Anak nedir, Anak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hafıza, bellek.

Karşılık, mukabil.

[Bakınız: andaç].

Heykel, abide.

Hatıra, hediye, armağan.

At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer.

Anak ile ilgili Cümleler

  • Bilgisayarlar neden bu kadar akıllı? Çünkü onlar anakartlarını dinliyorlar.
  • Güney Amerikalı bir kampçının bir anakonda tarafından yenildiğini duydum.

Anak anlamı, tanımı

Anakadın : Anne olmuş kadın

Anakados etmek : Sıkmak, bunaltmak: Beni anakados etme.

Anakara üzümü : Şarapçılıkta kullanılan iri taneli, ince kabuklu bir çeşit üzüm.

Anakat : Yaprak yaylarda en üstteki, en uzun dilim.

Anakaya : [Bakınız: yerli kayaç]. Ağrı ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Anakdar : Anahtar.

Anakder : Anahtar.

Anakent : Bir ülkenin ya da bölgenin, çevresindeki tüm kentsel ve kırsal topluluklara (yerleşim yerlerine) ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen bulunan ve genellikle ülkenin başka ülkelerle olan her türlü ilişkilerinin sağlandığı en büyük kenti. Ülkedeki büyük kentleriden herhangi biri. Çevresindeki bölgeye ve buradaki irili ufaklı kent topluluklarına ekonomik, uygulayımsal, ekinsel bakımlardan egemen durumda olan başlıca büyük kentlerden her birine verilen ad.

Anakent bölgesi : Ekonomik ve toplumsal yaşamın, daha çok özekteki kentin etkisi altında bulunduğu, ortak çıkarlarla ona bağlı olan, sınırlarını doğal koşullardan ve tüze kurallarından çok, günlük iş gidiş gelişlerinin belirlediği, sınırları, yönetsel sınırlarla herzaman çakışmayan büyük ölçüde kentleşmiş alan.

 

Anakent tasarlaması : Anakentlerin kentsel işlevlerini daha iyi görebilmeleri, bulundukları ülkenin gelişmesine daha çok katkıda bulunabilmeleri, buna karşılık ona her yönden daha az yük olmaları için, toprağının kullanılmasının, ekonomik ve toplumsal etkinliklerinin belli süreler için tasarlara konu yapılması.

Anakentleşme : Bir ülkede, anakentlerin çoğalması ve alabildiğine büyümesi olayının, kentleşme deviniminin başlıca özelliği durumuna gelmesi.

Anakız : Babadan çok anneyi seven, anneye düşkün olan çocuk. Evlenmemiş, yaşlanmış kız. [Bakınız: anaç]. Sevimli cana yakın küçük kız çocuğu. [Bakınız: anacı]. Öksüz. Anne ve kız.

Anakız çorbası : Mercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit çorba.

Anaklamak : Gözetlemek, bakmak.

Anakodos : Dargın, somurtkan. Sıkıntı, keder.

Anakoyak : Bir akarsu ağında, en önemsiz derelere değin tüm kolların bağlandığı ve sularını taşıdığı anaırmağın yerleştiği koyak. bk. anaakarsu.

Anaköy : Van ilinde, Gevaş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Anakreontik : Eski Yunan dize şekillerinden bazısına verilen ad.

Anaktar : Anahtar.

Anakonda : Boğagillerden, tropikal Güney Amerika'da yaşayan, 8-10 metre uzunluğunda, avını sararak ve sıkarak öldüren bir tür yılan (Eunectes murinus).

Anakronik : Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş. Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunan.

Anakronizm : Tarih yanılgısı.

Diğer dillerde Anahtarlama anlamı nedir?

İngilizce'de Anahtarlama ne demek ? : switching