Şiddet nedir, Şiddet ne demek

Şiddet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Şiddet" ile ilgili cümleler

  • "Rüzgârın şiddeti."

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

[Bakınız: yeğinlik]

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Enfekte olmuş her bir konaktaki bir asalak türünün sayısı, intensiti.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir sesin kulağımızda yaptığı etki.

İngilizce'de Şiddet ne demek? Şiddet ingilizcesi nedir?:

intensity, ıntensity

Şiddet hakkında bilgiler

Şiddet veya yeğinlik, temel dürtü ve varoluş gereği savunma veya karşı savunma harici daha çok insanlarda ve topluluk halinde yaşayan hayvanlarda grup içi otorite sağlamak için diğerinin varlığını tehdit unsuru görmek ve onu bu konuda denemek daha doğrusu sindirmek için karşı tarafa uygulanılan zarar vermeye yönelik psikolojik davranış türüdür.

Toplumumuzda sıkça baş vurulan bir hareket tarzı olan şiddeti tanımlamak gerekirse. Şiddet : Uygulayıcısı tarafından bilinçli olarak karşıdaki kişiye ya da kişilere, kurum ya da kuruluşlara hatta canlı diğer varlıklara ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) çeşitli amaçlar adına çıkar elde etmek, onlara karşı üstünlük ya da hakimiyet kurmak, istenilen hal ve hareketlerin elde edilmesini sağlamak, imtiyaz ya da ayrıcalık sağlamak, saygınlık ya da sevgi kazanmak, kısacası maddi ve manevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesini sağlamak amacı ile fiziksel, sözlü, psikolojik ya da işaretler yardımı ile uygulanan kişi ya da kişilerin, kurum ya da kuruluşların hatta canlı diğer varlıkların ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) yaşam, özgürlük, irade, istek, hak ve sağlıklarına zarar verici, bu hakları ortadan kaldıran ya da geçici süre ile bunların ortadan kaldırılmasını sağlayan hal ve hareketlerin tümüne şiddet denilebilir.

 

Örnek vermek gerekirse, evli bir çiftin, kocanın karısına, kadının kocasına aile içi ya da dışı problemlerden ötürü fiziksel şiddet uygulaması ( dayak, itmek, çimdiklemek vb.) olabileceği gibi gene aralarında olan anlaşmazlıklardan doğan problemlerden ötürü aşağılama, küfür etme, hakaret etme gibi sözlü şiddet de görülebilir. Yine aynı çift arasında problemlerden ötürü dargınlık ve eşlerin bir birine surat asması da psikolojik şiddete örnek gösterilebilir.

İşaretler ile yapılmış olan şiddet içinde verilebilecek örnekler şunlar olabilir; iki ya da daha çok arkadaş arasında çıkan problemlerden ötürü bireylerin bir birlerine çeşitli el kol hareketlerinde bulunması ya da ebeveyn ile evlat arasında çıkan bir anlaşmazlıktan ötürü ebeveynin evladına söz ya da fiziksel bir hareketten ziyade sadece elini kaldırması ve tehdit kar bir bakış ile bunu desteklemesi de şiddet olarak sayıla bilir. Bu örnek de psikolojik şiddet ile işaretler ile yapılmış olan şiddet bir arada bulunmakta dır.

 

Şiddet ile ilgili Cümleler

  • Şiddet daha fazla şiddeti doğurur.
  • Tren şiddetli kar yağışı yüzünden otuz dakika geç kaldı.
  • Bütün gün boyunca şiddetli yağmur yağdı.
  • Şiddet son yıllarda arttı.
  • Şiddet, toplumumuzun kanseridir.
  • Şiddet daha sonra arttı.
  • Hedeflerine ulaşmak için şiddete başvurmayacaklarını umuyorum.
  • Şiddet iki hafta sürdü.
  • Şiddet tolere edilmeyecek.
  • Yangın şiddetlendi ve bütün köyü yaktı.
  • Ali bir ateşli silah yarasından şiddetli kanama geçiriyordu.
  • Şiddet olayında elli beş kişi öldü.
  • Yağmur dışarıda şiddetli yağıyor.

Şiddet anlamı, kısaca tanımı:

Hareket : Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Davranış, tutum.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Davranış : Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Şiddet göstermek : Kaba, sert davranmak.

Şiddete başvurmak : Kaba kuvvet kullanmak.

Şiddet olayı : Çevreyi sindirmek için yaratılan olay veya girişilen hareket.

Şiddetlendirme : Şiddetlendirmek işi.

Şiddetlendirmek : Şiddetini giderek artırmak.

Şiddetlenme : Şiddetlenmek işi.

Şiddetlenmek : Şiddeti giderek artmak, hızlanmak, azışmak.

Şiddetli : Aşırı bir biçimde. Etkisi çok olan, zorlu. Aşırı. Hızlı.

Şiddetli fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 41-47 deniz mili olan ve kuvveti 9 ile gösterilen rüzgâr.

Aşırı şiddetli fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 56-63 deniz mili olan ve kuvveti 11 ile gösterilen rüzgâr.

Çok şiddetli fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 48-55 deniz mili olan ve kuvveti 10 ile gösterilen rüzgâr.

Derece : Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Sıcaklıkölçer. Başarı gösterme.

Yeğinlik : Bir etkinliğin veya bir gücün derecesi. Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. Yeğin olma durumu.

Sertlik : Sert, katı olma durumu. Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Görüş : Gözle bir şeyi algılama yetisi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Görme işi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

Kuvvet : Şiddet, zor, cebir. Bir ülkenin silahlı gücü. Fiziksel güç, takat. Güç. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Dayanıklı olma durumu.

Kullanma : Kullanmak işi, istimal.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Hız : Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat. Çabukluk, sürat. Bir hareketten doğan güç, şiddet. Çaba, güç, gayret, takat.

Bir : Tek. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Aynı, benzer. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

Güç : Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli. Sınırsız, mutlak nitelik. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Zorlukla.

Kaba : Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri.

Duygu : Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Önsezi. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Aşırılık : Aşırı olma durumu.

Diğer dillerde Şiddet anlamı nedir?

İngilizce'de Şiddet ne demek? : n. harshness, violence, severity, vehemence, intensity, intenseness, rigor, rigour [Brit.], acuteness, stringency, edge, fierceness, force, forcefulness, heaviness, impetuosity, impetus, intension, keenness, lustiness, rough stuff, sharpness

Fransızca'da Şiddet : violence [la], intensité [la], rigueur [la], sévérité [la], force [la], impétuosité [la], véhémence [la]

Almanca'da Şiddet : n. Gewalt, Heftigkeit, Rauheit, Schärfe, Ungestüm

adj. rau

Rusça'da Şiddet : n. сила (F), крепость (F), насилие (N), суровость (F), интенсивность (F), острот`а (F), свирепость (F), ожесточение (N)

adj. насильственный