Açık kapı nedir, Açık kapı ne demek

Açık kapı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

  • "Herhangi bir konuda son ve kesin sözü söylemeyerek yeniden ele alınabilmesine veya değişik öneriler sunulmasına olanak tanımak" anlamındaki açık kapı bırakmak deyiminde geçen bir söz

Yerel Türkçe anlamı:

Herkese açık olan misafirhane.

Misafiri bol ev.

Açık kapı anlamı, kısaca tanımı:

Açık kapı hırsızı : Her yere girip çıkan, her bulduğunu, gördüğünü alıp giden kimse.

Açık kapı politikası : Yabancı malları bir ülkeye serbestçe sokma politikası, açık kapı siyaseti.

Açık kapı siyaseti : Açık kapı politikası.

Kapı : Ev gezmesi için gidilen yer. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gidere yol açan gereksinim.

Açık kapı bırakmak : Gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.

Söyleme : Söylemek işi.

Değişik : Değiştirilmiş, muaddel. Farklı. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Yedek iç çamaşırı, giyecek.

 

Öneri : İncelenmek için ileri sürülen şey, teklif. Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif.

Sunulma : Sunulmak işi.

Olanak : İmkân.

Tanımak : Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek. Sorumlu bilmek. Varlığını kabul etmek. Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek. Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak. Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak. Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek. Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak.

Bırakmak : Bir işi başka bir zamana ertelemek. Koymak. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Sarkıtmak. Engel olmamak. Unutmak. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Ayrılmak, terk etmek. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Bıyık veya sakal uzatmak. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Bakılmak, korunmak için vermek. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Yanına almamak, yanında götürmemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Kötü bir durumda terk etmek. Saklamak, artırmak. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Boşamak.

Açık kapı bırakma : Bir iş ya da işlemin gelecekte sürüp gidebilmesi için bir olanak bırakma.

 

Açık kapı siyasası : İçtecim bağışıklıklarından yabancı malları da yararlandırma ya da dıştecimde, devletlere eşit işlemler uygulama.

Açık kapı ile ilgili Cümleler

  • Ali dikkatlice açık kapıyı itti ve odaya girdi.
  • Ali açık kapıyı tekmeledi.
  • Ali kilidi açık kapıyı iterek açtı.
  • Ali açık kapıyı itti.
  • Ali açık kapıyı itip içeriye baktı.

Diğer dillerde Açık kapı anlamı nedir?

İngilizce'de Açık kapı ne demek? : n. loophole