Şeytan nedir, Şeytan ne demek

Şeytan; bir din b. terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Türk kukla tiyatrosunda kötü ruh simgesi olan tip.

Halk efsanelerinde ve sonraki büyük dinlerde kötülüğün simgesi. Tiyatroda bu roly oynayanlar, bütün yanlarında korkunç yüzler bulunan deriden özel giysiler giyerlerdi.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Halk efsanelerinde ve Goethe'nin "Faust" adlı yapıtında "meplins topheles". Orta Çağ oyunlarında kötülüğün simgesi. Bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi.

İngilizce'de Şeytan ne demek? Şeytan ingilizcesi nedir?:

devil

Şeytan tanımı, anlamı:

Şeytan azapta gerek : "sevilmeyen bir kimse zorluk içinde kaldığında bunu hak etmiştir" anlamında kullanılan bir söz.

Şeytan diyor ki : Yapılmaması gereken bir davranışı yapma isteği duyulduğunda söylenen bir söz.

Şeytan dürtmek : Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.

Şeytan elini çekmiş : Uygunsuz bir iş yapacak veya kötülük düşünecek durumu olmayan çok yaşlı kimseler için kullanılan bir söz.

 

Şeytan aldatmak : Uyku hâlindeyken meni boşalmak, düş azmak. bazı davranışlarda iradeli, güçlü davranamamak, nefsine uymak.

Şeytan kandırmak : Düş azmak, şeytan aldatmak.

Şeytan geçmiş gibi : Birkaç kişinin konuştuğu sırada kısa bir süre sessizlik olması durumunda kullanılan bir söz.

Şeytan geçti : Şeytan geçmiş gibi.

Şeytan gibi : Çok zeki ve kurnaz.

Şeytan görsün yüzünü : Sevilmeyen, görmek bile istenilmeyen kimse için söylenen bir söz.

Şeytan kulağına kurşun : Aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde "nazar değmesin" anlamında söylenen bir söz.

Şeytan tüyü olmak : Kendini herkese kolaylıkla sevdirme özelliği bulunmak.

Şeytana külahı ters giydirmek : Çok kurnaz olmak.

Şeytana parmak ısırtmak : Çok kötü ve çirkin bir şey yapmak.

Şeytana uymak : Günah işlemek. doğru yoldan ayrılarak kötü bir şey yapmak.

Şeytanın bacağını kırmak : Herhangi bir sebeple yapılmayan bir işe başlamak veya gidilmeyen bir yere gitmek. uğursuzluğu, şanssızlığı, aksiliği yenmek.

Şeytanın gör dediği : Başkalarının göremediği, farkına varamadığı incelikler veya gerçekler.

Şeytanın işi yok : "ne hikmetse, aksilik bu ya" anlamında kullanılan bir söz.

Şeytanın arka bacağı : Çok akıllı ve yaramaz (çocuk).

Şeytanın yattığı yeri bilmek : Bilinmesi ve hatırlanması güç şeyleri bilmek, çok kurnaz ve açıkgöz olmak.

Şeytanarabası : Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu.

Şeytan bezi : Erkek elbisesi yapımında kullanılan kadife dokunuşlu bir tür pamuk kumaş.

Şeytan çekici : Hareketli ve becerikli çocuk.

 

Şeytan elması : Tatula.

Şeytanılain : Lanetlenmiş olan şeytan.

Şeytaniğnesi : Şeytaniğnesigiller familyasına giren kız böceklerine verilen genel ad (Aeschna).

Şeytan kırmızısı : Kırmızının parlak bir türü. Bu renkte olan.

Şeytan kuşu : Kurbağa ile beslenen, kuyruksuz bir cins büyük yarasa (Rhinolophus ferrum equinum).

Şeytanmasası : Rüzgâr veya su tarafından kayaların daha çok alt kısımlarının aşınması ile ortaya çıkan yeryüzü oluşumu, mantar kaya.

Şeytanminaresi : Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı.

Şeytan otu : Maydanozgiller familyasından nemli yerlerde yetişen mavi çiçekli çok yıllık bir bitki (Seabiosa ukranica).

Şeytan örümceği : Öğle sıcağında havada örümcek ağı gibi tel tel görünen güneş ışığı. Ördüğü ağı rüzgâra salarak onunla birlikte uzaklara giden bir cins örümcek.

Şeytansaçı : Küsküt.

Şeytan şalgamı : Kabakgillerden, iri ve etli, nişastadan oluşan, kök sapından müshil olarak yararlanılan, tırmanıcı bir süs bitkisi (Bryonia diocia).

Şeytan taşlama : Gereksiz işlerle uğraşıp asıl yapacağı işe vakit bulamama. Hac görevini yerine getiren Müslümanların, Mina adlı yerde Kurban Bayramı'nın birinci, ikinci ve üçüncü günü şeytana yedişer adet taş atmaları.

