Ağırlık nedir, Ağırlık ne demek

"Ağırlık" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hediyenin ağırlığı."
  • "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu." - A. Gündüz
  • "Taşın ağırlığı.""Yükün ağırlığı."
  • "Havanın ağırlığı."
  • "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum." - F. R. Atay
  • "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."
  • "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli." - A. İlhan
  • "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."
  • "Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır."
  • "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."
 

Yerel Türkçe anlamı:

Tabanca.

Başlık parası.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir konumsal gösterimde, her bîr basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin, gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir cisme Yer'in ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne. Bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları, yenilerinde demir külçelerdir.

Güreş terimi olarak anlamı:

Güreşçinin gövde tartısı.

Kimya'daki anlamı:

Bir cisim ve yer küre arasındaki çekim kuvveti.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık.

Sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci.

Tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim.

 

Diğer sözlük anlamları:

Ağır, kıymetli.

[Bakınız: ağır]

itibar, kıymet, değer.

Vekar, temkin.

Ev eşyası.

Mehri muaccel.

Karşılık, bedel.

Bilimsel terim anlamı:

F. Bopp'un, Hin t-Avrupa dilinde temel açınık diye saydığı, a, u, i açınıklarından birincisine ağır, ikincisine orta, üçüncüsüne de hafif demek için onlarda varsaydığı nitelik.

Bir nesnenin, bulunduğu kümedeki öteki nesnelere göre önemi. Bir gözlem, tüm gözlemlerin bir işlevindeki istenen önem derecesinin belirtilmesi için, çoğunlukla çarpım biçiminde sayısal bir katsayı bağlanarak ağırlıklandırılır.

Dürtücü ya da delici kılıçların ucundaki düğme yayları direncinin, yönetmelik ölçülerine uygunluğunu anlamak için kullanılan, dürtücü kılıç için 500 gr., delici kılıç için 750 gr. ağırlığında, silindir biçiminde, ortası delik, madenden yapılmış bir ölçü.

Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin, göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer.

Yumruk oyuncusunun kilosuna göre girdiği sınıf. (48, 51, 54, 57, 60, 63, 67, 71, 75, 81'den yukarı).

İngilizce'de Ağırlık ne demek? Ağırlık ingilizcesi nedir?:

weight, significance, gravity, counterweight, test weight, chain, braceweight., bit

Fransızca'da Ağırlık ne demek?:

pesanteur, gravité, pesanteur ou poids

Osmanlıca Ağırlık ne demek? Ağırlık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sıklet, vezin

Ağırlık hakkında bilgiler

Ağırlık, bir cisme uygulanan kütle çekim kuvvetidir. Dünya'da bir cismi ele alırsak yükseğe çıkıldıkça ağırlığı azalır, kutuplara gidildikçe ağırlığı artar, ekvatora gittikçe ağırlığı azalır. Ağırlık birimi newton'dur ve kısaca 'N' ile gösterilir.

Yatay bir taban üzerine konan bir cismin, o taban üzerine yaptığı basınca ya da bir noktaya asılı bir cismin, o noktaya uyguladığı yer çekimi kuvvetine verilen ad.

Bu bakımdan, ağırlığın yönü, yer çekimi kuvvetinin yönündedir. Bu da, cismin kütlesine ve o yerin ivmesine bağlıdır. İvme, yeryüzünde cismin bulunduğu yere göre değişebildiğine göre, kütlesi sabit olan bir cismin mutlak ağırlığı, küre üzerinde bulunduğu yere göre değişir.

Ağırlık ile ilgili Cümleler

  • Cüce sivri fare, ağırlık olarak en küçük memelidir. Sadece 1,8 gram ağırlığındadır.
  • Zürafa yüzemez çünkü ağırlık merkezi çok yukarıda olduğundan baş aşağı döner.
  • Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.
  • Hava ağırlıklı olarak nitrojen ve oksijenden oluşur.
  • Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.
  • Bilim adamları başta fizik konuları ağırlıklı olarak uğraşırlar.
  • 250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.
  • Mevcut toplantıların sıklaştırılması ve iletişime daha fazla ağırlık verilmesi gündeme getirildi.
  • Tom, yerel bir spor salonunda ağırlık antrenmanı yaptı.
  • Sınavlarınız olduğu zaman, ağırlık kaldırmak gerçekten stresi azaltır, ve bu zihniniz ve bedeniniz için de iyidir.

Ağırlık kısaca anlamı, tanımı:

Çekim : Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan. Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradığı biçimleri, tasrif. Çekme işi. Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe, traksiyon.

Ağırlık basmak : Gevşeklik ve uyku gelmek. ağır bir hava kaplamak. sessizlik oluşmak.

Ağırlık olmak : Sıkıntı vermek. birine yük olmak, kendi masrafını başkasına çektirmek.

Ağırlığı olmak : Etkisi büyük olmak.

Ağırlığınca altın etmek : Çok değerli olmak.

Ağırlığını koymak : Kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.

Ağırlık merkezi : Bir işin en önemli bölümü. Bir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası.

Ağırlık yitimi : Her tür ticari malda kuruma, dökülme, bozulma vb. sebeplerle eksilme, fire.

