Şahlanmak nedir, Şahlanmak ne demek

"Şahlanmak" ile ilgili cümle

  • "Zifirî siyah üstüne iki tane açık, iki tane de orta koyulukta dört renk serpildi mi gözlerimiz derhâl şahlanıyor." - B. R. Eyuboğlu
  • "Altımdaki beygir acı acı kişneyerek şahlanır gibi oldu." - O. C. Kaygılı
  • "Gösterdiğimiz kahramanlıklar, harp meydanlarında asırlarca şahlanmış Türk yiğitliği kendilerine layık olacağı kadar yazılabilmiş değildir." - A. Ş. Hisar

Şahlanmak kısaca anlamı, tanımı:

Şahlanma : Şahlanmak işi.

Ayak : Basamak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında uyak. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Göl ayağı. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Bacak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut.

 

Keser : Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Durmak : Kalmak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Var olmak. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Yaşamak. İşlemez olmak, çalışmamak. Ara vermek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Bir yerde olmak veya bulunmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Beklemek, dikilmek. Varlığını sürdürmek. Hareketsiz durumda olmak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Dinmek, kesilmek.

Kalkmak : Derlenip götürülmek. Uçmak, havalanmak. Varlığı, hayatı son bulmak. Başka yere gitmek, taşınmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek. Uygulanmaz olmak. Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek. Yok olmak, artık bulunmamak. Kabarmak, ayrılmak. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. Yukarı doğru yükselmek. Uyanarak yataktan ayrılmak. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. Gitmek üzere yerinden ayrılmak. Taşıtlar yola çıkmak. Ayakta beklemek. Güncelliğini yitirmek.

 

Taşkınlık : Taşkınca davranış. Taşkın olma durumu.

Göstermek : Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Öğretmek, açıklamak. Görünmek, benzemek. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Etmek. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Belirtmek, anlatmak. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Kanıtla inandırmak.

Coşmak : Heyecanlanmak, içten içe kaynamak, aşırı duygulanmak. Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak, galeyan etmek. Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak.

Kükremek : Kızgınlık ve öfke ile yüksek sesle bağırmak. Deniz, nehir kabarmak, taşmak. Coşmak, taşkınlık göstermek. Coşkuyla saldırmak. Mayalanıp kabarmak. Gür bir biçimde yetişmek. Aslan, bağırmak.

Parlamak : Mevkisi yükselmek. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak. Ortaya çıkmak. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak. Tutuşup alev çıkarmak. Birdenbire öfkelenmek. Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak.

Işıldamak : Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.

Diğer dillerde Şahlanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Şahlanmak ne demek? : v. rear up, ramp, rear

Fransızca'da Şahlanmak : se cabrer

Almanca'da Şahlanmak : v. bocken

Rusça'da Şahlanmak : v. вздыбливаться, воодушевляться, вздыбиться