Şeytantersi : Bu bitkiden elde edilen ve hekimlikte kullanılan reçineli zamk. Maydanozgillerden, Orta Asya'da ve Akdeniz ülkelerinde yetişen, kalın köklü, sarı çiçekli, pis kokulu bitki (Ferula assa-foetida).

Şeytantırnağı : Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma).

Şeytan tırnağı : Tırnağın yanında oluşan, rahatsız edici, sertleşip kalkmış üst deri.

Şeytan uçurtması : Kâğıttan, bükülerek yapılmış üçgen biçiminde bir çeşit küçük uçurtma.

Kör şeytan : Kötü kader.

Şeytanca : Şeytana yaraşır bir biçimde, kurnazca, kurnazlıkla, iblisçe, iblisane, şeytancasına. Şeytana yaraşan.

Şeytanet : Şeytanlık, kurnazlık.

Şeytani : Şeytanla ilgili. Şeytanca.

Şeytaniğnesigiller : Kız böcekleri takımına giren bir familya.

Şeytanımsı : Şeytansı.

Şeytanlık : Şeytan olma durumu. Hile, kurnazlık.

Şeytanlık etmek : Şeytanca bir davranışta bulunmak, kurnazlık etmek.

Acele işe şeytan karışır : Düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılmış olan işten iyi sonuç alınamayacağını anlatan bir söz.

Aksi şeytan : İşler yolunda gitmediği zaman "ne kadar ilgisiz, münasebetsiz" anlamında kullanılan bir söz.

Cin olmadan şeytan çarpmak : Gücünün üstündeki işleri başarmaya kalkışmak.

İnsan insanın şeytanıdır : "uygunsuz arkadaş, insanı doğru yoldan saptırır, kötülüğe sürükler" anlamında kullanılan bir söz.

Kör şeytandan bulmak : Kaderi kötü olmak.

Yüzünü şeytan görsün : Sevilmeyen bir kimseye karşı duyulan nefreti belirtmek için kullanılan bir söz.

Secde : Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere getirerek alınan durum.

Cennet : Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer).

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Emir : İstek. Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm. Buyruk, komut, talimat, ferman.

İblis : Kötü, düzenci kimse. Şeytan.

Düşünceli : Düşünerek davranan, anlayışlı. Kaygılı, tasalı. Düşüncesi olan.

Niyetli : Niyeti olan, niyet eden. Oruç tutmakta olan (kimse).

Kötü : Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Kaba ve kırıcı. Zararlı, tehlikeli. Aşırı, çok. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Kurnaz : Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz, hin.

Uyanık : Uyumamış, bidar. Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili. Uykudan uyanmış. Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan, müteyakkız. Açıkgöz, kurnaz, cingöz.

Şeytan ile ilgili Cümleler

  • O, şeytanla bir anlaşma yaptı.
  • Şeytan haçın arkasında pusuda bekliyor.
  • Şeytan, dünyada en çok cehaletten beslenir.
  • Şeytan kız kardeşimi yakaladı ve, muazzam bir kahkahayla, onu dipsiz bir çukura fırlattı.
  • Şeytan "Bu çok eğlenceli" diye düşündü.
  • Ruhumu şeytana satmak istemiyorum.
  • Meleklerin iki kanadı, Şeytan'ın bir kuyruğu vardır.
  • Ali Tanrı ile şeytan arasındaki farkı bilmiyor.
  • Şeytana tapanlara satanist deniyor.
  • Meleklerin arpları, şeytanların bodhránları vardır.
  • Sen bir şeytan'ın gerçek oğlusun.
  • Boş duran eller şeytanın aletidir.
  • Şeytan öldü.
  • Şeytan Tanrı'ya dava açtı.

Diğer dillerde Şeytan anlamı nedir?

İngilizce'de Şeytan ne demek? : adj. artful, crafty, cunning, sly, wily

n. devil, the evil one, Dickens, daemon [Brit.], demon, deuce, Prince of Darkness, archenemy, arch-fiend, cloven foot, cloven hoof, the old dragon, the Enemy, fiend, the Tempter, Lucifer

Fransızca'da Şeytan : démon [le], diable [le]

Almanca'da Şeytan : n. Teufel, Satan, Luzifer, Antichrist, Widerchrist, Versucher, Gottseibeiuns, Urian, Erzfeind, Erbfeind, Feind: böser Feind

adj. dämonisch

Rusça'da Şeytan : n. черт (M), дьявол (M), сатана (M), бес (M), демон (M), дух (M), окаянный (M), бестия (F)

adj. дьявольский, бесовский, демонический