Başağırlık : Ağır sıklet.

Gramağırlık : Gramkuvvet.

Horoz ağırlık : Hafif sıklet.

Kilogramağırlık : Bir kilogramlık bir kütlenin yer tarafından çekilmesini sağlayan güce yani 9,81 Newton'a eşit olan güç birimi, kilogramkuvvet.

Orta ağırlık : Boksta 71 kilogramdan 75 kilograma kadar olan boksörlerin ayrıldığı kategori, orta sıklet. Güreşte, güllede ve halterde 72-79 kilogram ağırlığındaki oyuncuların ayrıldığı kategori, orta sıklet.

Özgül ağırlık : Bir cismin 1 santimetreküp hacmindeki parçasının ağırlığı, dansite.

Sinek ağırlık : Sinek sıklet.

Tüy ağırlık : Tüy sıklet.

Atom ağırlığı : Herhangi bir atomun 16 sayısı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağırlığı.

Ağırlıklı : Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. Elektronik tartma aracı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Su terazisi. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

Tartma : Tartmak işi. Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme. Başörtüsü, yemeni.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Kefe : Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü. Terazi gözlerinden her biri.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje.

Değerlendirme : Değerlendirmek işi, kıymetlendirme. İletişim organlarında izlenme oranı.

Kütle : Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Kitle. Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın.

Ağır : Sindirimi güç (yiyecek). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Yoğun. Çapı, boyutu büyük. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Ciddi. Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan. Ağırbaşlı, ciddi. Çetin, güç. Yavaş.

Olma : Olmak işi.

Sıkıcı : İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden.

İç : Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Ten ile dış giysiler arası. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Oyuk şeylerin boşluğu. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Muhteva. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Mide, bağırsak, karın. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı.

Yük : Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Tedirginlik veren şey, engel. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Bir şeyin ağırlığı. Doğacak bebek. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar. Eşya. Yüklük. Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev.

Külfet : Büyük masraf. Sıkıntı, zorluk.

Takı : Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Kadınların ziynet eşyası, asım takım. Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler.

Sorumluluk : Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet.

Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Baskı : Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bası sayısı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres.

Güçlük : Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat. Zorluk. Engel, pürüz.

Sıkıntı : Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet.

Ağırbaşlılık : Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.

Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.

Uyuşukluk : Uyuşuk olma durumu.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Gevşeklik : Uyuşukluk, kesiklik, rehavet. Gevşek olma durumu. İlgisiz, kayıtsız davranış.

Ağırlık basmak : gevşeklik ve uyku gelmek; ağır bir hava kaplamak; sessizlik oluşmak. İlgili cümle: "“Yavaş yavaş bir ağırlık çöktü. Bir sakinlik herkesi kapladı.”" M. Ş. Esendal.

Ağırlık bitirmek : Düğünden önce kız ve oğlan tarafı bir araya gelerek, yapılacak işler hakkında konuşmak, anlaşmaya varmak.

Ağırlık bulmak : Hürmet görmek.

Ağırlık etmek : Hürmet etmek, izaz, ikramda bulunmak, ağırlamak.

Ağırlık fonksiyonu : (…)

Ağırlık ilkesi : Gümrük bildirmeliğinde, mal ağırlığının vergiye temel alınması. (Bu nitelikteki bildirmeliğe ölçü bildirmeliği de denir).

Ağırlık işlevi : Ağırlıklandırma amacıyla kullanılan eksi olmayan bir işlev. Özellikle karar işlevlerinde kullanılır.

Ağırlık noktası : Bir araştırma ya da gözlem sürecinin temel bilgi konusu ya da bir gözlem dağılımının ortalama eğilimi.

Ağırlık özeği : Bir cismin bütün ağırlığının toplandığı varsayılan nokta; cisim bu noktadan desteğe ya da askıya alınırsa dengede kalır. Bir ülkede ya da bölgede, nüfusun ve ekonomik etkinliklerin yoğunlaştığı, yeri fizik bilimindeki çekim yasalarına göre hesaplanan kent ya da yerleşim yeri. Bir Öklit uzayında eşit kütleli ve konum yöneyleri doğrusal bağımsız olan, sonlu sayıda noktadan oluşan bir dizgenin kütle özeği.

Ağırlık özekli konaçlar : Rn içinde tümü bir aşırı düzlemde bulunmayan (…)sayıda nokta için, dilemsel bir (...) noktasının (...)biçiminde tek yazılımındaki (...)sayılırı.

Diğer dillerde Ağırlık anlamı nedir?

İngilizce'de Ağırlık ne demek? : n. weight, heaviness, weightiness, gravity, force of gravity, dullness, slowness, severity, arduousness, avoirdupois, heft, massiveness, plummet, ponderosity

Fransızca'da Ağırlık : poids [le], lenteur [la], gravité [la], lourdeur [la], pesanteur [la], sévérité [la]

Almanca'da Ağırlık : n. Belastung, Gewicht, Größe, Kompliziertheit, Nachschub, Phlegma, Schwere, Wuchtigkeit

Rusça'da Ağırlık : n. вес (M), груз (M), тяжесть (F), гнет (M), балласт (M), обоз (M), грузило (N), нерасторопность (F)

adj. весовой