ve betondan yapılmış olan temel ızgaralar; alt katlardaki havalandırmayı sağlamak için demirden aralıklı konan ızgaralar başka tipleridir.
Izgara ile ilgili Cümleler
- Izgarada kolumu yaktım.
- Hiç balık ızgara yaptın mı?
- Izgarada pişmiş balığı severim.
- Bu ızgara et için bir daldırma sos var mı?
- Bu şimdiye kadar yediğim en iyi ızgara yapılmış peynirli sandviçlerden biriydi.
- Teflon saplı ızgaralar neredeyse kullanılmaz.
- Bu eti ızgara yapamam. Bozulmuş!
- Izgara sıcak.
- Kakofoni ızgara seslerin bir karışımıdır.
- Izgaraya çok yaklaşma, yanabilirsin.
- Ali eti ızgaradan çıkardı.
Izgara tanımı, anlamı:
Çubuk : Kumaşta düz çizgi. Körpe dal. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası.
Ağaç : Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
Aralık : Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Yarı açık, tam kapanmamış. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Tuvalet. Ara. Uygun, elverişli durum, fırsat. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor.
Sıralanma : Sıralanmak işi.
Parmaklık : Dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya korkuluk. Kesik veya yara bulunan parmağı korumak için üzerine geçirilen, çoğunlukla plastik kılıf.
Kafes : Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti. Şimşirlik. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Hapishane.
Havalandırma : Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma. Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi.
Demir : Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Güçlü, kuvvetli, sert. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış. Çıpa. Bu elementten yapılmış parça.
Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Köfte : Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek.
Izgara demiri : Kazan ızgarasını meydana getiren demir çubuklardan her biri.
Izgara köfte : Kıyma ve özel baharatların karıştırılıp yoğrulmasıyla hazırlanan, ızgarada pişirilen bir köfte türü.
Izgara parmaklığı : Yüzen cisimleri ve yaprakları tutmak için, bir barajda, yükleme odasında basınçlı boru ağzının önüne eğik olarak yerleştirilen demir parmaklık.
Izgara yatağı : Katı yakıtlı madenî bir ocağın, içine ızgaranın yerleştirildiği kısmı.
Gemi ızgarası : Üstünde gemi yapılmış olan büyük kızak.
Halat ızgarası : Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara.
Izgaralı : Izgarası olan.
Izgaralık : Izgara yapmaya elverişli (et).
Izgarasız : Izgarası olmayan.
Metal : Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde.
Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
Araç : Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
Pislik : Kir. Dışkı, necaset. Kötü, zararlı davranış veya iş. Kötü durum. Pis olma durumu. Başkalarına zarar veren kimse.
Tıkama : Tıkamak işi.
Önlemek : Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek. Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak.
Havalandırmak : Havaya kaldırmak. Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak.
Maden : Bu mineralden yapılmış. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Uyuşturucu, esrar, eroin. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Metal. Maden ocağı veya maden işletmesi. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
İzgara : < Rum. skara İngilizce'de Izgara ne demek? : adj. grilled n. grill, griller, gridiron, grate, broiler, grating, grilled meat, grid, grille, riffle Fransızca'da Izgara : grillé Almanca'da Izgara : n. Grill, Rost Rusça'da Izgara : n. решетка (F), конфорка (F), жаркое (N), поджарка (F)Diğer dillerde Izgara anlamı nedir?

Bu kısımda Izgara nedir? Izgara ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Izgara tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Izgara hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.