Ağlamak nedir, Ağlamak ne demek

"Ağlamak" ile ilgili cümle

  • "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım" - O. V. Kanık
  • "Şu kara bahtıma ağlıyorum."

Ağlamak kısaca anlamı, tanımı:

Ağlamak para etmez : "üzülmenin yararı olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlamakla yar ele girmez : "kişi çok sevdiği şeye yalnızca özlemini çekmekle kavuşamaz, onu elde etmenin yollarını bulmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler : "hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlayanın malı gülene hayretmez : "birinden haksız olarak alınan mal, alana yarar sağlamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlayıp da gözden mi olayım : "meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlayıp sızlamak : Çok ağlamak.

Ağlama : Ağlamak işi.

Ağlamaklı : Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.

Ağlamaklı olmak : Neredeyse ağlayacak duruma gelmek, ağlamalı olmak.

Anası ağlamak : Çok sıkıntı çekmek, eziyet çekmek, bitkin duruma gelmek.

İçi kan ağlamak : Çok üzüntü duymak.

 

İki gözü iki çeşme ağlamak : Sürekli veya çok ağlamak.

Kan ağlamak : Büyük bir üzüntü içinde bulunmak.

Katıla katıla ağlamak : Aşırı derecede ağlamak.

Siyem siyem ağlamak : Hafif hafif, ince ince, durmadan gözyaşı dökmek.

Yüreği kan ağlamak : Derinden acı duymak, çok üzülmek.

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Sevinç : İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku.

Pişmanlık : Pişman olma durumu, nedamet.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

Gözyaşı : Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş.

Dökmek : Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Belli bir yere boşaltmak. Yakmak, tutuşturmak. Akıtmak, düşürmek. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Çok söylemek. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Bir şeyi yok etmek için atmak. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Saçmak, serpmek. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak.

Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

 

Sızlanmak : Kendine yapılmış olan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak, yakınmak, şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek.

Yakınmak : Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak. Sızlanmak, sızlanarak anlatmak, şikâyet etmek.

Bir : Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Beraber. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece.

Üzülmek : Üzme işine konu olmak. Üzüntü duymak, kaygılanmak.

Ağlamak ile ilgili Cümleler

  • Biriyle birlikte ağla. Yalnız ağlamaktan daha şifalıdır.
  • Dün gece bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
  • O çocuk bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
  • Ali Mary'yi ağlamaktan vazgeçirecek bir şey söyleyemedi.
  • Annesinin ölümünü duyduğunda ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
  • Her gün kahkaha atmakla ve ağlamakla çok meşgulüm bu yüzden ders çalışmak için zamanım yok.
  • Onu neşelendirmeye çalıştım ama o ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
  • Ali Mary'nin ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.
  • Zavallı küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
  • Ali Mary'nin ruhen yıkıldığını ve ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.

Diğer dillerde Ağlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Ağlamak ne demek? : v. cry, weep, give a cry; pule, shed tears, snivel, wail, whimper; yammer

Fransızca'da Ağlamak : pleurer, chialer, larmoyer

Almanca'da Ağlamak : v. beweinen, greinen, heulen, jaulen, nachweinen, plärren, schreien, trauern, weinen

Rusça'da Ağlamak : v. плакать, реветь, голосить, зареветь, взреветь